Yeni düşman: İnsan vücudu!

Tanol Türkoğlu Y
Yeni düşman: İnsan vücudu!

Kapitalizm ideolojik bir derinlik sunuyor mu? Yoksa ona derinliği veren, onun karşıtı olan kafalar mı? Bir tür “bir deli kuyuya bir taş atar; on akıllı çıkaramaz” durumu. Kurumsal yönetim olgusunu Amerikan iş dünyasına sunmuş olan Peter F. Drucker, örneğin, hep Marksizme atıfta bulunarak kapitalizmi yüceltmeye çalışmıştır. Marksizm ne diyorsa, tam tersini yap!

Marksist teori “sanayi toplumu” analiz edilerek geliştirildiğine göre belki de bunun tam tersinin savunulması gerek. Oysa kapitalizm “kaynakları nasıl kendi çıkarıma kullanırım” meselesi ile o kadar meşgül ki oturup bir teori üretme gereğini duymamış sanki. Altın kuralı unutmamalı: Altını olan kuralı koyar.

Sanayi toplumunun başarısının özünde maddiyat vb değil insanın doğaya egemen olma “zorunluluğu” yatıyor. Bu teknoloji ile sağlanmıştır. Buhar makinesi ile başlayan bu süreç bugün robot(umsu)lara gelip dayanmış halde. Buradan nereye gidecek kimbilir?


Teknolojik icatları bu çerçevede irdelemek gerek. Oysa karşı kıyıdakiler oturmuş bunun felsefesini yapıyor. Neden? Çünkü özlerinde ideoloji var. Yani en güzeli, en doğruyu, en mükemmeli tespit etmek (ve sonra da onu uygulamak). Ancak bu tespit sürecinde o denli büyük tartışmalar ve bölünmeler yaşanmakta ki uygulama evresi hala prematüre; sanırsın temel muratları uygulamak değil, haklı çıkmak!

Teknolojide felsefe veya ideoloji mevcut değildir. Teknoloji insanın en büyük trajedisine karşı şimdiye dek geliştirmiş olduğu en büyük savunma mekanizmasıdır. Nedir o trajedi? Öleceğimizi biliyor olarak yaşamaya mahkum edilmiş olmamız. Sanayi toplumuna kadar insanı ölüme yaklaştıran temel altyapı doğa idi. İnsan teknoloji ile bu riski kendisinden uzaklaştırdı. Ama tümden ortadan kaldıramadı.

Bugün ölüm riski açısından incelendiğinde tarım toplumundaki “doğa”nın rolünü sanayi toplumunda insan vücudunun kendisinin aldığı görülecektir. Bu tehdit dışsal ve içsel olmak üzere iki boyutlu. Dışsal olan insanın insana karşı gerçekleştirdiği her türlü terör; ister bireysel olsun ister toplumsal, ister dini olsun ister ideolojik. İçsel olan ise insanın kendi vücudunun deforme olması; hastalanması, yaşlanması, durması.

Kapitalizmin teknoloji üretimini de yine bu iki tehdide karşı hizmet etmek üzere kanalize ettiği iddia edilebilir. Silah teknolojilerindeki gelişme dışsal tehdidi fırsata çevirmiş durumda. Bunun istisnası terörün belli (kendi) sınırlar(ın)dan içeri (kontrolsüz bir şekilde) girmemesini temin etmek.

İnsan vücudunu deforme olmaktan, eskimekten, yaşlanmaktan, yok olmaktan kurtarmaya çalışacak teknolojilerin geliştirilmesi ise içsel tehdide karşı yapılan yatırım. Bellidir ki süreçte ortaya çıkan tali problemler de söz konusu. Yapının yan etkileri. Bunlarla da ilgilenmek gerek. Bugün global sorun olarak işaret edilen şeylerin pek çoğu aslında bu yan etkiler. İklim, GDO, aşırı nüfus, yalnızlık, sosyal medya vb.

Son yıllardaki gelişmelere bakıldğında tamamen yeni bir paradigmanın gelmekte olduğu görülebilir. İşin teorisine pek kafa takmayan yeni bir dijital nesil büyüyor. Belki de kapitalizm karşıtlarının onyıllardır girmiş oldukları çıkmaza (teoriye) fazla kafa patlatmadan bu global açmaza bir çözüm getirebilirler. Süreç kendi meşrebine göre çoktan başladı: Google’da “paylaşım ekonomisi” diye arama yapın mesela!

Tanol Türkoğlu / tanolturkoglu@gmail.com


*Bu yazı HBT'nin 53. sayısında yayınlanmıştır.

Tanol Türkoglu