Dijital çığlık: Ahh!

Tanol Türkoğlu
Dijital çığlık: Ahh!

Harari, Dünya Ekonomik Forumu’nun Davos’taki zirvesinde geçen seneki temasını işlemeye devam etti ve insan vücudunu ele geçirme girişimleri konusunda uyarılarını sürdürdü. Bu kez formülize ederek. Formül şu: B*C*D=AHH ! Açıklaması ise şöyle: Biyolojik bilgi (B), Bilişim gücü (C) ve Veri (D) ile çarpıldığında bu insan vücudunu haklama (AHH) ile sonuçlanabilir.

Ondan önce 21. yüzyılda insanlığın üç korkulu rüyası olduğunun altını çizdi. Bunlar nükleer savaş, ekolojik çöküş ve teknolojik yıkım! Bunlardan daha az bilinen-önemsenen üçüncüsü üstünde durdu. Büyük veri analizlerinin yapay zekâ algoritmaları ile bir yandan gündelik süreçlere odaklanırken er ya da geç insan vücuduna da el atacağını belirtti. Tıpkı geçen seneki konuşmasında yaptığı gibi. Verdiği örnek de aynıydı: Böyle bir teknoloji Kuzey Kore gibi totaliter bir rejimin eline geçerse orada yaşayan insanların hali nice olur? Harari’nin Kore’nin kuzeyinde yaşayan bireylere yönelik özel bir ilgisinin olduğu söylenemez elbette. Ancak kimsenin dudak bükmeyeceği K. Kore gibi bir ülkeyi örnek gösterirken, doğal olarak, öteki ülkelerde de bunun kolaylıkla uygulanabileceği mesajını da bilinçdışına göndermiş oluyor.

İnsan vücudu “haklanabilir” mi? Olabilir. Ancak bu amaca hizmet edecek teknoloji çok daha olumlu sebepler için de kullanılabilir. Harari belki de bu teknolojiler üzerinde çalışanları gelecekte uğrayacağı akıbetten korunmalarını sağlamaya çalışıyor. Atom bombasını yapan bilim insanlarının bir sözcüsü yoktu, bunların var!


Bugün üstesinden gelinemeyen sağlık sorunlarına çare üretilirse ne olacak? Örneğin ölümcül bir kalp krizi geçirmeden saatler önce bunu bildirebilecek bir teknolojiyi hangi kalp hastası kullanmak istemez? Ya da vücuttaki kanserli hücrelerin tehdit oluşturacak büyüklük ya da niceliğe ulaşmadan tespit edilmesini sağlayacak, hatta bununla da kalmayıp gidip saklandıkları yerde onları etkisiz hale getirecek bir teknoloji?

Teknoloji şayet bu yönde gelişirse er ya da geç akla etik konusu gelecektir. Teknolojinin etiği olur mu? Olmaz. Ama onu kullananların olur! Kalp krizi uyarısı verecek, kanser hücrelerini öldürecek teknolojilerin yanında kalp krizine sebep olacak, sağlıklı hücreyi kanserli hale getirecek teknolojiler de yapılabilir. Hatta bu teknolojiler “dar yapay zekâ” ile donatılabilir. Yani ne yaptığını bilen ama neden yaptığını bilmediği için aksiyon almadan önce muhakeme yapma becerisi olmayan, iyi-kötü nedir bilmeyen yapay zekâlar. Bunları “yapan” insan olacak; teknoloji değil!

Kötüye, çok kötüye kullanılabilecek yapay zekalar yapmak global düzenlemelerle önlenebilir mi? Kapitalist dünya birbirine güvenmeyen ülkelerden oluşmaya devam ettikçe ne yazık ki zor! Çünkü her ülkenin güya basiretli yöneticileri şöyle düşünmeye devam edecek: Peki ben yapmayayım ama ya başkası yapar da bunu bana karşı kullanırsa? İnsanlık henüz bu sorunun temelsiz olduğunu idrak edemedi! Umudumuz insanlığı topyekun tehdit edecek bir uzaylı saldırısı olabilir belki de!

Toplumların, ülkelerin bu güvensiz tavrının bireysel izdüşümü de yok değil. Hayatına bir tehdit söz konusu olduğunda birey de “Ben hayatımı kurtarayım da ötesi beni ilgilendirmez” bakışında. Sanki “yaşam” insan ile başlamış gibi! 21. yüzyılın belki de can alıcı sorusu şu: İnorganik yaşam formu daha iyi (daha ileri) olabilir mi?

Tanol Türkoğlu / tanolturkoglu@gmail.com

Bu yazı HBT'nin 203. sayısında yayınlanmıştır.

Tanol Türkoglu