51. Soru – Bu kitap kaçar mı? Kaçmaz!

Tevfik Uyar
51. Soru – Bu kitap kaçar mı? Kaçmaz!

Bilimkurguya olan ilgim kuzenlerimin beni de yanlarına alıp sinemaya Terminator (Yok Edici) izlemeye götürdükleri gün başlamış olmalı. Çocuk aklımla daha çok "kurşunun dahi işlemediği, gözlerinde çevreye dair pek çok bilgi akan, kuvvetli metal robotlar" ilgini çekmiş olsa da, büyüdükçe makine aklına daha çok merak sarmış olmalıyım. Belki on üç yaşımdayken İstatistik mezunu başka bir kuzenime koşup "ben bilgisayar programlamak istiyorum" dememin ve elimde Adnan Mazmanoğlu tarafından kaleme alınmış bir GWBASIC kitabı ve disketiyle eve dönüp, modern oyunları çalıştırmaya yetmeyen ikinci el bilgisayarımda kodlamaya başlamamın Terminator ile de bir ilgisi vardır.

Günümüzde "Yapay Zekâ" sayıları kısıtlı bir akademik topluluğun sıkıcı; ya da sadece bilimkurgunun heyecanlı bir konusu olmaktan çıktı... Geleceğe merak sarmış popüler bilim meraklılarının gündelik sohbetlerinin başlıca konularından biri haline geldi... Hatta sohbet konusu olmaktan ziyade, hayatımızın her alanında da biraz bulunuyor aslında. En azından elimizde tuttuğumuz telefonlar yapay zekanın uygulamalarından biri olan yapay öğrenmeyi çeşitli amaçlarla kullanarak bize daha iyi hizmet vermeye çalışan uygulamalarla dolu. Belki Jetgiller çizgi dizisindeki gibi ev asistanı robotum yok ama her hafta aynı gün ve saatte nerede ders verdiğimi bir süre sonra öğrenerek, haftanın aynı günü gelip çattığında "trafiğe bakılırsa şimdi yola çıkmalısın" diyen asistan programlarım var.

Elbette bu programlar, zamanda geriye yolculuk yaparak gelecekte insanlığın liderini yok etmek (ya da ikinci filmde olduğu gibi korumak) isteyen bir Terminator değil... Olmasın da zaten...


Peki ne olsun? İstese olabilir mi? Görünüşe göre ne olacak? Veyahut da ne olmalı?

İşte Yapay Zekâ konusunda sorulabilecek bu ve benzeri pek çok soruyu yanıtlayan bir kitap var artık popüler bilim yazınımızda. Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Cem Say'ın, Bilim ve Gelecek yayınlarından Ekim ayında çıkmış olan "50 soruda Yapay Zekâ" adlı kitabı...

Açık söylemek gerekirse, Cem Hoca'nın kitabını elime ilk aldığımda Yapay Zekâ'yla ilişkili popüler sorular ve yanıtlarıyla karşılaşacağımı düşünüyordum. Birinci ve ikinci bölümleri okuduğum zaman bu düşüncemi hemen terk ettim: İnsanı matematik, mantık çalışmaya itecek kadar heyecanlı, bu disiplinler ile bilgisayar bilimleri arasındaki ilişkiyi (hatta temelinde bilgisayar bilimlerinin tam olarak da bu disiplinlere dayandığını) gözler önüne seren müthiş bir tarihçeyle ve tartışmayla karşılaştım!

İnsana fevkalade entelektüel bir tatmin sunan bu bölümlerin ertesinde bu kez başka bir düşünce (ve kaygı) aldı beni: Acaba Prof. Dr. Cem Say, alandaki akademik bilgisini kitaba öyle yoğun aktarmıştı ki, ilgi alanları sebebiyle matematik ve mantıkla çok ilgilenme imkânı bulamamış popüler bilim takipçileri sıkılacaklar mıydı? Ancak kitabın sonraki bölümlerinde de bu kaygımı derhal terk ettim: Cem Say, her türden okuru fazlasıyla tatmin edecek bir denge kurmuştu kitabında. Yani iyi bir popüler bilim kitabının tam da olması gerektiği gibi!

Toparlamak gerekirse, "YAPAY ZEKÂNIN TOHUMLARI" adlı birinci bölüm bizleri "bir bilgisayar zihnini" modellemenin temellerine götürüyor. Alan Turing'in muazzam buluşlarına giden yolun taşlarının nasıl döşendiğine böylelikle şahit oluyoruz (ve programcılıkta Boolean dediğimiz sadece "doğru/yanlış" değerlerine sahip veri türüne neden Boolean dendiğini de bu bölümde öğreniyoruz: George Boole'a selam olsun).

"BEYİNLER VE DİĞER BİLGİSAYARLAR" adlı İkinci bölüm bizi felsefi bir tartışmanın ortasına bırakıveriyor. Her bir kelimesini anlamak için iki defa okuduğum bu bölümde Cem Say'a beni hesaplama karmaşıklığı terimiyle tanıştırdığı için özellikle müteşekkirim.

Bu bölümden kuantum bilgisayarının alametifarikasını öğrenip ayrıldıktan sonra YAPAY ZEKÂNIN DOĞUŞU adlı kısa bir bölüme geçiyoruz ve bu bölümde de yapay zekânın her daim o kadar da popüler bir konu olmadığı, zaman zaman hayal kırıklıklarıyla dolu dönemleri tanıyoruz.

Nihayet bizi YAPAY ZEKÂ NELER YAPAR, NASIL ÇALIŞIR adlı dördüncü ve YAPAY ZEKÂNIN GELECEĞİ adlı beşinci bölümler karşılıyor. İlk üç bölümü okuyarak donanımlı bir biçimde girdiğimiz bu tünellerde, bir öğretim görevlisi yazarın istediği kıvama gelmiş bulunuyoruz: Artık anlatılan her şeyi doğru bir bakış açısıyla değerlendirip anlayabilmek okur için de mümkün. Bu sayede hem tarihteki önemli vakalar hem de Cem hocanın kendisi ve öğrencilerinin çalışmaları ışığında; doğal dil işlemeden, derin öğrenmeye, otonom araçlardan, askerî robotlara, günümüzün en ateşli konularını derlenmiş, toplanmış ve üstelik bir uzmanın fikri süzgecinden geçmiş olarak buluyoruz.

Kısacası bu eser, bizlere başından sonuna dek yapay zekânın gelişimi ve geleceği temalı bir yolculuk yaptırıyor ve okuruna sorular altında düzenlenmiş birbirinden kopuk maddeler yerine, soruların ara başlıklar olarak kullanıldığı "bütünlüklü" bir metin sunuyor.

Değerli bilim insanlarımızın yerli popüler bilim yazınımıza yaptıkları bu katkıların başka işlevleri de var: Hemen her alanda çağdaş dünyanın gerisinde kaldığımızla ilgili kaygılar pek çoğumuz için tek başına bir buhran sebebi olmaya yetip de artıyor... Ancak bu kitaplar sayesinde dünyadaki gelişmeleri takip eden, tüm bu olumsuzluklara rağmen hem kendi çalışmalarıyla hem de yetiştirdikleri öğrencilerle teknolojinin ipini yakalayan ve bu ipe bir ilmek daha atarak katkıda bulunan değerli hocalarımız, yazarlarımız ve düşünürlerimiz olduğunu görüyoruz.

Bir yapay zekâ "ümitlenebilir" mi hâlâ emin değilim, ama bir insan olarak ben gayet ümitlenebiliyorum.

Tevfik Uyar

Uçak Mühendisi ve Sosyologtur. Yüksek Lisans ve doktora çalışmalarını yönetim psikolojisi üzerine gerçekleştiren Uyar, biri popüler bilim, diğerleri bilimkurgu türünde üç adet kitap kaleme almış, üç adet kitabın çevirisini yapmıştır.