Doğal olan gerçekten zararsız mıdır?

Öne Çıkanlar Sağlık
Doğal olan gerçekten zararsız mıdır?

Günümüzde gerek ülkemizde gerekse dünyada bitkisel (herbal) ürünlere olan talep gün geçtikçe artmaktadır. Dünya Sağlık Organizasyonu (WHO) 2000 yılı raporunda, Avrupa, Avustralya ve Kuzey Amerika’da yaşayan insanların yaklaşık %50’sinin alternatif- destekleyici tedavi metodlarından birini kullandıklarını ve bu metodlar içinde en çok kullanılanın da bitkisel ilaçlar olduğunu açıklamıştır.

Halk ilacı, gıda desteği, doğal ilaç olarak anılan bu ürünler adeta modern tıp ile yarışmaktadır. Sarımsak, Gingko, Meyan kökü, Yeşil Çay, Isırgan otu, Ekinezya ve hergeçen gün sayıları artan birçok bitki tansiyon, kolesterol düşürmek, antioksidan, rahatlatıcı, zayıflatıcı etkileri olduğu düşünülerek, özellikle kronik hastalıkların tedavisinde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

‘’Doğal olan zararsızdır’’ temeline dayanan bu eğilim medya ve internetten yapılan yaygın reklamlar, kişi önerileri ve kontrolsüz satışlar ile tehlikeli boyutlara ulaşmaktadır. Bu tür ürünlere ait bilimsel çalışmalar, standardizasyon ve kaliteleri ile ilgili bilimsel veriler eksiktir. Vücutta emilimleri, dağılım ve atılımları, dozları, diğer ilaçlarla etkileşimleri, klinik etki ve güvenilirlikleri, uzun süreli kullanımda ortaya çıkabilecek riskler ve kalite kontrol çalışmaları olmadığı için ‘’yan etkisiz, doğal, tehlikesiz ürünler’’ yaklaşımı son derece yanlıştır. WHO 2004 yılı raporu bitkisel ilaç ticareti yapılan birçok ülkede yasal düzenlemelerin yeterli olmadığını, bu ürünlerin kalite kontrol, etkililik ve güvenilirlik çalışmalarının yapılmadığını ve bunun da halk sağlığı için büyük bir tehdit oluşturabileceğini ifade etmektedir.


Ameliyat öncesi sorgulanmalı

Bitkisel ürünler klasik ilaç kapsamında görülmedikleri için hastalar tarafından kullanımları belirtilmemekte, özellikle ameliyat öncesi dönemde herbal ürün kullanımı sorgulanması atlanmaktadır. Ameliyat öncesi herbal ürün kullanımı açısından sorgulanan 1017 hastada bu oran %32 bulunmuştur (1). Rutin anestezi muayenesinde ise bu hastaların %70’inin bu bilgiyi söylemedikleri görülmüştür.

Ülkemizde 2006 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından 997 erişkin hastada yapılan bir ankette, bitkisel ürün kullanım oranı %50.9 saptanmıştır (2). En çok sarımsak, yeşil çay ve ısırgan otu kullanımı olduğu görülmüştür. Hastaların %37.5 i ayrıca reçeteli ilaç kullandıklarını , %49.1’i ise aldıkları bitkisel ürünlerin yan etkilerini bilmediklerini söylemiştir. Yine bu hastaların %97.4’ünün cerrahi girişim öncesi anestezi doktoruna kullandıkları bitkisel ürünleri söylemedikleri tesbit edilmiştir.

Bitkisel ilaç kullanımı çocuk hastalarda da görülmektedir. Yine ülkemizde cerrahi geçirecek 800 çocuk üzerinde yapılan ankette herbal ilaç kullanım oranı %32 bulunmuştur (3). Sarımsak, rezene, papatya, yeşil çay, üzüm çekirdeği en sık kullanılan ürünlerdir. Bu durum anestezi uygulamalarında ve cerrahi girişimler sırasında beklenmedik yan etkilere sebep olabilir.

Hangi bitki ne amaçla

Bitkisel ürünler tablet, toz, sıvı, granül olarak piyasada bulunmakta, en sık ise bitkisel çay olarak tüketilmektedirler. Ekinezya çayı bağışıklık sistemini güçlendirmek, mikroplara karşı savunma mekanizmasını arttırmak amacı ile kullanılmaktadır. Allerjik reaksiyon, karaciğere zararlı etki ve anestezik bazı ilaçların etki süresinde uzama görülebilir.

Yeşil çay antioksidan olarak bilinmektedir. Cerrahi sonrası kanama riskini arttırır. Sinameki çayı kabızlıkta tercih edilip, aşırı kullanımda ishal ve sıvı kaybı yapar. Sarımsak kan basıncını ve kolestrol seviyesini düşürür, ancak ameliyat öncesi uygun süre de kesilmezse kanama olasılığını arttırır. Sarı kantoron doğal antidepresan olarak kullanılmaktadır, cerrahiden en az 5 gün önce kesilmelidir. Isırgan otu idrar arttırıcı, ödem çözücü olarak tüketilmektedir. Ağır kalp ve böbrek hastalarında ciddi elektrolit değişikliklerine sebep olabilir. Zencefil antienflamatuar olarak kullanılmaktadır, ancak özellikle non-steroidal antienflamatuar ilaçlarla birlikte kullanıldığında kanama riskini arttırmaktadır. Aloe vera kozmetik amaçla topikal olarak, laksatif etki için ise sistemik olarak kullanılan bir bitkidir. Uzun süreli, kullanımda elektrolit dengesizliği, kanama riski açısından cerrahi girişim tarihinden en az 1 hafta önce kullanımını durdurmak gerekmektedir.

Kanama eğiliminin artışı, kalp ritm bozuklukları, kan basıncı artışı ya da aşırı düşüşü, anestezik ilaçların etki sürelerinin uzaması, kalp ve böbrek hastalarında elektrolit değişikliklerine neden olmaları, karaciğer üzerine etkilerine bağlı olarak anestezik ilaçların metabolizmalarını değiştirmeleri gibi birçok yan etki sayılabilir. Anestezi uygulamaları öncesi hastaların herbal ürün kullanımı açısından detaylı sorgulanması ve cerrahi girişim öncesi uygun sürelerde kullanımların kesilmesi önerilmektedir. Amerikan Anestezistler Cemiyeti (American Society of Anesthesiologists-ASA) bitkisel ilaçların ameliyattan en az 2-3 hafta öncesi mutlaka kesilmesini önermektedir (4).

Yard. Doç. Dr. Demet Koç
Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon AD

1- Kaye AD, Clarke R, Sabar R ve ark. Herbal medications survey. J Clin Anesth 2000
2- İyilikçi L, Kuvaki B, Canduz B ve ark. Preanesthetic evaluation. Importance of herbal drug usage in anesthesia practica. Saudi Med J. 2006
3- İyilikçi L, Erden F, Baydar H ve ark. Pediatrik Olgularda Herbal İlaç Kullanımının Preanestezik Değerlendirmede Önemi. Türk Anest Rean Der Dergisi 2011
4- American Society of Anesthesiology. What you should know about herbal and dietary supplement use and anesthesia, 2003 Patient Information Leaflet

Bu yazı HBT'nin 95. sayısında yayınlanmıştır.