Bilimin şakası olur mu? Olur!

Tevfik Uyar
Bilimin şakası olur mu? Olur!

Bugün 1 Nisan. Popüler kültürde şaka günü. İnsanların birbirlerine şakalar yaparak güldükleri, eğlendikleri bir gün. Şakayla aldatmayı birbirinden ayıran en önemli kriter, şakacının yaptığı şakadan bir çıkar elde etmemiş olması ve şakanın yapıldığı kimseye bir süre sonra mutlaka ve mutlaka “maruz kaldığı şeyin şaka olduğu” bilgisinin verilmesi ya da anlamasının sağlanmasıdır. Yani yaptığınız şakayı itiraf etmiyor, bundan bir de çıkar elde ediyorsanız, yaptığınız şey şaka değil, bir tür aldatmadır.

Kimi şakaların etkisi, şaka yapanla şaka yapılan arasında kalmaz, kişisel olmaktan çıkıp toplumsal hale bürünür ve bir hatayı, bir olumsuzluğu veya bir şeylerin yanlış gittiğini ortaya koymayı sağlar. Bu haftaki yazımda edebiyattan bilime, bir şeylerin yanlış gittiğini ortaya çıkarmayı amaçlayan kimi kahramanların yaptıkları bazı şakalardan örnek vermek istiyorum:

Birinci örneğimiz edebiyat alanından… Chuck Ross adlı bir kablo TV satıcısı yazmaya çok meraklıydı ancak yayın dünyasının yazarlar arasında ayrımcılık yaptığına inanıyordu. Bunu kanıtlamak için Jerzy Kozinsky'nin 1969 yılında Amerikan Ulusal Kitap Ödülü'ne layık görülen "Adımlar" adlı romanını yeniden daktilo edip, başka bir yazar adıyla birlikte kitabın orijinal yayımcısı Random House da dahil ABD'deki 14 büyük yayın evine ve 13 edebiyat ajansına gönderdi. Kitabı bu 27 kurumdan hiçbiri tanımadığı gibi, tümü taslağı reddetti. Şaka, Ross'un da arzu ettiği üzere, yayınevlerinin isimsiz yazarlara nasıl büyük bir önyargıyla baktığını ortaya koymuş oldu.


1982 yılında benzer bir şaka, akademik yayıncılık alanında yapıldı. İki psikolog, psikoloji dalındaki en meşhur on iki adet dergi belirleyip her birinden Harvard ya da Princeton gibi ABD'nin en prestijli on psikoloji bölümünde görevli bilim insanlarınca yazılıp yayımlanmış bazı makaleleri aldılar. Sonra bu makaleleri ana fikri ve içeriği bozmayacak şekilde değiştirerek eski yazarlarının izlerini sildiler. Her birini hayali yazar isimleri ve "Derin Vadi İnsan Potansiyel Merkezi" gibi uyduruk kurum adları ile daha evvel yayımlanmış olduğu dergilere gönderdiler. On iki dergiden yalnızca üçü makaleleri zaten bastıklarını fark etti. Üstelik kalan dokuz makaleden sekizi bu yayınları inceleyen hakemler ve editörler tarafından yayım kriterlerini karşılamadıkları gerekçesiyle reddedildiler.  Bu da yazar ve kurum adlarının akademik yayıncılıkta ne kadar etkin olduğunu ortaya koyan müthiş bir şakaydı.

Matematikçi ve fizikçi Alan Sokal’ın şakası en bilinenlerden biridir: Sokal, postmodern kültüre araştırmaların yayımlandığı Social Text adlı hakemli dergiye, "Sınırları Çiğnemek: Kuantum Çekiminin Dönüşümcü Yorumsaması" adlı bir makale gönderdi. Makale hemen kabul görüp yayımlandı. Oysa ki makale gerçekten de hiçbir şey anlatmıyordu ve postmodernist Fransız felsefecilerin doğa bilimlerinden yaptıkları alıntı yapıp durmalarının ve üsluplarının bir parodisiydi sadece. Sokal şakasını açıkladıktan sonra hem editörler hem de postmodern kültür bilimciler doğal olarak çok bozuldular. "Sokal vakası" postmodern çalışmalarda bazı yorumsamaların saçmalık dahi olsa nasıl kolaylıkla kabul edilebildiğini gösteren bir şaka oldu.

Werner Purgathofer’in şakası favorimdir! VIDEA 93 (Visualization and Intelligent Design in Engineering and Architecture) konferansında tek bir sunumun bile yapılmadığını öğrenen Avusturyalı bilim insanı, sistemi sınamak için VIDEA 95 ilan edilince dört adet bildiri gönderdi. Birincisi “kamusal alanlardaki duvarlarda nasıl ayak izi çıkarılabileceği”yle ilgiliydi. Yani anlamlı gibi görünse de içi boş bir metindi. İkinci özet “kapalı mekanların gerçek bir siyah görünüm sunabilmesi için doğru sıvama yöntemi” hakkındaydı. Üçüncü özet VIDEA konferansının çağrı metninin kendisiydi. Yani konferansın çağrı metnini kopyalamış, bildiri olarak aynısını yazmıştı. Dördüncü özeti ise tamamen rasgele üretilmişti. Bir bilgi işlem terimleri sözlüğünden rastgele seçilmiş kelimelerle kırk cümle üretilmiş, üstelik terimlerin alındığı sözlük de kaynak olarak verilmişti. Ne oldu dersiniz? VIDEA 95 kurulu dört bildirinin de hakem gözetiminden geçip KABUL EDİLDİĞİNİ yazdı Purgathofer’e (ve tabii kayıt ücretini ödemesi gerektiğini de).

Şüphesiz bu dört şakanın dördü de iyi bir amaca hizmet etmiş, harikulade şakalar. Eminim bazı kesimlerin aynı şakaya maruz kalmamak için kendilerine bir çekidüzen vermelerini sağlamış, hedef aldığı kurumlardaki işleyişin ne kadar kötü olduğunu en eğlenceli şekilde ortaya koymuşlardır.

Umarım böyle “şakacı” kahramanlar var olmaya devam ederler.

Not: Verdiğim ilk iki örnek, Stuart Sutherland’in İrrasyonel adlı kitabından. Diğer iki örnekse Roelf Bolt’un Yalancılar ve Sahtekârlar Ansiklopedisi’nden. Her iki kitabı da şiddetle tavsiye ederim 🙂

Tevfik Uyar / @tevfik_uyar


Tevfik Uyar

Uçak Mühendisi ve Sosyologtur. Yüksek Lisans ve doktora çalışmalarını yönetim psikolojisi üzerine gerçekleştiren Uyar, biri popüler bilim, diğerleri bilimkurgu türünde üç adet kitap kaleme almış, üç adet kitabın çevirisini yapmıştır.