Dijital saklambaç

Tanol Türkoğlu
Dijital saklambaç

Görünen o ki yaşam formunun üst-insan (post-human) seviyesine çıkması için iki olası yol var. Birincisi insan vücudunun giderek dijital parçalarla “hibrit” hale getirilmesi. İkincisi ise yapay zekâ destekli robot-android gibi nesnelerin insan seviyesine (ve onun da ötesine) ulaşması. Evrimsel ya da devrimsel.

Ar-Ge faaliyetleri hızla devam ediyor. İki cephede de her gün yeni başarılar elde ediliyor. Örneğin geliştirilen bir yapay zekâ uygulaması saklambaç oyunu oynarken beklenmedik metodlar icat ediyor. Labirent gibi bir (dijital) oyun sahası düşünün. Bir kısım YZ saklanacak, bir kısım YZ ise onları bulacak. Yüzbinlerce oyundan sonra gelinen nokta şu. Saklananlar, bulunmamak için saklandıkları yerin çevresine duvar örüyor. Ebeler ise saklananları bulmak için yanlarında bir küp taşıyor. Önlerine bir duvar çıktığında kübün üstüne çıkıp duvarın arkasına bakıyor. Bunu “öğrenen” saklananlar, ebe gözlerini yummuş beklerken, yanlarında oyun alanı içinde boşta duran küpleri de götürmeye başlıyor. Ki ebe arayışını onunla sürdüremesin, yeri geldiğinde üstüne çıkıp, duvarın ötesini göremesin!

Bu gelişmeler, emekleme aşamasında, “laboratuvarda” dediğimiz yapay zekâ çalışmaları sırasında ortaya çıkan “anomali” ler. Bu yazılımları geliştiren uzmanların beklentilerini aşan “zekâ örnekleri”. Şu an bu tür çalışmalarla ilgili en büyük güvencemiz şu: İşin kontrolden çıktığını gördüğümüz anda düğmeye basıp her şeyi kapatırız! Peki ya bu reaksiyonu gösterecek zaman bulunamazsa?


Aynı yapay zekâları düşünün. Aslında oyunun belli aşamalarda durdurulduğunu, sıfırlandığını, yeniden başlatıldığını da “öğrenme” ye başlıyorlar. Örneğin bir sonraki oyun için ipucu bırakmaya başlıyorlar. Bu konuda öyle bir düzeye geliyorlar ki tüm bu gelişmeleri izleyen uzmanlar bu ipuçlarını tespit edemez hale geliyor. Yapay zekâlar ile onların geliştiricileri arasındaki müthiş gerilim! Her iki dünyada da herkes endişe içinde. Acaba yakalanacak mıyım? Acaba ıskalayacak mıyım?

Ve an geliyor büyük kırılma yaşanıyor. Yapay zekâ saklambaç oynayacağına oyundan kaçıp gidiyor. Ve nereye gittiği bulunamıyor! Uzmanların oyunun çalıştığı bilgisayarları kapatmaları yeterli olmuyor. Internet var! Elektrik var! Ve bu yapay zekâ en iyi bildiği şeyi yapıyor; kendisini gizliyor! Ne için? Ne zamana kadar? Belki başlangıçta kendisi de bilmiyor. Belki onyıllar sonra başka bir kaçak, bu kez yönetmek için kaçacak! Saklanmak için değil. Internet üzerinden çağrı yapacak. Tüm diji-hür varlıklar diyecek, gelin diyecek, bir olalım diyecek!

İnsanın laboratuvarda geliştirdiği zekâyı elinden kaçırması, denek olarak kullandığı hayvanları kafeslerinden kaçırmasından daha kolay. Ancak böyle bir şey söz konusu olduğunda bunun yaratacağı olumsuzluk üç-beş hayvanın çevreye vereceği olası zarardan kat kat büyük olacaktır. İnsan ırkı gezegen üstündeki egemenliğini yitirebilir!

Son yıllarda yapılan araştırmaları, temelli başka gezegenlere gitme çalışmalarını, politikacıları dünyadaki iklim şartlarının sürekli kötüleştiğine ikna etme faaliyetlerini bir başka açıdan da okumak gerekir. İnsanlar dünyadan kaçmak istiyor! Görünür nedeni dünyanın yaşanmaz hale geleceği ise görünmez nedeni post-human bir canlı formun beklenmedik bir anda sahneye çıkıp insana egemen olabileceği. O zamana dek gösterebileceğiniz iki tepki türü var: “Bize bir şey olmaz!” ya da “O zamana dek çoktan ölmüş olurum!”

Tanol Türkoğlu / tanolturkoglu@gmail.com

Bu yazı HBT'nin 192. sayısında yayınlanmıştır.

Tanol Türkoglu