Hata, vicdan ve bilimin sınırlarında

Editör ne diyor?

Bilim çoğu zaman ilerleme, keşif ve umutla anılır. Yeni tedaviler, yeni teknolojiler, yeni rekorlar… Ancak bilimin gerçek gücü, sadece çözümler üretmesinde değil, rahatsız edici soruları sormaya cesaret edebilmesinde yatar. Bu sayımızda tam da bunu yapıyoruz: alışkanlıklarımızı, kabullerimizi ve uzun süredir konuşmaktan kaçındığımız kırılgan alanları mercek altına alıyoruz.

Kapağımızda, sağlık sistemlerinin en hassas ve en zor sorularından biri var: tıbbi hatalar. Her yıl dünya genelinde yüz binlerce insan, önlenebilir tıbbi hatalar nedeniyle hayatını kaybediyor ya da kalıcı zararlar görüyor. Buna rağmen bu kayıplar, başka alanlarda olsaydı yaratacağı toplumsal sarsıntıyı yaratmıyor. Eğer uçaklar bu sıklıkta düşseydi, küresel çapta infial olur, kapsamlı reformlar gecikmeden hayata geçirilirdi. Sağlık söz konusu olduğunda ise çoğu zaman tek bir cümleyle konuyu kapatıyoruz: “Onlar da insan.”

Oysa bu sayıda tartıştığımız gibi, mesele bireysel hatalardan çok daha derin. Aşırı iş yükü, zaman baskısı, bilgi fazlalığı ve insan zihninin bilişsel sınırları, hataları sistemik hale getiriyor. Yapay zekâ da tam bu noktada, doktorların yerini almak için değil, hataları azaltabilecek yeni bir ortak olarak gündeme geliyor. Dr Bot: Why Doctors Can Fail Us – and How AI Could Save Lives kitabının yazarının yeni bir makalesi üzerinden yürüttüğümüz tartışma, tıbbın geleceğine dair zor ama gerekli sorular soruyor. Yapay zeka giderek doktorların en büyük yardımcısı rolünü üstlenmeye hazırlanıyor. Tıp dünyası buna hazır mı?


Mesela bu sayımızda olmayan yeni bir haber: Çinliler Rutin BT taramalarında pankreas kanserini tespit etmeye yönelik yapay zeka destekli yeni bir araç geliştirdi ve umut verici sonuçlar elde edildi. Bunun yanı sıra Dr. YZ tıbbi raporları hasatlara çok daha iyi açıklayıcı bir rolü uzun zamandır üstlenmiş durumda.

Yazarlarımızdan önemli saptamalar

Müfit Akyos, Avrupa Birliği’nin iklim politikalarındaki önemli bir kırılmayı ele alıyor. AB’nin 2035 sıfır emisyon hedefini yumuşatması, yalnızca otomotiv sektörü için değil, küresel iklim mücadelesi açısından da kritik sonuçlar doğuruyor. “Geçiş” kavramı, bir çözüm mü yoksa ertelemenin daha zarif bir adı mı? Bu soru, Avrupa’nın sanayi politikalarıyla iklim gerçekliği arasındaki gerilimi gözler önüne seriyor.

Tanol Türkoğlu, 2025’in dünyada ve Türkiye’de seçilen “yılın kelimeleri” üzerinden dijital çağın ruh hâlini okuyor. “Öfke tuzağı”, “AI slop” ve “vibe coding” gibi kavramlar; dikkat ekonomisinin, yapay zekânın ve sosyal medyanın dilimizi, duygularımızı ve düşünme biçimlerimizi nasıl şekillendirdiğini gösteriyor. Türkiye’de “Dijital Vicdan”ın yılın kelimesi seçilmesi ise, eylemle duygu, paylaşım ile sorumluluk arasındaki boşluğa işaret ediyor.

Doğan Kuban, “Boyunduruk Kabul Etmeyen Bir Ülkenin Çocukları” başlıklı yazısında, bugünkü sorunların yalnızca coğrafya ya da kaderle açıklanamayacağını hatırlatıyor. Tarihsel, toplumsal ve siyasal tercihlerin birikimi, bugünün ağırlığını belirliyor. Hafıza, bu sayfalarda yalnızca geçmişi değil, bugünü anlamak için de devreye giriyor.

Yaşamdaşlık Manifestosu

İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç, yaşamı bir “bağlantısallık mimarisi” olarak ele alıyor ve Yaşamdaşlık Manifestosu ile yeni bir etik-bilimsel çerçeve öneriyor. Bilimin, teknolojinin ve yaşamın yalnızca teknik ilerleme başlıklarıyla değil, etik sorumluluklarla birlikte düşünülmesi gerektiğini vurguluyor.

Kültür Stratejiyi Kahvaltıda Yer: Çalışanın Gücü…İstanbul Kültür Üniversitesi’nden Kübra Öztürk’ün ilginç bir yazısı var: En parlak stratejiler bile, çalışanların değer görmediği ve aidiyet hissetmediği bir kurumda hayata geçemez; çünkü stratejiyi yaşatan planlar değil, o planları içselleştiren kültürdür.

İlginç konularda gezinti ve rekorlar yılı

Beyin araştırmaları sayfalarımızda, aile sofralarının neden bizi çocukluğumuza geri götürdüğünü inceliyoruz. Bilişsel sinirbilim, kimliğin sandığımızdan çok daha fazla sosyal bağlam içinde şekillendiğini gösteriyor. İklim sayfalarında ise Panama’daki tropik ormanlarda yapılan uzun soluklu bir deney, ağaçların kuraklığa karşı köklerini derinlere göndererek verdiği mücadeleyi ortaya koyuyor; ancak bu stratejinin de sınırları olduğunu hatırlatıyor.

2025, bilimde bir rekorlar yılı olarak kayda geçti. En uzun şimşeklerden en yaşlı kara deliklere uzanan bu “enler”, yalnızca teknik başarılar değil; iklim krizinden evrenin erken tarihine uzanan büyük dönüşümlerin de işaretleri. Fizikte yılın en önemli 10 buluşunu, günlük hayata dokunan sonuçlarıyla birlikte ele alıyoruz.

Düşündürücü konular

Grafik Bilgi sayfalarımızda dünya liderlerinin onay karnesine bakıyor; kültürün stratejiyi nasıl “kahvaltıda yiyebildiğini” tartışıyoruz. Bilgi Küpü’nde şampanya mantarlarının hızı ölçülüyor, “İnsan vücudunda kaç delik var?” gibi basit görünen ama düşündürücü sorularla bilimin eğlenceli tarafını hatırlıyoruz.

Meraklı Çocuk, Mercan Bursalı hazırladı: Doğru mu değil mi? duyduğumuz okuduğumuz şeylerin doğru olup olmadığını nasıl anlarız?

2025, hayvan davranışları ve evrimsel uyum açısından sıra dışı keşiflere sahne oldu. Zehir yerine kusarak avlanan örümceklerden, su sebillerini sıraya girerek kullanan kakadulara kadar doğa, yaratıcılıkta insanı zorladı.

Dijital sayfalarımızda daha çok

İstanbul’da barajlarda su miktarı %19. Türkiye ve İran’ın yanı sıra Avrupa'nın da su rezervleri kuruyor. İklim değişikliğini dikkate almayan politikaların geleceği yok, sadece büyük susuzluklar var. Su yönetimi aslında bir ciddi kurul tarafından merkezi hükümetçe yönetilmeli.

Meraklı Büyükler sayfamızda, yine iklim değişiminin çok ciddi bir sonucu var: 2024 yılında yaşanan aşırı sıcak hava dalgasının ardından, Avustralya’daki Büyük Set Resifi’nde normalde sıcağa dayanıklı kabul edilen dev mercan kolonileri hızla hastalığa yenik düştü. Siyah bant hastalığına yakalanan bu yüzyıllık mercanların en az %75’i altı ay içinde öldü.

21 Aralıkla birlikte ışığın yeniden güne geri dönüşüne bedenimiz hazır. Peki bedenimizi bu dönüşümler ne kadar etkiliyor?

Yaratıcılığın, daha sağlıklı ve uzun bir hayatın anahtarı olduğu konusunda ne dersiniz?

Küfür etmek ile sağlık arasındaki ilişki konusunda bilim ne diyor?

Sarmısaklı ağız gargarasının antiseptikler kadar etkili olduğunu biliyor musunuz?

Neandertaller yılı: Mum boyalarla sanatsal üretim yaptılar, öpüştüler… 40 bin yıl sonra bile Neandertaller bilim gündeminden düşmüyor.

***

Bu sayıda, bilimin yalnızca laboratuvarlarda değil, hayatın tam merkezinde olduğunu bir kez daha göstermeye çalıştık. Çünkü bilim, yalnızca doğru cevaplar vermekle değil, doğru soruları sormakla ilerler.

HBT’nin ayakta kalması için en iyi bilim haber ve yorumları derleyip size iletmeye çalışıyoruz. Siz yoksanız bu dergi da olmaz. Çağdaş Yaşam Dernekli gençlere, dijital HBT’yi her hafta izlemeleri için verdiğiniz desteği hiç unutmuyoruz, Yeniden teşekkür ederiz. Portalımızdan Dijital HBT’ye üye olarak da desteğinizi sürdürebilirsiniz...

Gelecek sayımıza kadar hoşça kalın.

Özlem Yüzak