İhtiyacınız olan su miktarı için beyninizi dinleyin!

Öne Çıkanlar Sağlık
İhtiyacınız olan su miktarı için beyninizi dinleyin!

Şu sözleri özellikle yaz aylarında sıkça duyarız: “Günde 8 bardak su için!” Kimilerinin bir türlü alışamadığı bu tavsiyenin bilimsel olarak dayanıksız olduğu ortaya çıktı. Aslında hiç kimse fikrin nereden geldiğinden emin değil. Aynı şekilde, “Susamasanız bile için” lafı da araştırmalarla çürütülüyor. Çünkü bilim insanlarına göre, beyniniz susadığınız zamanı ve ne kadar suyun vücudunuz için yeterli olduğunu, size “8 bardak su için” diyenlerden daha iyi biliyor.

Ya vücudunuzun o günkü ihtiyacı 8 değil de 6 veya 12 bardaksa? Beynin susuzluğa ve diğer duyumlara nasıl tepki verdiğini inceleyen Avustralya’daki Monash Üniversitesi’nden Profesör Michael Farrell da “8 bardak su için” tavsiyesinin bir şehir efsanesi olduğunu belirtiyor. Farrell, bir kişinin aktif olmadığı soğuk bir günde, sekiz bardak suyun “ihtiyaç fazlası” olacağını ve bu durumda fazla suyun atılacağını söylüyor. Yani vücuda gereksiz bir yük. “8 bardak su” kuralına karşı çıkan tam tersi durum ise sıcak bir günde egzersiz yapan bir kişinin sekiz bardaktan daha fazla suya ihtiyacı olacağı.

Suyun önemi


Suyun hayatımız için ne kadar önemli olduğunu söylemeye gerek bile yok. İnsandan insana değişmekle birlikte vücudumuzun % 55-60’ı, kanımızın % 83’ü ve beynimizin % 70’inin tamamen su olduğunu biliyoruz. Su aynı zamanda sindirime de yardımcı oluyor; karaciğer ve böbreklerden toksinleri temizliyor, kandaki aşırı sodyumu uzaklaştırıyor, vücut sıcaklığını ve kan basıncını düzenliyor, cildi ve diğer dokuları koruyor ve eklemleri “yağlı” tutuyor.

Kişi haftalarca yiyeceksiz yaşayabilirken nadiren birkaç günden fazla susuz yaşayabiliyor. Bırakın günleri, çalışmalara göre birkaç saatlik hafif dehidrasyon (susuzluk) bile duygudurum, bilişsel işlev ve fiziksel performansı etkileyebiliyor. Hal böyleyken sürekli nefes alıp terleyerek ve tuvaletimizi yaparak su kaybediyoruz. Ancak su kaybı da insandan insana, günden güne değişkenlik gösteriyor.

Ne kadar su içmeliyiz?

Ne kadar su içilmesi gerektiği konusunda kesin bir bilgi olmasa da ortalama bir yetişkin kadın günde yaklaşık 11,4 bardak, erkekse 15,6 bardak sıvı tüketmeli (bir bardak 220 gram). Ancak göz ardı edilen bir unsur var. ABD Ulusal Akademi Sağlık ve Tıp Anabilim Dalı’nın 2004 tarihli raporuna göre, insanlar ihtiyacı olan suyun yaklaşık %20’sini zaten yiyeceklerden alıyor; meyve ve sebzeleri düşünün. Sözgelimi domates ve karpuz, bu besinlerin %90’ından fazlası zaten sudur.

Yiyeceklerden aldığımız suyu çıkaracak olursak ortalama bir kadının günde yaklaşık 9,1 bardak, bir erkeğinse yaklaşık 12,5 içmesi gerekiyor. Bu, Kanadalı diyetisyenlerin gıda dışı sıvı alımı için tavsiye ettiği miktarın neredeyse aynısı.

Bununla birlikte, bu tahminler, farklı vücut büyüklük ve tipleri, ortam sıcaklığı ve aktivite seviyeleri dikkate alındığında insandan insana değişiklik gösteriyor. Ve başka etkenler de var. Mesela hamile olan veya emziren kadınların daha fazlasına ihtiyacı olduğu. Yani bir insan günde şu kadar su içmeli demek pek de bilimsel bir yaklaşım sayılmaz.

Dengeyi bulmak

Çözüm ise doğru dengeyi bulmak. Çünkü az su içmenin zararı olduğu kadar çok fazla su içmek ölümcül bile olabilir. Hiponatremi adı verilen su zehirlenmesi durumu, kanda sodyum azlığı demek. Bu durum nadir yaşanan bir durum olmakla birlikte hücrelerin şişmesine neden oluyor. Ancak sporculara bu tavsiyeyi veren Klinik Spor Hekimliği Dergisi’nde yayınlanan 2015 araştırmasına göre, en az 14 sporcunun bu sebeple öldüğü biliniyor.

İyi haber şu ki, eğer yeterince su içtiyseniz vücudunuz size bunu söylüyor. Monash Üniversitesi profesörü Farrell’in önderliğindeki araştırmada, insanların bol su içip susuz hissetmediğinde, daha fazla su yutmanın daha fazla çaba gerektirdiğini buldular. Araştırmacılar, vücudun aşırı su alımına karşı tepkisini “yutma engellemesi” olarak nitelendiriyor.

Farrell, “Mesaj şu, doğal olanı yapın” diyor. “İstediğiniz zaman için ve bu davranışın güzelliği, su dengesini eşit bir seviyede tutmaya devam etmesidir.” Ancak yine de uyarıyor, yaşlılar ve fazla efor sarf edenler (veya sıcağa maruz kalanlar) susamasa bile yeterli miktarda su içmeli.

Beyninizi dinleyin

California Üniversitesi sinirbilim bölümünden Christopher Zimmerman, kanımız tuzlanınca beyninizdeki “susuzluk nöronları” tarafından bir sinyal alarak susuzluk hissettiğimizi söylüyor. Zimmerman’a göre sağlıklı bir idrar ise saydam olanı. Bu, vücudun sağlıklı bir su seviyesinde olduğuna işaret. İdrar rengi sarı ve koyu tonlara doğru evrilmeye başladıysa dehidrasyon (susuzluk) başladı demektir. Diğer belirtiler ise kuru veya mavi dudaklar, lekeli cilt, hızlı solunum, yorgunluk, ateş ve baş dönmesi.

Zimmerman, normal şartlar altında beyninizin bedeninizle birlikte su seviyesi konusunda size tavsiye verenlerden daha bilge olduğunu söylüyor. Suya ihtiyacımız olduğunda beyin bizi zaten uyarıyor. Zimmerman ayrıca, her insanın susuzluk eşiğinin, ağrı eşiğine benzer şekilde farklı olduğunun da altını çiziyor. Bu yüzden aşırı sıcaklar veya yüksek efor sarf etmeden önce su içmenin mantıklı bir tercih olacağını söylüyor. Diğer şartlarda gereğinden fazla su içmemek gerek.

Su içtiğimiz an yaşadığımız tatmin duygusunu da açıklayan Zimmerman, beynimizin sinyaller vasıtasıyla ne kadar su içtiğimizi izlediğini ve vücudumuzun ihtiyaç duyduğu miktarla eşleştirdiğini söylüyor. Bir başka deyişle beyin su içmeyi ödüllendiriyor. Bunu destekleyen bir bilimsel çalışma da var. Caltech’te biyoloji profesörü yardımcısı Yuki Oka ve lisansüstü öğrencisi Vineet Augustine tarafından yapılan bir çalışmaya göre, içme suyu beyni, insanların seks ve uyuşturucudan kumar oynamaya kadar her konuda kendilerini iyi hissetmelerini sağlayan kimyasal dopamin salgılamasını tetikliyor. Sonuç: İçme suyu sadece doyurmakla kalmıyor, tatmin de ediyor. Kâr amacı gütmeyen Monell Chemical Senses Center’dan kıdemli yazar Paul Breslin, “Susuzluk fizyolojik bir ihtiyaca işaret ediyor, ancak susuzluğun kesilmesi duyusal bilgilerin beyine entegre edilmesinin sonucudur,” diyor.

Batuhan Sarıcan (batusarican@gmail.com)

Kaynak