Hırsız suçlu elbette ama son Twitter örneği bize ortalama bir insanın ne kadar açgözlü olabileceğini göstermesi açısından da düşündürücü. Demek ki günümüzde pek çok insanın emek harcamadan bir koyup iki almanın yolunu bulduğu anda gözü dönüyor. Olay geçtiğimiz hafta içinde yaşandı. Dünyaca ünlü bazı kişilerin resmi Twitter hesaplarından şuna benzer mesajlar yayınlanmaya başladı: Artık biraz da ins...
Siyasiler gençleri yeniden keşfediyor. Gelecek seçimlerde her beş seçmenden birisi (yaklaşık yedi milyon deniyor) ilk defa oy kullanacakmış. Bunlar Z Kuşağı’nı oluşturuyor. Öncelikle şu: Kuşak isimleri de hangi dönemi temsil ettikleri de batının sosyo-kültürel dinamiklerinin sonucudur. Bu çerçevede kuşaklar arasındaki büyük kırılım bir önceki Y Kuşağı ile başlar. Çünkü bu kuşak batıda ilk kez üç k...
Türk toplumu liderlerine baskı yapacak güçte değil mi? Yoksa baskı yaptığı konular zamanın ruhuyla mı çelişiyor? Eğer doğal afet iktidar partisinin yönetimindeki bir belediyenin sınırları içinde oluşmuşsa “mukadderat”, “fıtrat”. Yok eğer bir muhalefet partisinin yönetimindeki belediyenin sınırları içinde oluşmuşsa kinayeli ifadelerle eleştiri. Sarayları yapan iktidarsa “ülkemizin büyüklüğüne yakış...
Etik fay hattı Görünen o ki depremle ile ilgili şu an iki pratik sorunumuz var: Birincisi günler sonra bile enkaz altından hala canlı insanların çıkıyor olması. İkincisi ise sağı-solu harabeye dönmüş kimi cadde ya da sokaklarda tek tük dahi olsa bir camı bile kırılmadan ayakta kalmış binaların varlığı. Hazırlıksızlık-beceriksizlik ve başka diğer olası sebepler sarmalı daha ilk günden itibaren kamu...
Ülke tarihinin en büyük (ikinci) depremini yaşadık. Uzaktan bakınca acizlik içinde isyanlardayız; ağlıyoruz. Tonlarca betonun altından bakınca ise donuyoruz, ölüyoruz! Ahlaksızlığımızı, çatlamış ar damarımızı ört bas etmek üzere geliştirdiğimiz sistemler, yaptığımız kanunlar-yönetmelikler beklendiği üzere işe yaramadı. Sorun sistemde değil insanda! İnsan da yukarıdan aşağı doğru ne gördüyse onu ya...
Günümüzün kara deliklerinden birisi de yaşam süresini uzatmak. Kara delik çünkü insanlık her şeyi bunun için feda etmekten çekinmiyor. Ya da çekinmiyordu! COVID-19 salgınını belki de bu açıdan değerlendirmek gerek! 20. yüzyılı ve kapitalizmi belli bir olgunluğa-disipline sokan, II. Dünya Savaşı’nın hemen bitiminde dünyaya gelmiş olan kuşak fiziksel yaşamın sınırlarını zorladıkça, “hayatta kalmaya”...
Şimdi de salgın ile ilgili terminolojiyi öğreniyoruz. Bir müsibet kontrolden çıkmışsa adı epidemi, çok geniş bir alanı (tüm dünyayı) etkiliyorsa pandemi. Bunlara bir de dijital kardeş geldi: İngilizcesi Infodemic. Türkçe’ye belki de şöyle çevrilebilir: Bilgidemi! Şu mantık burada da geçerli. Tüm dünyayı etkisi altına alan şey yararlıysa yeryüzü kültürü ona “moda” diyor, “popüler” diyor, zararlıysa...
İngiliz matematikçi Alan Turing’in 1950 yılında Mind dergisinde yayınlanan “Bilgisayar Mekanizması ve Zeka” isimli makalesi şu kışkırtıcı soru ile açılır: “Makineler Düşünebilir Mi?” Bu makalede yer alan ve Turing Testi olarak isimlendirilen hipotetik deney, yapay zeka olgusunun da temelini oluşturur. Sonraki yıllarda çeşitli tartışmaları da beraberinde getirmiş olan bu test bir “makine”nin insan ...
Yeni normalin tetikleyicisi malum bu kez Kovid-19 oldu. “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” mottosunu en çok yirmi yılda bir duymaya alışmış yeryüzü kültürü doğal tepkisini göstermeye başladı: “Şu yeni normal ile eski normalin sınırı neredeymiş, bir bakalım!” Başımıza bir şey gelene dek hayatımızı eski normale göre sürdürmeye devam edeceğiz. Geldiğinde de “Hmm demek ki sınır burasıymış” diyec...