Alternatif tıp ve Omega-3

Mustafa Çetiner
Alternatif tıp ve Omega-3

Prof. Dr. Azra Raza, ABD’de Columbia Üniversitesinde çok önemli bir bilim insanıdır.

Geçtiğimiz kış Türkiye ziyareti sırasında bana ABD’de kanser alanında araştırmalara yılda 4.5 milyar dolar harcandığını anlattı. Çok etkilenmiştim. Ülkemizdeki kısıtlı olanakları düşününce bu rakam bana “müthiş” görünmüştü. Sanırım yüzümdeki ifadeden aklımdan geçenleri anladı. “Be adam” dedi, “ABD’de sadece ayakkabı sektörüne yılda harcanan para 358 milyar dolardır.”

Ayakkabı sektörüne gitmeye gerek yok aslında, tıbbın hemen yanı başındaki alternatif tıp pazarına göz atarsak kaynakların nasıl savrulduğunu görmek daha kolay.


Alternatif tıp uygulamaları ilk bakışta masum görünebilir. Ne olacak ki, organik ürünler, en azından zararlı değiller. Ama bu alan hiç masum değil, zararsız da değil. Alternatif tıbbın ekonomik boyutlarına bir göz atalım önce. 2016 yılında sadece ABD’de yetişkin Amerikan vatandaşları bu destek ürünleri için tam 30.2 milyar dolar harcamış. Çocuklar için harcanan para 1.9 milyar dolar.

Bu oran daha önceki yıllarda da benzerdi ve hiç azalmadı.

Bu paraların harcandığı yerlere baktığınızda sektörün büyüklüğü ve gücü de ortaya çıkıyor. Bu piyasanın bileşenlerinin büyük bölümünü klinik çalışmaları olmayan çoğu bitkisel, çeşitli ürünler –ilaç dememek lazım – oluşturuyor.

Bu alternatif ürünlerin sağlık harcamaları içindeki oranı %10.

Dahası bu para kanser araştırmalarına harcanan paranın da neredeyse 6 katı. Peki satanlara büyük kazançlar sağlayan bu sektörün ürünleri gerçekten de kullananların sağlığını koruyor mu?

Adına “alternatif tıp”, “tamamlayıcı tıp” veya her ne derseniz bu sektörün çapı büyüdükçe klasik tıp ile arasındaki çatışma da büyüyor.

Pazar savaşları yani...

Bir örnek verelim. Omega-3 ile ilişkili olarak onun kanser gelişimini engellediği iddiası çok konuşuldu. Bu iddia Omega-3 pazarının artmasında en temel etkenlerden biriydi.

Omega-3 alternatif tıpçıların dediği gibi cidden de kanserden koruyor mu? İddialardan biri şu; doğrudan destek tedavisi olarak Omega-3 veya Omega-3 içeren besinleri tüketenlerde kalın bağırsak, meme ve prostat kanseri sıklığı azalıyor. Bir diğer iddia; Bağışıklık sistemimiz, tümör hücrelerine karşı vücudumuzu savunurken Omega-3’den güç alıyor.

Peki bu iddialar doğru mu?

ABD’de 2013 yılında yapılan bir çalışma, prostat kanseri için bunun tam tersini gösterdi. Üstelik makale hiç de hafife alınmayacak bir dergide, Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsünün dergisinde (Journal of National Cancer Institute) yayınlandı. Çalışmanın ana amacı, Omega-3, selenium ve vitamin E’nin kansere karşı koruyucu etkisinin test edilmesiydi. SELECT çalışması olarak bilinen bu çalışmada 50 yaş üzerinde 35.000 erkeğin kanında Omega-3 düzeyleri çalışıldı. Sonuçlar gerçekten şaşırtıcıydı. Omega-3 düzeyi yüksek olan kişilerde prostat kanseri riski daha yüksekti.

2001 yılında başlayan ve 2013 yılına kadar 12 yıl boyunca 35.000 kişinin izlendiği çalışma sonucunu yabana atılmamak gerek kuşkusuz.

Gelelim ünlü JAMA dergisinde 2006 yılında yayınlanan bir başka çalışmaya. Bu çalışma Omega-3 kanser ilişkisinin irdelendiği toplam 38 farklı bilimsel çalışmanın sonuçlarından oluşan bir meta-analiz çalışması. Aralarında meme, kalın bağırsak, akciğer, prostat, mide, pankreas, yumurtalık kanseri gibi kanserlerin de olduğu 11 farklı kanser tipinin hiçbirinde Omega-3 düzeyleri ile bir ilişki gösterilemedi. Çalışmanın sonucu net; omega-3 ile kanser arasında bir ilişki yok ve kanserden korunmak için Omega-3 takviyeleri kullanmak kesinlikle gerekmiyor (JAMA. 2006;295:403-415). Omega-3’ün pazar payı 2014 yılında 1.82 milyar dolardır. Yani kanser çalışmalarına harcanan paranın neredeyse yarısı... Bu yüzyıl sadece paranın ve kazancın yüzyılı olacak sanki, akıl tarih sahnesinden çekiliyor gibi... Ne dersiniz?

Mustafa Çetiner / dr.m.cetiner@gmail.com


Bu yazı HBT'nin 60. sayısında yayınlanmıştır.

Mustafa Çetiner

Prof. Dr. Mustafa Çetiner 1964 yılında Kayseri'de doğdu. Halen Acıbadem Sağlık Grubu Maslak Hastanesi'nde İç Hastalıkları, Hematoloji Bölümü'nde görev yapmaktadır. Hekimliği ve öğretim üyeliği yanında Popüler bilim, etik, tıp ve tıp tarihi konularında kaleme aldığı güncel yazılarıyla tanınır.