Hayvanlar da mutluluk duygusunu biliyor. Bilim bunu ölçmeye çalışıyor!

Editör ne diyor?

Bu sayımızda bilimin yalnızca neyi bildiğimizi değil, nasıl yaşadığımızı, nasıl yönettiğimizi  ve nasıl bir gelecek tasavvur ettiğimizi belirleyen bir güç haline geldiği eşikteyiz.

Kapak dosyamız, uzun süre bilimin sınırlarının dışında bırakılan bir soruyla açılıyor: Hayvanlar yalnızca acı ve korku mu yaşar, yoksa mutlu da olabilir mi?

Nörobilim, etoloji ve karşılaştırmalı psikolojideki yeni çalışmalar, hayvanların pozitif duygular yaşayabildiğine dair güçlü kanıtlar sunarken, mutluluğun yalnızca insana özgü bir deneyim olup olmadığı sorusunu da yeniden gündeme getiriyor. Hayvanların mutluluğunu ölçme çabası, yalnızca hayvan bilincine değil, “iyi yaşam” kavramına dair insan merkezli kabullerimize de ayna tutuyor.


Bu dosyada mutluluğun evrimsel kökenlerinden etik sonuçlarına uzanan geniş bir çerçeve bulacaksınız. Tabii işin etik boyutu da işin içinde… Eğer hayvanlar mutlu olabiliyorsa, etik sorumluluğumuz nerede başlıyor? Bilim, hayvan refahını yalnızca acıyı azaltmakla sınırlı görmenin yetersiz olabileceğini gösterirken, tartışmayı “zarar vermemek”ten “iyi bir yaşam” olasılığına taşıyor.

İktidar, bilgi ve teknoloji ilişkisi

Bu sayıda iktidar, bilgi ve teknoloji ilişkisini tartışan güçlü yazılar da yer alıyor.

Tanol Türkoğlu, dilin ve ortak gerçeklik kurma kapasitesinin insan iktidarının temeli olduğunu hatırlatarak, yapay zekânın anlam üretme gücünün yalnızca teknolojik değil, epistemik ve siyasal bir kırılma olduğunu vurguluyor. Gerçeği kimin tanımladığı sorusu, dijital çağda yeniden ve daha sert biçimde karşımıza çıkıyor.

Lale Akarun, yükseköğretimde lisans programlarının süresine ilişkin güncel tartışmaları ele alırken, üniversitelerin bilimsel özerkliğini, akademik kurulların yetkisini ve demokratik süreçleri hatırlatıyor. Merkezî ve tek tip düzenlemelerin, anayasal güvenceleri ve akademik niteliği nasıl zedeleyebileceğini tartışmaya açıyor.

Doğan Kuban’ın bu eski yazısı ise tarihsel bir sorgulamayla devam ediyor:
Avrupa felsefesi ve bilimi Osmanlı’da neden kök salamamıştı? Bu soru, yalnızca geçmişe değil, bugünün bilgi üretim rejimlerine de ışık tutuyor.

Akıl nedir?’den bilgisayar beynine

“Akıl nedir?” dizimizin bu ikinci bölümünde İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden  Prof. Dr. Aydın Özbek, bilgisayarların insan beynini aşan işlem gücünü tartışırken, biyolojik ve yapay zekâ karşılaştırmalarını bilimsel bir zeminde ele alıyor: Bilgisayarda işlem gücü kapasitesi insan beynini katbekat geride bırakıyor. Bu da tabii ki üstünlük ve güç sorunu açısından yeni bir tartışma alanı yaratıyor. Hele yapay zeka robotlarının insan beynini pek çok alanda geride bıraktığı ve insanlıkla birlikte gezegeni de kontrol altına alacağı endişe veya korkusunun tepe noktalara tırmandığı bugünlerde!

Teknoloji ve sanayi cephesinde, Reyhan Oksay’ın söyleşisiyle yarıiletken yarışına odaklanıyoruz. Silisyum Çağı olarak nitelendirilen 21. yüzyılın başlarını yaşadığımız şu günlerde, yarıiletken (semiconductor) ekosisteminde ülkemizin de güçlü bir yer edinmesi yaşamsal bir önem taşıyor. Sabancı Üniversitesi Rektörü ve TICA Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Leblebici, Türkiye’nin çip ekosisteminde neden tek çatıya ve ortak akla ihtiyaç duyduğunu anlatıyor.

İnsan çağında mıyız, bir kitap

Önemli bir kitap tanıtımımız var. İki yazarımız Müfit Akyos ve Bilgehan Gürlekİnsan Çağı’nda mıyız?” sorusunu merkeze alıyor. Antroposen tartışması, insan etkinliklerinin artık jeolojik bir iz bırakıp bırakmadığını sorgularken, yalnızca bilimsel değil, politik ve etik bir hesaplaşmayı da beraberinde getiriyor. Antroposen Olayı kitabı, bu krizin sorumluluğunu tüm insanlığa değil, belirli ekonomik ve siyasal yapılara işaret ederek güçlü bir eleştiri sunuyor.

Grafik Bilgi sayfamızda küresel Ar-Ge dengelerindeki büyük değişimi görüyoruz: Çin ilk kez ABD’yi geride bırakıyor; bilim ve teknoloji yarışının ağırlık merkezi Asya’ya kayıyor.

Sağlık ve Beslenme sayfalarımızda, kahve ve çay tüketimi ile demans riski arasındaki ilişkiyi, ayrıca kişiye özel beslenme yaklaşımının neden giderek önem kazandığını ele alıyoruz.

Çocuklara medya sınırlaması

Dijital çağın çocukları için kritik bir başlık da bu sayıda yer alıyor: 15 yaş altına sosyal medya sınırı tartışması… İstanbul Kültür Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ayhan Erbay, yasağın tek başına çözüm olmadığını, teknolojiyi yasaklamak yerine yönetmeyi öğrenmemiz gerektiğini vurguluyor.

Gökyüzüne bakanlar için Şubat ayı ayrı bir sürpriz barındırıyor: Altı gezegenin aynı hizaya geldiği nadir bir gökyüzü şöleni… Tarihe meraklı okurlarımız için ise İskenderiye Feneri’nin dijital olarak yeniden ayağa kaldırılması, geçmişle teknolojinin buluştuğu çarpıcı bir örnek sunuyor.

Meraklı köşeleri

Mercan Bursalı’nın hazırladığı Meraklı Çocuk sayfamızda 'Dünya'da ateş ne zamandır var?' konusu anlatılıyor. Dijital sayfadaki Meraklı Büyükler köşesinde ise 'Evcil hayvanlar çocukların ruh sağlığına iyi gelir mi?' sorusunun yanıtını bulacağız.

Nilgün Özbaşaran Dede’nin Araştırma gündeminde ise, yeni doğanların ritim duygusundan böcek çeşitliliğinin sanılandan çok daha eskiye uzanan kökenlerine kadar farklı yeni araştırmalara yer veriyoruz.

Dijital 22 sayfa

Hepsi bu kadar değil tabii ki. Logomuzun yanındaki karekod taraması size basılıda olmayan sayfaların da anahtarını açıyor. Beyni hızlandırmak kapsamında yapılan araştırma demans riskini azaltmanın yollarını açıyor… Çin Taklamakan Çölünü yeşertiyor… Bilgi Küpü’nde, çok tartışılan nükleer silah yarışının yeniden başlaması üzerine, kimlerde kaç atom silahı var konusu işleniyor.

Çok önemli bir konu, bilim ne işe yaramalı… Bilim sadece teknoloji mi üretmeli, halkın aydınlatılmasına ve eleştirel düşünceyi kavramasına daha çok önem mi vermeli. Ünlü 1984 romanının yazarı Orwel üzerine çok önemli bir tartışma… 2 Dünya Savaşı’nı bilimsel bilgi ve mühendislik kazanmıştı, ama George Orwell şu soruyu soruyordu: Daha fazla bilim insanına mı, yoksa daha bilimsel düşünen insanlara mı ihtiyacımız var? 

Önemli bir konu zayıflama hapları, tamam çok kilo verdiniz, peki bu yeni kilonuzu tutabilecek misiniz ve nasıl?

***

Gördüğünüz gibi bu sayıda bilimin çok katmanlı dünyasında geniş bir yolculuk var.

HBT her zaman okurunu aynı zamanda düşünmeye davet ediyor. Toplumda eleştirel ve bilimsel düşünme yaygınlaşmadan uygarlaşma ve demokrasi gerçekleşebilir ve yaşayabilir mi?

İyi okumalar. Sevgilerimizle…