Yapay zeka eğitimine başlamadan sayılarla aramızı düzeltsek

Lale Akarun Y
Yapay zeka eğitimine başlamadan sayılarla aramızı düzeltsek

Sosyal medyada viral olarak yayılan konuşmasında Alman başbakanı Angela Merkel, şöyle diyordu: “Diyelim 5 hastanız var: Bunların her biri, hastalığı bir kişiye bulaştırırsa, çoğalma hızı 1 olur. Eğer bu kişilerden dördü hastalığı bir kişiye bulaştırır ama bir tanesi iki kişiye bulaştırırsa, çoğalma hızı 1,2’ye yükselir; bu da sağlık sistemimizin kapasitesinin aşılmasına neden olur.”

Merkel’in fizik alanında doktora derecesi olduğu için salgının yayılma modellerini iyi anlaması kimseyi şaşırtmadı, ama halka bu kadar basit bir şekilde açıklayabilmesi, herkesi hayran bıraktı. Toplumun hastalığın yayılma modelini anlaması, hastalıkla mücadele başarısını artıran bir unsur; onun için bizim sağlık bakanımız da her gün sayılarla, grafiklerle açıklama yapıyor. Acaba o da bu derece başarılı oluyor mu?

Toplumumuzun büyük bir kısmının sayılarla, matematikle arası hoş değil. Kızımın matematik öğretmeni, “matematiği kimse sevmez” demişti de dehşete düşmüştüm. Matematik sevilmeyebilir mi? Matematik öğretmeni bile böyle düşünürse, evet; sevilmeyebilir. Kimsenin öğrenmek istemediği, fırsatını bulunca kaçtığı bir ders.


Gazeteciler ve bilim konuları

Gazetecilik Sözel puanla girilen bölümlerden. Oysa gazetecilerin görevi, bilimsel konularda da toplumu aydınlatmak. Nasıl olacak? Gazetelerde sayıları bile usulünce görmek zor: Türk Dil kurumu, saat, para tutarı, para ve istatistiki verilere ilişkin sayıların rakamla yazılacağını söylüyor; ancak gazetelerde 1000’den büyük sayılar bu şekilde değil, rakam ve yazı melezi bir şekilde yazılıyor: 10.500 yerine 10 bin 500. Bunun bir sonucu olarak, sayıların gerçek büyüklüğüne dair bir anlayış gelişmiyor: Bin, milyon, milyar, trilyon, sayı ifade eden sıradan kelimeler olarak öğreniliyor. Arkalarındaki sıfırları görmeyince büyüklük farkları algılanamıyor.

Bu nedenle olsa gerek, yeni Türk lirasına geçiş, senelerce sürdü. Çok büyük bir çoğunluk için, milyon sayı ifade eden bir sözcük değil, Türk lirasının adıydı. Gazetelerde hala sayısal yanlışlar çok yaygın: Manşette “500 bin”, yazının içinde aynı büyüklük için “500 milyon” görmek sıradan bir olay.

Grafikler deseniz, sadece renkli resimler; ne ifade ettiklerini kimse düşünmüyor. Çizilen pasta grafiklerde dilim büyüklüğü, o dilimlere karşılık gelen yüzdelerle orantılı değil. Dilimlerin üstündeki sayıların toplamı 100’ü bulmuyor. Sağlık bakanının açıkladığı günlük rakamlar, aslında bir eğri oluştursa da, çubuk şeklinde çizilip üstüne bir de sayılar yazılıyor anlaşılsın diye. Salgınla ilgili gazete haberlerinde şöyle cümleler okuyoruz: Grafiğin dikey olması, çok hızlı arttığını gösterirken, yatay olması ise, yavaş değiştiğini göstermektedir. Demek ki bir grafiğe bakınca bunlar anlaşılmıyor; ayrıca anlatılması gerekiyor.

Yapay zeka eğitimi ilanları

Sayılara, matematiksel modellere aşina olmak, bilimi anlamak için bir ön şart. Şu sıra ilk okullar, hatta okul öncesi öğretim kurumları, “yapay zeka eğitimi veriyoruz” diye reklam yapıyorlar. Bununla ne kastettiklerini bilmiyorum; umarım algoritmik düşünme gibi temel becerileri kastediyorlardır. Ancak bir o kadar önemli olan, sayıların dünyasına yabancılığımızı kırabilmek. Üstel büyüme nedir? Logaritma nedir? Ondalık taban ve ikilik tabanın farkı nedir? Yapay zekanın abecesine buradan başlamak lazım.

Bu salgın bunları öğretmek için çok pratik bir örnek oluşturdu: Bir kişi hastalığı bir başka kişiye bulaştırırsa, bir hafta sonra kaç hasta olur? Bir ay sonra kaç hasta olur? Bu sayılar nasıl gösterilir? Nasıl grafikle gösterilir? Salgının artış hızı nedir? Artış hızı yatay olursa, hastalık bitiyor mudur yoksa hasta sayısı artmaya devam mı eder?

Umarım önümüzdeki yıl eğitimciler değişik sınıfların matematik müfredatına buradan örnekler koyarak, sayılarla aramızı düzeltirler.

Lale Akarun 


Bu yazı HBT'nin 216. sayısında yayınlanmıştır.

Lale Akarun