Ölü bilgi, canlı bilgi

Tanol Türkoğlu
Ölü bilgi, canlı bilgi

1984 olimpiyatlarında 100 metre erkekler finalini Carl Lewis kazanmıştı. Süre: 10.32. 2016’da ise 100 metreyi Usain Bolt 9.81 ile kazandı. 2016’daki yarışta sonuncu olan atletin skoru 10.06 idi. Bir başka deyişle Carl Lewis 1984’teki performansı ile 2016’da koşsaydı sekizinci ve sonuncu bile olamazdı.

Sporda başarının devamlılığının basit bir formülü var: Atletin kendi zamanındaki performansı hala güncel mi? Carl Lewis’in 1984’te elde ettiği 10.32’lik derece bugün hala aşılamamış olsaydı genç kuşaklar Usain Bolt’tan çok Carl Lewis adını bileceklerdi.

Öte yandan iş mistik öğretilere geldiğinde aynı durum geçerli değil. Kanaat önderi konumuna gelmiş pek çok kişi hala yüzlerce yıl öncesinin doğru saptamalarını bugün sanki güncelliğini yitirmemiş gibi insanlara sunmaya devam ediyorlar.


Bir örnek: Bilgi. Pek çok mistik, “bilgi”yi aşağılıyor, onu değersiz görüyor, çevresine toplananlara da “bilgi”ye itibar etmemelerini salık veriyor. Onun yerine ne öneriyor? Çeşitli. “Benim dediklerimi sorgusuz sualsiz kabul edin”den tutun da “duygularına kulak ver”e kadar geniş bir yelpaze.

Peki doğru mu? Ne yazık ki o doğru bu değil demek yerine işin içinden daha çıkılmaz hale getirici bir cevabım var: İkisi de doğru! Mistiğin salık verdiği şey de aslında “bilgi”. Bu nasıl oluyor? Basit: Kavram birliği yok.

Mistiklerin kötülediği “bilgi” aslında bugün “enformasyon” kelimesi ile ifade edilen şey. Yani kuru, kitabi bilgi. Peki “gerçek” bilgi nedir? Gerçek bilgi bu enformasyonları işlemek üzere bir araya getirip, onlardan anlamlı, amaca hizmet eden bir sonuç üretmekle elde edilecek şeydir.

Mistiğe göre insan enformasyonu bilgiye çevirmek üzere okumaz, okumuş olmak için okur. O nedenle de kitaptaki ölü bilgidir. Belki zamanında o kitabı yazana fayda sağlamıştır ama onu okuyana vereceği bir şey yoktur. O nedenle de kitap okumayı aşağılar, cemaatlerine yasaklarlar.

Bir kitap okuduğumuzda ondan bir şey almadığımızı, onun hayatımıza yön vermediğini, o kitaptaki enformasyonu baz alarak o alandaki evrensel bilgi hazinesini daha ileri götürmek üzere harekete geçmediğimizi kim nereden biliyor? Hangi kitap okunur da ondan istifade edilmez?

Kitaptaki enformasyon bir amaç değil, araçtır. Amaç, o araçları kullanarak evrensel bilgi dağarcığını daha ileri götürmek üzere harekete geçmektir. Buna eleştirel düşünce de diyebilirsiniz, tefekkür veya “kalble akletmek” de. Hepsi aynı kapıya çıkmaktadır.

İnsanların gelişmesini engellemeyin! Bugünlerini umutlu ve huzurlu geçirmelerini sağlamanın bedeli olarak onlardan yarınlarını çalmayın. Pek çok mistik “biz böyle bir hırsızlık yapmıyoruz” diyecektir. Bunu anlamanın basit bir yolu var. Onları yarın size muhtaç olmayacak hale getirebilir misiniz?

Yarın sizi veya sizin yerinize gelecek birini arayıp, umudu ve huzuru alma talebinde bulunacaklarsa bu onların yarınının çalınmış olduğu anlamına gelmez mi? İnsanlara gerçekten bir şey vermek istiyorsanız; onlara ölü bilgiden canlı bilgi elde etmeyi öğretin. Tabii biliyorsanız!

Tanol Türkoğlu / tanolturkoglu@gmail.com

Tanol Türkoglu