Vücutsuz bir beyin yaşayabilir mi?

Öne Çıkanlar Sağlık
Vücutsuz bir beyin yaşayabilir mi?

Bundan yüz yıl sonrasına yalnızca bir organınızı canlı halde bırakabilme şansınız olsa hangisini seçerdiniz? Bu soruya neredeyse hepimiz "beyin" yanıtını veririz değil mi? Çünkü beynimiz bilincimizin yuvası ve kim bilir, belki 100 yıl sonra yaşayan beynimize başka vücutlar da bulabiliriz. Başlıktaki sorunun yanıtına geçmeden önce soruyu tersten soralım:

Beyinsiz bir vücut yaşayabilir mi?

"Beyinsiz bir vücut" nedir, aslında az çok biliyoruz. Tıpta "beyin ölümü" dediğimiz durumda vücut, fonksiyonlarının önemli bir bölümünü yerine getirebilmeye devam ederken, beyin görevlerini yapamaz haldedir. Kalp kanı pompalamaya, böbrekler ve karaciğer zehirli maddeleri vücuttan atmaya, akciğerler kanı karbondioksitten temizleyip oksijenle doldurmaya devam ettiği sürece insan bedeni beynin öldüğünü uzunca bir süre anlayamaz. Hele bir de beynin sap bölgesi hala az çok işlev görüyorsa ve nefes alıp vermenin düzenlenmesi ile vücut sıcaklığının kontrolünü sürdürebiliyorsa vücut uzun sürecek bir "bitkisel hayata" girebilir.


"Nefes alıp vermenin ve vücut sıcaklığının düzenlenmesi" beynin çok küçük ve evrimsel açıdan en eski bölümü olan beyin sapında hallediliyorsa, teorik olarak beyninin %90'ı olmayan, sadece beyin sapına ve vücuda sahip bir canlının hayatına devam etmesi mümkün. Bu ilginç durumun çok sayıda örneği var, en ilginç örneklerin birinden bahsedelim.

Lloyd Olsen Amerikalı bir çiftçidir. 1945 yılının 10 Eylül günü öğle yemeği için tavuk çorbası yapmak isteyen eşi tarafından tavuklardan birini kesmek üzere bahçeye gönderilir. Çiftçi Lloyd Mike adını verdiği 5,5 aylık bir tavuğu alıp baltayı indirir, ancak baltayı tavuğun tam boynuna isabet ettiremez, bir iki cm üstten kesmiştir. O esnada tavuğu elinden kaçırır ve bu "kafasız tavuğun" koşa koşa kendisinden kaçmaya başladığını görür, gözlerine inanamaz. Başsız bir tavuk nasıl olur da hiçbir şey olmamış gibi koşup kaçabilir.

Böylece "başsız tavuk Mike" efsanesi doğar. Mike Amerika'da "freak show" diye bilinen garip canlıların katıldığı gösterilerde sergilenir ve sahibine şimdinin parasıyla ayda 50 bin dolar para kazandırır. Sahibi onu ufak şırıngalarla besleyerek hayatta tutar ve bu gösteriler Mike'in öldüğü 18 ay sonrasına kadar devam eder. Mike muhtemelen boğazına takılan bir mısır tanesi sonucu nefessiz kalarak "eceliyle" ölür.

Kafasız tavuk Mike'in otopsisinde de anlaşılacağı üzere "hayatta kalmak için" beynin çok küçük bir bölümü olan beyin sapının sağlam kalması çoğu zaman yetmektedir. Ancak elbette böyle bir hayat "görme, duyma, dokunma, ince hareketler yapma, mantık yürütme ve planlama" gibi yüksek beyin fonksiyonlarının olmadığı bir hayat olacaktır ve biz insanlar için neredeyse ölümden farksızdır. Çünkü bu halde bir beyin ve vücutla neredeyse hiçbir insani deneyim mümkün değildir.

Yani teoride vücut, beyinsiz yaşayabilir. Ama kimse beyinsiz bir vücuda sahip olmak istemez. Ben de tavsiye etmem.

Şimdi gelelim yazının başlığındaki soruya:

Vücutsuz bir beyin yaşayabilir mi?

Bu sorunun normal şartlar altındaki yanıtı kocaman bir HAYIR. Çünkü beynin yaşayabilmesi için her şeyden önce kan dolaşımına ihtiyacı var ve kalpsiz kan dolaşımı mümkün değil. Bu kanın yeterince oksijenli olması ve toksinlerden temizlenmiş olması gerekir; akciğer, böbrekler ve karaciğer olmadan bunu yapmak mümkün değil.

Ancak "21. yüzyılın normal şartları" bir önceki yüzyıldan farklı olacak gibi görünüyor. 27 Nisan 2018 günü bilim gündemine düşen bir haber bu şartların nasıl değişebileceğinin güzel bir göstergesi.

Habere göre Yale Üniversitesi'nden sinirbilimci Nenad Sestan ve ekibi bedenlerinden ayrılmış domuz beyinlerini 36 saat boyunca canlı tutmayı başarabildiler. Dr. Sestan ve ekibi bunu yapmak için oksijen içeriği zengin özel bir sıvı kullandılar, kafa içi dolaşımını bu özel sıvı ile sağlayarak domuz beyinlerinin canlı olduğunu kanıtlayan çeşitli ölçümler yaptılar. Bu süre boyunca beyinler bilinçli değildi, koma halindeydi, ancak canlı oldukları fizyolojik göstergelerle kanıtlanabildi.

Bu inanılması güç bilimsel gelişme her şeyden önce beyin araştırmaları için kullanışlı bir zemin oluşturacak. Beynin vücutla ilişkisini ve beyin ölümünü laboratuvar ortamında çalışmak isteyen bilim insanları için böyle bir gelişme oldukça önemli.

Elbette bu gelişme ölümsüzlük hayalleri peşinde koşan çılgın bilim insanları için de yepyeni bir yol açabilir. Organlarımızın artık tamamen işlevini yitirdiği ve bedensel olarak ölümün kaçınılmaz olduğu bir anda beynimizi dışarıya çıkararak özel bir sıvıyla besleyerek canlı tutmak, bu sayede örneğin üç boyutlu bir yazıcıyla basılmış yeni bir vücuda sahip olma imkanı doğduğunda yeniden doğarak bilincimize ölümsüzlüğü armağan etmek mümkün olacak mı?

2018 yılında hayatta olan bizler için bunu görmek mümkün olmayabilir, ancak gelecekte bunun yapılamayacağını söyleyemeyiz.

Dr. Onur Arpat / NoroBlog.net / twitter: @onurarpat / onurarpat@gmail.com

Kaynaklar ve ileri okuma: https://www.theguardian.com/science/2018/apr/27/scientists-keep-pigs-brains-alive-without-a-body-for-up-to-36-hours?CMP=twt_a-science_b-gdnscience

http://www.bbc.com/news/magazine-34198390

Görsel: Kafasız tavuk Mike