Epidemiyolog Prof. Dr. Önder Ergönül ile koronavirüs salgını üzerine

Koronavirus Öne Çıkanlar

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği’nin (KLİMİK) koronavirüs hakkındaki kafa karışıklıklarını gidermek için düzenlediği sempozyuma katıldık. Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden epidemiyolog Prof. Dr. Önder Ergönül de etkinlikte “Salgının Kontrolü Mümkün Mü?” başlığıyla bir sunum yaptı. Kendisi, Avrupa Enfeksiyon Hastalıkları Derneği’yle 15-20 gündür dirsek temasında bulunuyor, gelişmeleri yakından takip ediyor. Salonun tamamen dolduğu etkinliğin ardından Ergönül’e merak ettiklerimizi sorduk.

Söyleşi: Batuhan Sarıcan / batusarican@gmail.com


Önder hocam, koronavirüsle ilgili birçok spekülasyon var. 30 Ocak’ta
The New England Journal of Medicine’de (NEJM) yayımlanan bir makalede, asemptomatiklerin (belirti vermeyenlerin) de virüsü taşıma ve bulaştırma riski olduğu söyleniyordu. Ancak bunun doğru olmadığı da birkaç gün içinde anlaşıldı. Bu konuda neler söylemek istersiniz?


Koronavirüsle ilgili yayınlarda müthiş bir acelecilik var. Çünkü The Lancet ve NEJM gibi seçkin dergilerde yayımlanmak, bu alanda çalışan bilim insanlarının hayalidir. Yeni görülen enfeksiyon da (emerging infection) ancak 8-10 yılda görülen türden olunca hemen yayın yapmak isterler. Alman bilim insanları da asemptomatiklerin bu yeni virüsü taşıma ve bulaştırma riski olduğunu iddia ettikleri çalışmayı hızlıca yayımlattı. Bu durum bizde de şaşkınlık yarattı. Ancak günler içinde bunun doğru olmadığı netleşti. O makaleyi yazan arkadaşlarımızı da eleştiri getirenleri de tanıyoruz; yakın zamanda dergide bir düzeltme yayımlanabilir.

“Aşı bu salgına yetişmez.”

Koronavirüs aşısı için bilim insanları birbiriyle yarışmaya başladı. Aşı çalışmalarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Aşının bu salgına yetişmeyeceği açık. Almanlar 4-5 ay dedi ama en erken 6 ay ve hatta 1 yıldan önce olacağını düşünmüyorum. Bu konu üzerine çalışan bilim insanları olarak baharın ortasında bu işin biteceğini tahmin ediyoruz. Hatta Nisan’da Paris’te yaklaşık 15.000 kişinin katılacağı büyük bir konferansımız var. O zamana kadar bu salgın büyük ihtimalle bitecektir. Aşı o zamana kadar çıksa da bugünkü ilgi olmayacaktır.

Pandemi olsa bile mi?

Aşının çıkmış olması, pandemi olsa bile kurtarmaz. Pandemi olmazsa da zaten aşı anlamsız olacak. Mesela SARS aşısı olmuş olsaydı kim ne zaman kullanacaktı, SARS oldu bitti, 2004’ten sonra vaka görülmedi.

Hamile bir kadın koronavirüs kaparsa bu durum fetüsü (bebeği) etkiler mi?

Hayır. Hamilelikle ilgili herhangi bir risk bildirilmedi henüz.

Koronavirüsün kuluçka süresinin 2-14 gün olduğu bildirildi. Vakalar patlak vermeden önce virüsün taşıyıcıları Türkiye’ye girmiş veya Wuhan’dan gelen Türk vatandaşlarında gözden kaçan riskler olabilir mi? Tabii bir de Çin’den gelecek eşyalar meselesi var.

Çok zor. Vakaların ortaya çıkmasının üzerinden 14 günü geçti, bu süreçte sınırlar da kapatıldı. Kuluçka ortalaması da 5-6 gün bu arada. 14 gün, en uç uzun gün sayısı. Çin’den gelecek eşyalar konusuna gelirsek de virüs kendi haline bırakıldığında en fazla 48 saat riskli oluyor. Dolayısıyla antiseptikle temizlendiğinde yok olup gidiyor. Kırılgan bir virüsten bahsediyoruz.

Peki, en etkili bulaşma yolu nedir? Aerosol etki dediğimiz şeyi anlatabilir misiniz?

Damlacıkla... Öksürme ya da tıksırma olmayabilir ama ağız veya burundan biz fark etmeden çıkan küçük parçacıklar, göze gözükmese de bu şekilde bulaşabilir. Aerosolleşmeyi tozuma olarak çevirebiliriz.

Bir epidemiyolog olarak daha önce karşılaştığınız salgınlarla kıyaslayacak olursanız koronavirüsü yayılma hızı ve ölüm riski açısından nereye koyarsınız? Yeni koronavirüsü, diğer koronalardan ayıran belirgin farklar var mı?

Koronavirüs, kendi ailesi içinde hızlı yayılan ama öldürücülüğü (mortality) düşük (yaklaşık %2) bir virüs. Büyük bir sürpriz yapacağını sanmıyorum. İlerleyecek ve zaman içinde sönümlenecek gibi. Bir çan eğrisi olarak düşünün; şu anda plato fazına doğru geliyor olmalıyız.

Bugünlerde birçok insan, koronavirüsten korunmak için maskeyle dolaşıyor, hatta eve kapanan bile var. Maske üstüne maske takan ve eve kapanan vatandaşlarımıza ne söylemek istersiniz?

Şu aşamada Türkiye’de yeni koronavirüsten korunmak için maske takmak veya eve kapanmak anlamsız. Çünkü hiçbir vaka yok. İnfluenza (domuz gribi) için yapılsa anlarım ama influenza için bunu dün yapmazken bugün neden yapacağız?

Virüslere karşı en büyük önlemler

Sadece koronavirüs değil, genel olarak salgınlardan korunmak için neler yapmalıyız?

Bireysel olarak alabileceğimiz en büyük önlem el yıkamak. Bu tuhaf gelebilir ama elimizle temas ettiğimiz noktalara bizden önce başka biri aksırmış veya tıksırmış, kısacası damlacıklarını bırakmış olabilir. Onun için her fırsatta el yıkamak kritik önem taşıyor. Bir diğer önemli faktör de kişinin bağışıklık sistemini güçlü tutması; iyi uyku düzeni, doğru beslenmesi ve fit olması; yani genel bireysel sağlık kriterleri burada da geçerli. Şunu da unutmayalım: Bu bir bilim, bilimin olduğu yerde de korkmadan ama önleminizi de alara yaşamanız gerekiyor

İklim değişikliğinin salgınları etkilediğini düşünüyor musunuz?

Tabii ki! Çünkü iklim değişikliği mevsimleri kaydırıyor. Bu bir solunum virüsü, koronavirüs dahil diğer solunum virüsleri soğuk havalarda görülüyor. Bu durum, söz konusu virüslerin soğuk havalarda aktive olmasıyla ilgili değil. Peki o zaman niçin soğuk havalarda görülüyor, çünkü soğuk havada insanlar kapalı ortamlarda daha iç içe oluyorlar, ortam havalandırılmamış oluyor. Dolayısıyla insanlar birbirlerine bulaştırmaya başlıyor. İnfluenza salgını Türkiye’de Kasım ve Şubat aylarında tepe yapar. Ancak bu yıl Kasım ayında tepe noktasını görmedik. Çünkü Kasım ayı sıcak geçti. Bu sebeple de tepe noktasını aralık ayının sonu, ocak başı gibi gördük. İklim değişikliği, bu virüslerin görüldüğü ayları değiştirmeye başladı.

Prof. Dr. Önder Ergönül, salgınların çan eğrisi çizdiğini ve yeni koronavirüsün de bu minvalde ilerleyeceğini ve zaman içinde sönümleneceğini ifade etti: “Bir çan eğrisi olarak düşünün; şu anda plato fazına doğru geliyor olmalıyız.”


Koronavirüsün yayılımı, ölüm oranları ve pandemi riski üzerine

Salgının yayılımı ne durumda ve ne kadar sürebilir?

Bütün salgınlar bir çan eğrisi çizer. Örneğin veba salgını da bir çan eğrisi çizmiş ama bu 400 yıl sürmüştür. Burada önemli olan kısım, X ve Y ekseninin altında kalan alanın integralidir. İntegralin tanımı da zaten eğri altında kalan alandır. Toplam olarak eğri altında kalan alanın erken ya da uzun kesilmesi fark yaratır. Salgınlar açısından konuşacak olursak erken dönemde izolasyon önlemleri ne kadar doğru alınırsa -örneğin Çin- salgını o kadar erken kesecektir. Yayılma sayısı (R0), yani hasta olan bir kişiden kaç kişinin enfeksiyon kaptığı çok önemli.

Örnek verelim: Bu sayı İnfluenza’da 1.2, SARS’ta 1.8, EBOLA’da 2 ve yeni koronavirüste ise 2.2 civarında. Bu rakamın en büyük olduğu hastalık sıtmadır. Bir sıtmalı hasta, bunu ortalama 150 kişiye bulaştırır. R0’ı bilmek önemli, çünkü bu sayıyı bilirsek toplum immünitesini bulur ve topluluğun ne kadarı aşılanmalı onu bulabiliriz. R0 büyüdükçe bağışık hale getirmemiz gereken insan sayısı artar. İfluenza’da mesela Türkiye’nin %30’unu bağışık hale getirmemiz gerekiyordu ama %3’te kaldı. Ancak şunu da bilmek gerekiyor ki R0 zaman içinde değişebilir. Koronavirüste de bu azalışı ve değişimi izliyoruz.

MERS ve SARS gibi diğer korona virüslerle karşılaştırıldığında yeni virüsün mortalitesi (ölüm oranı) nedir?

MERS, SARS ve yeni koronavirüsü karşılaştırdığımızda mortalitesi en düşük olan yeni koronavirüs; yaklaşık 2.500 kişide görülen MERS’in ölüm oranı % 34,5; yine yaklaşık 8.000 kişide görülen SARS’ın ise % 8,5’ti. Buna karşın yeni koronavirüsün mortalitesi %2 civarında. Yani yayılımı yüksek ama ölüm oranı nispeten daha düşük.

Sağlık çalışanları arasındaki ölüm oranları ne durumda? Bu bize salgınlarla ilgi ne söyler?

Sağlık çalışanlarının mortalitesi için MERS’te %10, SARS’ta ise %24 gibi bir oran söz konusuydu. Yeni koronavirüs için henüz net bir oran verilemiyor. Sağlık çalışanının etkilenmesi, yakın temasın önemli olduğu, yani toplum içinde yayılmanın düşük olduğu anlamına geliyor.

Peki ya Influenza-A, yani halk arasında bilinen adıyla domuz gribinde durum nedir?

Sanıyorum isminden dolayı çok korkuluyor. Buna karşın ölüm oranı yalnızca % 0,02 civarında. Bu haliyle dünyanın gördüğü en hafif salgın olsa gerek. Koronavirüste bu oran neredeyse 20 kat daha fazla.

Koronavirüs için pandemi (birkaç bölgeye yayılmış/kontrolden çıkmak üzere olan salgın) sınıflandırması yapabilir miyiz?

MERS ve SARS için olduğu gibi yeni koronavirüs için de henüz pandemi sınıflandırması yapamayız. Çünkü Çin’le sınırlı gidiyor. 30.000 vakayı geçen Çin’in dışında 300’e yakın vaka var. Çoğunda da yine Çin teması (uçak yolculuğu) söz konusu. Ancak pandemi olacağına yönelik savunular var. Şu anki görünüm, Çin’in salgının yayılımını engelleme yönündeki çalışmalarının başarılı olduğu yönünde. Dediğimiz gibi pandemi olması için diyelim ki yedi kıtada Çin gibi salgın olması lazım. Bunu diyebilmek için 1-2 hafta daha beklemek gerekiyor. Pandemi düşüncesini yaratan en büyük unsur ise yayılma sayısının yüksek olması.


*Bu söyleşi HBT'nin 203. sayısında yayınlanmıştır.