Yerli araç: C sınıfı SUV

Ali Akurgal Y
Yerli araç: C sınıfı SUV

Fatih Altaylı “beş babayiğit”in yerli araç girişiminden “sızdırdığım ilk bilgiler” diyerek haberler verdi. Benzer bilgiler, Bursa’daki yan sanayide de duyulmuş, tanıdıklar aktardılar. Haberler iyi. Demek ki, nur topu gibi bir aracımız olacak. Kıvanç duymalıyız. Aslında Türk mühendisi, araç tasarımı yapabiliyor. Biri hafif ticari, diğeri binek arabası iki tane Türk tasarımı aracımız var bile. Ama bir Türk markası değiller. Bunlar da kıvanç duyacağımız ürünler. Ama biraz Aziz Sancar hocanın Nobel ödülü gibi. Ne bizim, ne de yabancı.

Zengini parası züğürdün çenesini yorarmış. Sızan bilgileri değerlendirelim o zaman: Haberler arasında iki boyutlu çizimlerin tamamlandığı, “çamur aşaması”na geldiği (üç boyutlu ilk örnek) yer aldı. Tam anlayamadığım, bu aşamadan yıl sonuna kadar kalan 5 ayda bu aracın nasıl “yürür duruma” geleceği. Bunun “mucizeler içermeyen” tek bir yolu var, yürüyüş aksâmının başkaları tarafından yapılmış parçaların bir araya getirilmesiyle elde edilmesi.

Bu aslında kötü bir şey değil. Her parçasını kendiniz yapmaya kalktığınızda, hem yatırımınız çok yüksek rakamlara çıkıyor, hem de tasarım süreniz uzuyor. Ancak, bunları bir araya getirmek ayrı bir mühendislik becerisi gerektiriyor. Yoksa, her parçası bir başkasından, bir Frankeştayn’nın ortaya çıkması da mümkün. Bu konuda çok endişeli değilim, bizim insanımızın, “uyarlama” becerisi yüksek.


Şarj olmadan İzmir’e gidebilmeli

Gelelim menzil’e. Elbette, İstanbul’dan yola çıkıp, yolda şarj gerektirmeden Ankara veya İzmir’e gidemeyen bir araç “eksik yaratılmış” olurdu. Üstelik bu kırma (hybrid) olmayacağı için aküler boşaldığında çekici çağırmaktan başka seçeneğiniz de olmayacak. Bu nedenle erişim uzaklığını 500km’den fazla olarak belirlemişler. Bunu sağlamak için, aracı hafif ve dolayısıyla küçük yapmak gerek. Bu da C sınıfı araç tercihini anlamlı kılıyor. SUV, Türkçesi ile “yarı-kırsal araç” olacakmış. Kişisel olarak eşya taşıma olanağı olan bir aracı tercih ederim her zaman. Ama bu, SUV anlamına gelmiyor. Öyle bir SUV tasarlayabilirsiniz ki, binek arabası (sedan) olan bir araç ondan daha büyük eşyaları taşıyabilir. Umarım, görüntüsü öyle olan değil, işlevsel bir SUV yapmışlardır.

Çok önem verdiğim, aracı yerli ve milli kılacak olan fikri mülkiyet üzerinde titizlikle duruluyor olması.

Sıfırdan bir şase tasarlamışlar. Tüm altyapı da geleneksel petrol yakıtlı araç için olan altyapıdan devşirme değil, elektrikli araç için özel olarak, bilinçli şekilde tasarlanmış. Hiçbirini arzu etmeyiz ama, araç pahalı da olsa, pazarda tutunmayıp satış rakamları düşük kalsa da, sırf bu sıçramayı yapmış olmak ile Türk sanayiine önemli bir katkıda bulunacaktır.

Bir buçuk sene önce, salt elektrikli bir araç için tasarladığım tekerleğe ilgi duyulmamasını bu haberler ile çelişki olarak yorumladım. Belki de kimsenin dikkatini çekememişizdir, haberleri olmamıştır.

Araçta anlaşıldığı kadarıyla dünya ortalamasında yapay zekâ da yer alacak. Kendi sürüş yeteneği ile yol alabilecek. İnsan gözü ile bile yollardaki şeritler doğru dürüst ayırt edilemezken, yapay zekânın aracı gideceği şerit içerisinde tutması, Türkiye yol koşullarında, özellikle tâli yollarda çok zor. Aman sizlerle paylaştığım uçak yapay zekâsı gibi olmasın!

İngilizce “fail safe” mantığı ile tasarlanmış bir üründe, bütünün bir parçası, bir nedenle işlevini göremez hâle gelirse, o sırada çalışmakta olan bütünü tehlikeye atmaz. Örneğin bulaşık makineniz, elektrik kesildiğinde mutfağınızı su basmaz. Bu araçta direksiyon, fren, her şey elektrikli olacağı için araç hareket halindeyken akü boşalınca ne olacak? Belki de aküyü tamamen boşalmaya bırakmadan belli bir düzeyde aracı durduracaktır sistem.

Ah bir anlatsalar…

Ali Akurgal / ali@akurgal.com

Bu yazı HBT'nin 174. sayısında yayınlanmıştır.

Ali Akurgal