Endüstri 4.0 / 5.0

Ali Akurgal
Endüstri 4.0 / 5.0

Artık fuarlara kadar Endüstri 4.0 konuşuluyor. Hattâ, tanıtımlarda, “teorisini değil, fabrikalardaki uygulamalarını görün” anlamlı sloganlar kullanılıyor. Endüstri 4.0’ı yerli ürünlerle kurma olanağını baka baka kaçırdık.

Bir dönem, bir bakan, “teknolojinin geliştirmesini yapamıyoruz, bâri uygulamasını yapalım da sırf tüketeni olmakla kalmayalım” anlamında sözler söylemişti. O dönem, bilişimciler olarak, “biz teknolojiyi geliştirebiliriz de” diye karşı çıkmıştık, yaptıklarımızı sergilediğimiz, ödüller verdiğimiz bir geceye konuk etmiştik bakanı ve “eh o kadar da kötü değilmişiz gerçekten” sözünü almıştık ağzından.

Ama geldiğimiz noktada, endüstri 4.0’da da belki biraz kullanan ama ağırlıklı olarak tüketen konumumuz perçinlendi. Elbette, ender de olsa, teknolojiyi geliştirenler de çıkıyor.


“Teknoloji” sözü, cep telefonu işleticilerinin o yöne çekmesiyle, halk arasında cep telefonu uygulamalarına özdeş olarak algılanmaya başladı. Halbuki, bu alan, teknolojinin bir parçası. Hepsi değil. Üstelik de tüketime yönelik parçası.

Cep telefonu uygulamaları ile bir üretim tekniğinin iyileştirilmesi söz konusu değil. Dolayısıyla üretimde kaliteyi artırmıyorsunuz veya üretim giderlerini düşürmüyorsunuz. Elbette bunları cep telefonu gibi cihazlar üzerinden yapmak ta mümkün. Bu alana “NB IoT” (narrow band internet of things – dar bantlı nesnelerin interneti) deniyor. Bunda, evet cep telefonu işleticilerinin altyapısı kullanılıyor, ama ucunda bir cep telefonu yok; bir telsiz akıllı denetim ve yönetim birimi var.

Akıllı derken, gene halk arasında “yapay zekâ” olarak adlandırılan akıllılıktan söz ediyorum. Gerçek anlamda zekâ değil; bu, “anlamıyor” (önceki yazıma bakın lütfen). Bu alanda Türkiye’de de teknoloji geliştirmek mümkün. Ama yaygın değil.

Endüstri 4.0 böylece seyircisi olduğumuz şekilde geçip giderken, önceki yazılarımdan birinde, “endüstri 5.0 mantığı ile düşünebilen makine mühendisleri arıyorum” diye yazmıştım. İki okuyucum başvurdu. İkisine de teşekkür ediyorum. Neydi endüstri 5.0 mantığı? Giderek, yazılımdaki akıllılık, programların tasarımcıya sağladığı destek artıyor. Öyle ki, bundan 40 yıl önce 4-5 ayda ancak yapabildiğim karmaşıklıktaki tasarımları 2-3 günde yapabilir oldum. Bunu, “high level language” denilen, neyin yapılacağını tasarımcının tanımladığı, buna ilişkin devre veya yazılım parçasını ise makinelerin (kimine göre yapay zekâ’nın) bilinen kalıplarla ortaya koyuverdiği yönteme borçluyuz. Endüstri 5.0’da ise bir adım daha ileri gidiliyor. Örneğin makine alanında, bugün satın alabileceğiniz tasarım kolaylıkları (computer aided design – CAD) ile, bilgisayar ekranına boşlukta bir yüzey çizip “burası duvar, tasarlayacağın parçayı (işaretleyerek) şu dört noktadan bu duvara bağlayacaksın” diyebiliyorsunuz.

Sonra, gene boşlukta, az ötede bir başka düzlem belirleyip, “burası o duvara şu kadar uzakta, şu açıda bu kadar eğimde” gibi tanımlıyorsunuz. “Burada şu yönde şu kadar ağırlık olacak, bunu taşıyacak aradaki parçayı çiziver” diyorsunuz. Yazılım size o parçayı “aklına göre” çiziyor.

Sonra siz, kısmen estetik düşüncelerle, ağırlıklı olarak da o parçanın yer alacağı makinenin içindeki diğer parçaların hareketlerine engel olmaması için, bunun bazı yerlerini “mouse ile tutup başka yerlere çekiyorsunuz”. Parçanın değişen şekline göre, yazılım size anında, aynı taşıma gücü için gerekli parça şekil ve kalınlıklarını hesap ediyor; hattâ “bunu yaparak parçayı şu kadar ağırlaştırdın, maliyetini de bu kadar artırdın” diye rapor veriyor.

Akla hemen şu soru geliyor: biz bu işi mühendislere yaptırmıyor muyuz? Evet yaptırıyoruz. Sorun da burada işte. O mühendislerin yerini bu makineler (yazılımlar) almaya başladı. Bu mühendislerin bir üst kulvara çıkarak, daha üst düzeyde tasarım yapmaları gerek. Endüstri 5.0 mantığını kullanarak.

Ama bunun mantığını onlara hangi eğitim öğrenim verecek?

Ali Akurgal / ali@akurgal.com

Bu yazı HBT'nin 134. sayısında yayınlanmıştır.

Ali Akurgal