Sınır tanımayan komplo virüsleri

Koronavirus Öne Çıkanlar
Sınır tanımayan komplo virüsleri

SARS-CoV üzerine çalışan uzmanların saygın bilimsel dergilerde yayımladığı makalelerde virüs komplocularını haklı çıkaracak hiçbir bilgi yoktur. Ne yazık ki bu tip insanlar, öğrenme tembelliğinin yol açtığı cehaletle beslenip, halkın daha kolay tüketilen şaşırtıcı iddialara olan merakından menfaat sağlamaktadır.

Çin’deki son salgın, komplo teoricilerine yine fırsat yaratmış görünüyor. Anımsanacaktır, SARS (yani “Ağır Akut Solunum Yetmezliği Sendromu”) hastalığına neden olan koronavirüsün yani SARS-CoV’nün, Çin’in düşmanları tarafından üretildiği balonu geçmişte ortalıkta epey dolaşmıştı.

Soner Yalçın bu kez yakınlarda, “SARS’ın insan yapımı olduğu konusunda süphe yok” demiş (Yalçın, 2020). Fakat bu virüsünü kimin, nerede ve nasıl yaptığını söylemiyor. Halbuki Çin dahil tüm dünyaya zarar veren bir mikrobun, insan yapımı olması çok büyük bir iddia. Böyle bir bilginin kaynağının ve içeriğinin açıklanması gerekmez mi? Ne gam…


Veryansın Tv

Veryansintv.com sitesindeki yazısında Hüseyin Vodinalı da benzer şeyler söylemiş: Son koronavirüs salgın senaryosunu Çin’in yükselişini engellemek için Batılı tekelci kapitalizmin kurgulandığını, hastalık etmeni virüsün ise laboratuvar imalatı olduğu görüşünde (Vodinalı, 2020).

Vodinalı, Yalçın’dan daha temkinli ve insan yapımı virüs iddiasını desteklemek için bir kaynak vermiş: Kaynak, bioRxiv.org’da 31 Ocak 2020’de yayımlanmış bir makale (Pradhan ve ark., 2020). Burası, araştırma sonuçlarını bilim dünyasına kısa sürede iletmek amacıyla, makaleleri “bilimsel denetime sokmadan” yayımlayan bir site.

Hindistan temelli araştırma grubunun bu makalesine göre, Wuhan salgınına neden olan yeni koronavirüslerin (2019-nCoV ya da COVID-19) bir proteininde, AIDS’e yol açan HIV-1 virüsünde bulunan bir proteine ait, 4 adet, kısa amino asit dizi parçaları saptanmıştır. Yazarlar, HIV-1 proteinine özgü bu parçaların doğal ortamda 2019-nCoV’nün proteini içine girmesinin imkansız olduğu görüşündedir. Vodinalı’ya göre, virologların tespiti, bu salgın ve virüsünün biyolojik bir savaş olduğu iddialarının bilimsel bir kanıtıdır. Hatta bu makaleyi yayımladı diye, muhalif internet sitelerinden “Zero Hedge”, Twitter tarafından sansürlenip, kurban dahi edilmiştir!

Desteksiz komplonun hazin sonu!

Ama hikaye burada bitmiyor, devamına bakalım: Pradhan ve arkadaşları, söz konusu makalelerini yükledikten, çok değil, 3 gün sonra bioRxiv.org sitesinden kendi istekleriyle kaldırırlar (Resim). Yani ortada sansür ya da başka bir zorlama olmadan yayından çekerler yazılarını.

Neden? Çünkü makaleye bırakın uzmanları, blogdaki okurların getirdiği bilimsel eleştiriler dahi yenilir yutulur cinsten değildir. Öncelikle makalenin, yeni koronavirüsle ilgili deneysel bir araştırmaya dayanmadığını ve ana yazarların virolog olmadığını söylemek gerek. Yazarlar, virüs bilgi bankalarından topladıkları genom ve protein dizilerini bilgisayar analizinden geçirerek elde ettikleri çok zayıf bulgularla, 2019-nCoV genomu içine dışardan parçalar sokulduğunu ima etmişlerdi. Sonuçta yazarlar makalelerini alıp evlerine dönmek zorunda kalmışlardı ama Vodinalı hız kesmeden konu hakkında yazmayı sürdürecekti. Ne gam…

SARS-CoV’nün gerçek serüveni

Soner Yalçın’ın insan yapımı dediği koronavirüsün biyolojik serüvenini bilim nasıl ele alıp, çözmüş buna bakalım. İki yaklaşımın birbirinin tamamen tersi olduğu görülecektir.

Çin’in Guangdong eyaletinin farklı şehirlerinde, Kasım 2002’den itibaren, atipik zatürre belirtisi taşıyan 11 hasta rapor edilir. Vakalar birbirlerinden bağımsız olarak ortaya çıkmıştır. Hastaların çoğu yabani hayvanlarla bağlantılı kişilerdir ve biri et lokantasında aşçı’dır. Hastalığı önce yakınlarına ve hastane personeline taşırlar. İlk vakadan sonraki 2.5 ay süresince, eyalette 200’e yakın SARS hastası saptanır. O anda henüz bilinmeyen hastalık etmeninin bulaşma hızı başlangıçta yavaştır.

Salgının ikinci dalgası: Bu tarihten sonra eyalet başkenti Guangzhou’daki bir hastanede, hastalık etmeni yeni bir atağa geçer ve 100’den fazla insan hastalanır. İnfeksiyonun yayılma hızı artmıştır (He ve ark., 2004). Bu hastanede çalışan bir doktor, Hong Kong’da kaldığı otele hastalık etmenini taşır ve burada birçok kişiyi infekte eder. Hastalık buradan tüm dünyaya yayılacaktır.

SARS-CoV’nün tanımlanması

Hastalardan birine akciğer biyopsisi yapılır ve etmenin bir koronavirüs olduğu anlaşılır. Ona SARS-CoV (SARS hastalığına neden olan koronavirüs) adı verilir (Cheng ve ark., 2007).

Moleküler biyologlar ve virologlar hastalardan yalıtılan bütün virüslerin taşıdığı kalıtsal maddelerin dizilerini hazırlarken, biyokimyacılar bazı virüs proteinlerinin üç boyutlu yapılarını çıkarır. Bu, cinayeti ve zanlısını belirlemek için dedektiflerin yaptığına benzer bir çalışmadır. Bütün bunlar hastalığı anlamak, etmenini tanımak ve tedavi geliştirmek için yaşamsal önemdedir.

Virüsün taşıyıcısını bulmak

Bu arada, virolog ve moleküler epidemiyologlar, hastalardan izole ettikleri SARS-CoV’lerinin genom dizilerini incelediklerinde bunların insan virüsü olmadığını görürler. Benzer virüslerin hangi hayvanlarda bulunduğu araştırılmaya başlanır. Halkın bunlarla teması hemen kesilmelidir. Sonunda eyaletin hastalık görülen şehirlerindeki canlı hayvan satışının yapıldığı pazarlarda bulunan yabani Himalaya sivetlerinin (Paguma larvata) SARS benzeri koronavirüsler taşıdığı saptanır. Bu egzotik hayvanın eti, Çin’in güney bölgelerinde çok aranan bir besindir.

Hayvan pazarlarındaki sivetler ve hastalardan izole edilen onlarca SARS-CoV virüsünün genomları karşılaştırıldığında durum açıklığa kavuşur. Genom dizileri %99.8 oranında benzerlik taşımaktadır yani neredeyse aynıdır (Guan ve ark., 2003). İnsandaki virüslerin iki geninde farklı tip mutasyonlar görülür. Bu genlerden özellikle birinin kodladığı protein, koronavirüsün akciğerlerin iç yüzeyini kaplayan epitel hücrelerini tanımasını sağlayan bir moleküldür (Li ve ark., 2005). Görünüşe göre, sivet SARS koronavirüsleri insan hücresinin kapısını açaçak anahtar için gereken değişiklikleri yakalamıştır. Bu bulgu, sivet koronavirüsleri ve insan epitel hücrelerine ait yüzey proteinlerin birbirlerine bağlanabildiğini gösteren biyokimya deneyleriyle de desteklenir.

İnsanları hasta eden, hayvan pazarlarındaki sivetlerde evrimleşmiş SARS benzeri koronavirüslerdi. Bu nedenle pazarlardaki sivetlerin öldürülmesi, eyaletteki SARS salgınının kontrolunda etkili olacaktı.

Virüsün doğal konağını bulmak

Sivetlerin gündeme girmesinden sonra yapılan çalışmalar SARS koronavirüsünün bu hayvana ait olmadığını, ona da başka hayvandan geçtiğini gösterir. Çünkü sivetlerdeki SARS virüsleri çok fazla mutasyon içeriyordu. Bu durum yeni bir konağa sıçrayıp, orada tutunmaya çalışan virüslerde görülen özellikti. Halbuki doğal konağıyla uzun yıllar birlikte olan virüslerin genomlarında az mutasyon birikiyordu çünkü artık üzerlerinde uyum baskısı kalmadığı için dengeli yaşıyorlardı.

Yoğun çalışmalar Çin’in Yunnan eyaletindeki bir mağarada yaşayan yarasa topluluğunun, ülkede bilinen SARS benzeri bütün koronavirüs çeşitlerini barındırdığını gösterir. İlk vakadan 14 yıl sonra, SARS-CoV’üne çok yakın bir koronavirüs bu mağarada yaşayan Rhinolophus cinsi yarasalarda bulunur. Bulgu çok çarpıcıdır çünkü izole edilen koronavirüsün genom dizisi insan ve sivetteki koronavirüslerle %96 oranında benzerdir (Yang ve ark., 2016).

Sonuç olarak, SARS-CoV’nün doğal konağı yarasalar, ara konağı Himalaya siveti, son sıçradığı konak ise insandı (Cui ve ark., 2019). Guangdong eyaletinde SARS salgını olduğunda onun 1000 km batısındaki Yunnan’da tek bir vaka dahi yoktu. Bu durum, insana geçişin doğrudan yarasalardan değil, Guangdong hayvan pazarlarındaki sivetlerden olduğunu destekliyordu.

SARS-CoV’nün geçmişi genomunda yazılıdır

Her canlının sürekli değişen yaşam koşullarında hayatta kalabilmesinin esas yolu, ortama uyumunu sağlayacak genetik yetiler edinmesidir. Bunun doğadaki yolu ise çeşitliliktir. Çeşitliğinin ana kaynağı ise çoğalma sırasında kalıtsal maddede oluşan rastgele mutasyonlardır.

Koronavirüslerin genomu da, eski molekülün yenisinin sentezi için kalıp olarak kullandığı, “bir tür” kopyalama işlemiyle çoğaltılır. Koronavirüslerin 30 bin yapıtaşından oluşan kalıtsal maddesi kopyalanırken bu işte çalışan enzim, her canlıda olduğu gibi, zaman zaman hata yapar ve moleküle yanlış yapıtaşı ekler. Bu olaya mutasyon denir ve virüs genomunun taşıdığı genetik bilginin değişmesine neden olur. Kopyalama hataları dışında koronavirüsler sık sık aralarında genetik madde değişimi de yaparlar. Bazı mutasyonlar virüse, yeni konaklara sıçrama gibi, yetiler de kazandırabilir. Fakat tüm mutasyonlar genomda özgün izler bırakır.

Genetik soyağacı virüsün aile albümüdür

Moleküler evrimciler yarasa, sivet ve hasta insanlardan izole edilen yüzlerce virüsün genom dizilerini kullanarak SARS-CoV’lerinin genetik soyağacını hazırlar. Mutasyonların genom dizisinde bıraktığı izler sürülerek yeni koronavirüsün hangi virüsten evrimleştiği, hangileriyle yakın akraba olduğu anlaşılır. Bu işlem, kalabalık içinden ana babanızı, kardeşlerinizi, akrabalarınız bulmak için yapılan DNA testleriyle aynıdır. Genetik yapısı size en fazla benzeyenler aile üyeleriniz olacaktır. Ayrıca babanızın ve annenizin DNA’larında oluşan mutasyonların bıraktığı özel izler size de geçecek ama bunlar başkalarında olmayacaktır.

Genetik soyağacı, SARS-CoV’nün bu üç canlıda geçirdiği ve yukarıda parça parça anlatılan biyolojik serüveninin tümünü tek bir şema içinde göstermiştir.

SARS-CoV’nün öğrettikleri

SARS salgını baştan sona, tamamen biyoloji ve salgın hastalıklar biliminin kurallarına uygun olarak, yani binlerce farklı mutasyon kombinasyonu taşıyan yüzlerce mutantla yarasalardan sivetlere oradan da insanlara sıçramıştır. Fakat virüsler çizgi filimlerdeki hayaletler gibi bir bedenden ötekine geçemezler. Yarasadan sivete sıçrayan, sivetler arasında yayılan, sivetlerden insana bulaşan, insandan insanda geçen virüslerin genomlarındaki değişimler adım adım gelişmiştir ve moleküler düzeyde bunların tümü belirlenmiştir. Bütün salgınlar gibi, SARS salgını da, “çok aşamalı” bir moleküler evrim süreciydi.

Koronavirüsler gibi RNA virüslerine dışardan protein ve gen eklemek çok çok zordur çünkü bu mikropların biyolojik yapısı entegredir ve konak canlının hücresiyle çok karmaşık bir ilişki içindedir. Bir koronavirüs imal edip, ondan robot gibi davranmasını beklemek çocukça bir fantezidir.

Komplocunun mumu

SARS-CoV üzerine çalışan uzmanların saygın bilimsel dergilerde yayımladığı makalelerde virüs komplocularını haklı çıkaracak hiçbir bilgi yoktur. Ne yazık ki bu tip insanlar, öğrenme tembelliğinin yol açtığı cehaletle beslenip, halkın daha kolay tüketilen şaşırtıcı iddialara olan merakından menfaat sağlamaktadır.

Gerçek virüsler mi, yoksa komplocular mı: İnsanlık için hangisi daha zararlı, zamanla görülecektir…


Haluk Ertan / hertan@unsw.edu.au

 

Kaynaklar

Cheng ve ark., (2007). Clinical Microbiology Reviews. 20(4), 660-694.

Cui, J. ve ark., (2019). Nature Reviews Microbiology. 17, 181-192.

Guan ve ark., (2003). Science. 302(5643), 276-278.

He, J-F. ve ark., (2004). Science. 303(5664), 1666-1669.

Li, W. ve ark., (2005). The EMBO Journal. 24, 1634-1643.

Yang, X-L. ve ark., (2016). Journal of Virology. 90(6), 3253-3256.

 

Komplo kaynakları

Pradhan, P., ve ark., (2020). BioRxiv. https://www.biorxiv.org/content/10.1101/2020.01.30.927871v1.full (erişim 17 Şubat 2020)

Vodinalı, H. (2020). Çin’e karşı izolasyon kampanyası: Twitter sansüre başladı. https://veryansintv.com/ (erişim 7 Şubat. 2020)

Yalçın, S. (2020); https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/soner-yalcin/farkli-bakabilmek-5598447 (erişim 5 Şubat. 2020)

 

*Bu yazı HBT'nin 204. sayısında yayınlanmıştır.