Hayâl gerçek oluyor: Ay’a yerleşmek için gerekli üretim başladı

Editör ne diyor?

İnsanlık Ay’a ilk ayak bastığında yıl 1969’du. O günün büyük sorusu Ay’a ulaşıp ulaşamayacağımızdı. Aradan yarım yüzyıldan fazla zaman geçti. Şimdi soru değişti: Ay’da kalacağız ve yerleşeceğiz…

NASA, Ay’ın Güney Kutbu yakınlarında kalıcı insan varlığı oluşturmak için kapsamlı bir altyapı programını hayata geçiriyor. 2029’a kadar 20’den fazla robotik iniş planlanıyor. Enerji sistemlerinden iletişime, radyasyondan Ay tozuna, kargo taşımacılığından yüzey araçlarına kadar insanın Dünya dışında uzun süre yaşayabilmesi için gereken teknolojiler birer birer sınanacak. Hedef, 2030’lu yıllarda insanların yalnızca ziyaret ettiği değil, uzun süre yaşayabildiği ve çalışabildiği bir Ay altyapısı oluşturmak.

Üstelik bu kez Apollo döneminden farklı bir model var. NASA giderek müşteri, koordinatör ve teknoloji ortağı rolünü üstlenirken özel uzay şirketleri sahneye çıkıyor. Jeff Bezos’un Blue Origin’inden Firefly Aerospace ve Intuitive Machines’e, Voyager Technologies’e kadar yeni bir Ay ekonomisinin oyuncuları şimdiden siparişlerini aldı üretimlerine başladı.


Ay aynı zamanda Mars’ın provası olacak. Radyasyondan korunma, kesintisiz enerji, yaşam destek sistemleri ve yerel kaynakların kullanılması önce burada denenecek. Çünkü Mars’a ulaşmadan önce çözülmesi gereken çok daha temel bir soru var: İnsan Dünya’nın dışında kalıcı olarak yaşayabilir mi?

Bu haftaki kapak dosyamızda insanlığın yeni Ay serüvenini mercek altına alıyoruz.

Bu sayıda neler var?

8,3 milyar yapay temsilci: Tanol Türkoğlu çok ilginç bir gelişmeden yola çıkıyor. Dünya nüfusunun çeşitliliğini temsil etmek üzere 8,3 milyar yapay kişilikten oluşan bir simülasyon yaratıldı. Ürünü yapay zekâ tasarlasın, reklamını hazırlasın, fiyatını belirlesin; hatta tüketicinin ne düşüneceğini de yapay zekâ simüle etsin… Peki insanı üretimden, seçimden ve karar süreçlerinden çıkardığımızda geriye ne kalıyor? Türkoğlu’nun yanıtı net: Ekonomik sistemin nihai gerekçesi verimlilik değil, insan.

Doğan Kuban: Halk nasıl yırtıyor? Kuban, komünist rejimlerin çöküşünden sonra şekillenen dünya düzenini, Anglosakson kapitalizmini, savaşları ve dünya halklarının içine sürüklendiği ekonomik-siyasal düzeni kendine özgü eleştirel bakışıyla değerlendiriyor.

Ali Akurgal: İktidarın hazırladığı Yapay zeka eylem planını ana hatlarıyla yazıyor. Uygulanabilir bir şey mi… yüz bin uzman yetiştirme gibi hedefler var, onlara burada iş bulamazsak, ihraç edeceğiz demektir…

Dijital abur cuburu azaltabilir miyiz? Telefonu hayatımızdan çıkarmak artık neredeyse olanaksız. Öyleyse sorun teknoloji kullanıp kullanmamak değil, neyi, ne kadar ve nasıl tükettiğimiz. Araştırmacılar dijital dünyayla ilişkimizi beslenme üzerinden düşünmeyi öneriyor: Şekerli ve işlenmiş gıdalar gibi dijital içeriğin de miktarını ve niteliğini yönetebiliriz. Hemen ardından akıllı telefon ve sosyal medya kullanmayan insanlarla yapılan bir araştırmadan çıkan üç önemli derse bakıyoruz: Daha derin ilişkiler, bir şeyleri kaçırma korkusundan kurtulmak ve sürekli bir şey yapmak yerine bazen yalnızca “olabilmek”.

Enformasyondan yaşamveriye: İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türker Kılıç, Max Tegmark’ın Life 3.0 kitabından yola çıkarak yaşamın ve bilincin ne olduğu sorusunu tartışıyor. İlk büyük paradigma maddeden atoma, ikincisi atomdan enformasyona geçişti. Kılıç’a göre önümüzde üçüncü büyük eşik olabilir: Enformasyondan bağlantısal yaşamveriye geçiş. Yapay zekâyı aşan, yaşamı ve bilinci yeniden düşünmeye çağıran bir yazı.

İnsan neden akıllı canlı oldu? Oktay Kaynak, insan zekâsının evrimine farklı bir pencereden bakıyor. İnsanın akıllı canlı olmasını yalnızca iki ayak üzerinde yürümesine değil, düşey gövdeli hale gelmesine bağlıyor ve ardından asıl soruyu soruyor: Peki neden düşey gövdeli olduk?

Egzersiz beyinde yeni nöronların oluşumunu tetikliyor. Egzersizin beyne iyi geldiğini biliyoruz ama mekanizması hâlâ tam çözülmüş değil. Farelerde yapılan yeni bir araştırma, fiziksel aktivitenin astrosit adı verilen beyin hücrelerini etkileyerek yeni nöron oluşumunu tetikleyebileceğini gösteriyor. İnsanlarda da doğrulanırsa bilişsel gerilemeye karşı egzersizin koruyucu etkisini anlamada önemli bir adım olabilir.

Mercimek, nohut, fasulye… Binlerce yıldır soframızdalar ama bilim bakliyatların vücudumuzdaki etkilerini keşfetmeyi sürdürüyor. Yeni araştırmalar bağırsak bakterilerinden kan şekerine, kolesterolden tokluk hissine kadar birçok sistemi etkileyebildiklerini gösteriyor. Üstelik nasıl hazırladığımız bile alacağımız besin miktarını değiştirebiliyor.

Dünyanın büyük kentlerinde maaş uçurumu: Grafik Bilgi sayfamız çarpıcı bir karşılaştırma sunuyor. 69 büyük kentte vergiler çıktıktan sonra çalışanların eline geçen aylık gelirleri karşılaştırdık. Zürih’te 8.363 dolar, Kahire’de yalnızca 220 dolar. Tam 38 kat fark! ABD kentleri ilk 10’a damgasını vururken Tokyo’nun 39. sırada kalması da dikkat çekici.

Hayvanlar Dünyası’nda iki şaşırtıcı araştırma: Büyük beyinlerin karmaşık sosyal ilişkiler nedeniyle evrimleştiği düşünülüyordu. Çoğunlukla yalnız yaşayan ahtapotlar ise bu tezi sorgulatıyor. 79 kafadanbacaklı türünü inceleyen araştırmaya göre beynin büyümesinde sosyal yaşamdan çok çevrenin karmaşıklığı etkili olabilir. Ardından jaguar Gaspar’ın inanılmaz yolculuğuna tanık oluyoruz: Amazon boyunca tam 2.122 kilometre. Bu rekor yolculuk, mevcut koruma alanlarının yeterliliğini de tartışmaya açıyor.

Sanat ile İnsanın Kendini Keşfi dizimizde bu hafta Charles Baudelaire’in “Güzel olan her zaman tuhaftır” sözünden yola çıkıyoruz. Güzelliğin içindeki o küçük “gariplik” dokunuşunun peşine düşüyoruz. Bilgi Küpü bu hafta günlük yaşamdan basit ama şaşırtıcı bir gerçeği açıklıyor: Sabahları neden daha uzunuz?

Araştırma Gündemi’nde Nilgün Özbaşaran Dede bilim dünyasındaki yeni gelişmeleri derledi: Çin’in dev güneş enerjisi hamlesinin kuş çeşitliliği üzerinde yaratabileceği beklenmedik etkiler; kedilerin idrarlarında birbirlerini tanımalarını sağlayan kimyasal “isim etiketleri” ve insanlarda kullanılmak üzere geliştirilen elektrokemoterapiyle çene kanserinden kurtarılan 4,5 metrelik dev piton…

Tabii dijital sayımızda çok daha fazla haber, bilgi ve değerlendirme bulacaksınız. Bu sayfalara HBT başlığının yanındaki kare kodu telefonunuzun kamerasına okutarak ulaşabilirsiniz. Dijital sayımıza abone olarak da HBT’yi destekleyebilirsiniz.

Destek ve dayanışma

Ay’da yaşam kurma hayalinden beynimizin neden ertelediğine, yapay zekânın insanı sistemin dışına çıkarıp çıkaramayacağından yaşamın ve bilincin ne olduğuna kadar yine bilimin açtığı çok farklı pencerelerden dünyaya bakıyoruz.

Çünkü merak etmek, soru sormak ve bilimin peşinden gitmek hiç olmadığı kadar önemli.

HBT üzerinde desteğinizi eksik etmeyin; dergimizi ayakta tutmak için büyük gayret gösteriyoruz.

Gelecek sayımıza kadar hoşça kalın.

Özlem Yüzak