Ben, mazbata!

Tanol Türkoğlu Y
Ben, mazbata!

Türkiye uzun zamandır böyle bir seçim görmedi. Bu yazı kaleme alınırken henüz İstanbul ve Ankara’nın büyükşehir belediye başkanları mazbatalarını alabilmiş değil. İtirazlar sonucu yeniden yeniden oy sayımı yapılması nedeniyle sonuçlar açıklanamıyor. Ancak ülkemizin gerçek ötesi, gerçek-miş gibi, hayali bir dünyada yaşadığını-yaşatılmaya çalışıldığını bu süreçte herkes net bir şekilde görme imkanı buldu.

Anormallik seçim akşamı 22.30’dan sonra yaşanmaya başladı. İstanbul’da İmamoğlu borsa endeksi gibi her güncellemede farkı kapatmaya başladı. Nihayet geceyarısına doğru Yıldırım üç bin küsur oy farkla öndeyken veri güncellemesi kesildi. Ta ki ertesi sabaha kadar.

Kolay unutuyoruz; anımsayalım. Oy sayımlarının yapıldığı mekanlara Anadolu Ajansı’ndan başka herhangi bir medya kuruluşunun girmesi, bilgi alması yasaklanmış ve geçen cumhurbaşkanlığı seçimi de bu şekilde yapılmıştı. Kamuoyu son iki seçimde AA’nın TV’lere verdiği bilgileri, yerinde tespit yapan ajans elemanları tarafından sandık başkanlarından şifaen aldığını “sanıyordu”. Geçen hafta ortaya başka bir iddia atıldı. Ak Parti’nin kendisine ait bir seçim izleme sistemi olduğu, AA’nın da verileri buradan aldığı öne sürüldü. YSK başkanı da bu iddianın doğru olabileceğine işaret eden bir açıklama yaptı: “AA benim müşterim değil; o bilgileri nereden alıyor, bilmiyorum” dedi.


AA’nın lüzumsuz yere veri akışını kestiği gece boyunca sosyal medyaya yansıyan bilgilerden, YSK’ya akışın devam ettiği anlaşıldı. Öyle ki fark bir ara 29 binlere kadar çıktı. Hafta boyunca Ak Partililerin farkı şu kadar bin azalttık söylemi aslında bu 29 küsur bin farkı baz aldı. Oysa Pazartesi sabahı tüm sandıklar açıldığında fark zaten 20 binlere inmişti. Beş gündür harıl harıl yapılan sayımlar ise bunu ancak üç küsur bin azaltabildi.

Bir sandıkta yeniden sayım yapılabilmesi için, zabıt tutulurken bir temsilcinin sonucu kabul etmediğine dair şerh koyması gerekir. Daha sonra da ilgili kurullara, koyduğu şerhi destekleyen somut delillerle birlikte başvurması. Seçim kurulları bugüne dek tüm seçimlerde partilerin itirazlarını çoğunlukla bu şartı arayan ilgili yasa maddesine dayanarak reddetmişti. Bu kez itiraz iktidar partisinden geldiğinden olacak, bu şartı aramadı. Ancak farklı şehirlerde diğer partilerin yaptığı itirazları, arada bir oy fark olsa bile, reddetmeyi de ihmal etmedi.

Ortada üzücü, demokrasiyi zedeleyici bir tablo var. İddialar alıcı bulamıyor. Komplo deniyor, müşahitler Fetöcü deniyor ancak sayılan oylarda Ak Parti’nin birinci olduğu göz ardı ediliyor. Belediye meclisinde çoğunluğun yok, sen nasıl yöneteceksin ki deniyor; Eskişehir’in yıllardır bu şekilde yönetildiğinden bahsedilmiyor.

Böyle zorlamalar sadece Türkiye’ye özgü değil. 2000’deki ABD başkanlık seçiminde sadece Florida eyaletinde oy sayımı haftalarca sürmüş; sonunda Al Gore kaybettiğini kabul ederek süreci sonlandırmıştı. Florida eyaletinin valisi Al Gore’un rakibinin kardeşiydi. Eğer insanda art niyet yoksa bir seçim kağıtla kalemle de mükemmel bir şekilde yapılabilir; varsa en ileri teknolojiyle bile eğip bükülecek yollar bulunur. Şimdi gel de insan yerine vicdanları rahatsız edecek bir karar almayı reddedecek objektif robotların süreçleri yönetmesini talep etme!

Tanol Türkoğlu / tanolturkoglu@gmail.com

Bu yazı HBT'nin 159. sayısında yayınlanmıştır.

Tanol Türkoglu