Gününüzün ne kadarını oturarak geçiriyorsunuz? Masa başında, otomobilde, koltukta… Egzersizin sağlığımız için gerekli olduğunu biliyoruz. Ama ya beynimiz için düşündüğümüzden çok daha azı bile fark yaratıyorsa?
Bu hafta kapağımızda şaşırtıcı yeni araştırmalar var: Her 30-60 dakikada yalnızca birkaç dakika ayağa kalkmak, yürümek ya da esnemek bile dikkat, çalışma belleği ve zihinsel esneklikte ölçülebilir değişiklikler yaratabiliyor. Üstelik mesele yalnızca ne kadar hareket ettiğimiz değil; nerede yürüdüğümüz de önemli. Doğada geçirilen 20 dakika bile beynin ve stres sisteminin verdiği yanıtı değiştirebilir.
Dahası var. Yaklaşık 5 bin kişiyi kapsayan çalışmalar egzersiz ile depresyon arasında dikkat çekici bir ilişki ortaya koyuyor. Ve bilim şimdi hareketin beyni nasıl etkilediğine ilişkin çok daha şaşırtıcı bir mekanizmanın peşinde: Kaslarımız beynimizle gerçekten “konuşuyor” olabilir.
Birkaç dakikalık hareket beynimizde neyi değiştiriyor? Doğada yürümek neden farklı? Kaslarımız beynimize hangi mesajları gönderiyor? Hareket ile beyin arasındaki sandığımızdan çok daha güçlü bu bağı kapak dosyamızda ele aldık.
Firari yapay zekâ
Yapay zekâ bu sayımızda da karşımıza çıkıyor ama farklı bir soruyla. Tanol Türkoğlu “Firari Yapay Zekâ” yazısında sorumluluğu makineye yükleme eğilimimize itiraz ediyor. Halüsinasyon gören, önyargılı davranan, güvenlik duvarlarını aşan yapay zekâdan söz ediyoruz. Peki hedefi koyan, veriyi seçen, sınırları belirleyen kim? Türkoğlu’na göre “kontrolden çıkan yapay zekâ” tartışmasının ardındaki daha temel mesele, insanların makinelere neyi ve nasıl istemeyi öğrettiği.
Doğan Kuban, “Kaos Devletten Başlar, Zorbalık da…” yazısının ikinci bölümünde tarihsel bir pencere açıyor. Avrupa’yı dönüştüren devrimlerin Osmanlı’da neden yaşanmadığını sorgularken düşünmenin, sorgulamanın ve direnmenin toplumları değiştiren gücüne dikkat çekiyor. “Düşünenler sorgularlar, eleştirirler, direnirler” cümlesi yazının belki de özeti.
Müfit Akyos ise değişen küresel ekonomik düzenin izini sürüyor. Serbest piyasanın mutlak üstünlüğünün sorgulandığı; ABD’den Çin’e, Avrupa Birliği’nden İngiltere’ye devletlerin yeniden sanayi politikalarına, korumacılığa ve kritik teknolojilere yöneldiği bir dönemdeyiz. Peki Türkiye? “Yerli ve milli” söylemin ötesine geçerek bilim, teknoloji, üretim ve toplumsal refahı buluşturan gerçek bir sanayi politikası oluşturabilecek mi?
Ölümün kıyısından yaşama bakmak
İnsanlık ömrü uzatmayı, yaşlanmayı geciktirmeyi, hatta “uzun yaşam”ın biyolojik sınırlarını zorlamayı tartışıyor. Prof. Dr. Zeliha Özer ise meseleyi bambaşka bir yerden ele alıyor: Uzun yaşamak kadar iyi ölmek de önemli değil mi?
Her gün yaşamla ölüm arasındaki sınırda çalışan bir yoğun bakım hekiminin gözünden yazılan metin, geri dönüşü olmayan durumlarda makineler ve agresif tedavilerle uzatılan ölüm süreci ile sevdiklerinin yanında huzurlu ve onurlu bir veda arasındaki zor seçimi gündeme getiriyor.
İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç bu hafta “Yaşamdaşlık Ekonomisi”nin 12 temel kuralını ele alıyor. Çıkış noktası önemli: Ekonomi yaşamın amacı değil, yaşamın sürdürülebilirliğini artırmak için oluşturulmuş bir araç. Büyümeyi kendi başına amaç haline getirdiğimizde araçla amacı birbirine karıştırıyoruz. Bağlantısallık bilimi üzerinden kurulan yeni yaklaşım, ekonominin nihai işlevini yaşam ağının sürdürülebilmesi ve yeni olanaklar üretebilmesi olarak tanımlıyor.
Eğitim sayfamızda ise İstanbul Kültür Üniversitesi’nden Öğretim görevlisi Gözde Kuzu Uluçay ve Dr. Ahmet Gökhan Uluçay “Anlamaya Dayalı Tasarım”ı anlatıyor. Bir öğrencinin sınavda doğru yanıt vermesi, bilgisini yeni bir durumda kullanabileceği anlamına geliyor mu? Yapay zekânın bilgiye ulaşmayı olağanüstü kolaylaştırdığı bir çağda asıl mesele artık bilgiyi ezberlemek değil; onu değerlendirmek, doğru aracı seçmek ve anlamlı biçimde kullanabilmek.
Dünya mirasının haritası
Grafik Bilgi’de bu hafta dünyayı kültürel ve doğal mirası üzerinden dolaşıyoruz. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde 62 alanla İtalya birinci, 61 alanla Çin ikinci. Türkiye’nin ise 22 Dünya Mirası alanı bulunuyor. Antik kentlerden ormanlara, dağlardan benzersiz ekosistemlere uzanan liste aslında insanlığın gelecek kuşaklara bırakmayı seçtiği ortak hafızanın da bir haritası.
Sanat ile İnsanın Kendini Keşfi dizimizin yedinci bölümünde sanatın bizi kendimizin dışına çıkarma gücü tartışılıyor. Sinir sistemi yazımızda ise çok daha gündelik bir soruya yanıt arıyoruz: Sinirlendiğimizde, strese girdiğimizde bedenimizi bilinçli olarak sakinleştirebilir miyiz? Nefes, soğuk, uğultulu ses çıkarma gibi basit uygulamaların parasempatik sinir sistemini harekete geçirebileceğine ilişkin araştırmalar var; ancak kanıtların sınırlarını da unutmamak gerekiyor.
Bilim ve Beslenme’de protein meselesine bakıyoruz. Protein yalnızca et demek değil. Bitkiler de dokuz temel amino asit dahil 20 amino asidin tamamını içeriyor; yumurta, soya, yer fıstığı, sardalya ve özellikle mercimek hem besleyici hem bütçe dostu seçenekler arasında.
Bir de 180 milyon yıl öncesine gidip Gondwana’nın gerçek boyutunun peşine düşüyoruz. Meraklı Köşe‘de bazı çocukların sarı saçlarının büyüdükçe neden koyulaştığını öğreniyoruz.
Hayvanlar Dünyası’nda ise daha da tuhaf bir sorumuz var: Canlılar neden kendi bedenlerinden parçalar yer? “Otokanibalizm” denilen bu sıra dışı davranışın arkasında hayatta kalmadan metamorfoza, annelik davranışından basit algı yanılmalarına kadar birbirinden farklı nedenler bulunuyor.
Tabii HBT’de çok daha fazlası var. Bulmaca sayfamızdan tutun araştırma dünyasından son haberlere ve tekno vitrine kadar. Ergun Akleman’ın mizahı da karıştırdığı bilim tarihi ve Tayfun Akgül’ün bantlarını da unutmadan…
Dijital HBT
Şüphesiz dijital sayımızda daha fazlası var: Mesela yakın n korkutucu gerçeği, “İnsansı robotlar savaş alanına mı giriyor?”; “İnsan bedenini dondurmak ölümü durdurabilir mi?” gibi..
Daha önce bu sütunda haber vermiştik. Dijital abone olan yeni okurlara ve aboneliğini yenileyen okurlara, Orhan Bursalı’nın HBT’ye hediye ettiği kütüphanesinden seçecekleri beşer kitap hediye edeceğiz. Gönderme masrafları bizden. Fakat bir kodlama sorununu halletmeye çalışıyoruz. İlk elde 600 kitap listelendi… Listesi ayda bir yenileyeceğiz. Sanırım haftaya açıklarız …
***
Bu sayının konuları ilk bakışta birbirinden çok uzak: Birkaç dakikalık hareketin beynimize etkisinden firar eden yapay zekâya; ölümün kıyısındaki insanın seçimlerinden dünya mirasına, yeni sanayi politikalarından kendi bedenini yiyen canlılara…
Ama belki hepsinin altında aynı merak var: Bildiğimizi sandığımız şeylere biraz daha yakından baktığımızda ne görüyoruz? Kas yalnızca kas değil; beyinle konuşuyor. Yapay zekâ yalnızca “makine” değil; arkasındaki insan tercihlerini yansıtıyor. Bilmek öğrenmek anlamına gelmiyor. Ekonomi amaç değil araç. Uzun yaşamak da tek başına iyi yaşamak anlamına gelmiyor.
Bilim bazen en önemli ilerlemeyi, bildiğimiz cevaplara yenilerini ekleyerek değil, soruyu değiştirmemizi sağlayarak yaratıyor.
İyi okumalar. Sevgilerimizle…
Özlem Yüzak