Algoritma mı? Logaritma mı?

Ali Akurgal Y
Algoritma mı? Logaritma mı?

ABD’de yaşayan ve zaman zaman HBT’de yazıları yayımlanan Serdar Kıykıoğlu (son yazısında soyadı bir “y” harfi fazlasıyla çıkmıştı, o dizgi hatası; doğrusu buradaki gibi) uzun yıllardır arkadaşım. 1980’li yıllarda, TÜ- BİTAK MBEAE’de farklı bölümlerde çalışırken, sabah-akşam otobüs yolculukları sırasında yaptığımız ve otobüsteki iş arkadaşlarımızın da katkısı ile entelektüel düzeyi yüksek seyreden sohbet-tartışmalar ikimizin de aklında. Şimdilerde ePosta ile yazışarak tartışıyoruz.

Serdar bey geçen hafta bana “robot deyince ortalama Türk insanı ne anlıyor?” diye bir soru yönetti. İster istemez TV satış kanallarında sıkça konu ve konuk edilen mutfak robotları geliyor insanın aklına. Mutfak robotunu geçersek, bir sonra akla gelen, insanlara arkadaşlık eden, onlarla sohbet eden, onlara hizmet eden, etrafı toplayıp temizleyen, yemek hazırlayan dış görünüşü insana benzeyen; hattâ, erkek egemen toplum olduğumuz için, sâhibine bir geyşa yada halayık gibi davranan nesneler aklımıza geliyor. Üstelik, bunların birer makine olduklarını aklına getirmek istemeyen, duygusal olarak bağ kurulabilecek canlı gibi olduklarını düşünenler de azımsanmayacak orandadır diye düşünüyorum.

Bu konuda biraz kafa yormuş olanlar da “exo-skeleton” olarak adlandırılan, insanların “giyindikleri”, insan vücuduyla benzer hareketleri yapan ve bir hidrolik destekli direksiyon gibi insanların ağır işleri yorulmadan yapmasına yardım eden makineleri anlıyorlar.


Robot denilince aklına sanayi robotu gelen insan sayısı, toplumun her halde küçük bir kesimini oluşturuyordur. Bunun anketi yapılmış mıdır, bir istatistiği var mıdır, arandım ama, açıkçası rastlamadım.

Serdar beyin ikinci sorusu (daha doğrusu soru şeklinde gizlenmiş yanıtı), “Peki bu toplum yapısıyla endüstri 4.0 için dünyada yapılacak yatırımın %1’ini Türkiye’nin satmasını nasıl bekliyorsun?” oldu.

Üniversitelerde endüstri 4.0 yok

Endüstri 4.0 için nitelikli insan gücü yetiştirecek yerler, tartışmasız “teknik üniversiteler”. İki devlet üniversitesi ve bir özel üniversitenin ders programlarını taradım. Bir devlet üniversitesinde “IE460 Introduction to data mining” ve “IE489 Systems thinking” gibi konuya yakın duran dördüncü sınıf dersleri dışında bir şey bulamadım. Diğer iki üniversitede ise hiçbir şey bulamadım. Umarım ben bakmasını becerememişimdir, fakülteler, “robotlarla üretim planlaması” gibi derslerin olduğunu bana duyurur, ben de sizlerle paylaşırım. Eğer bunları öğretmiyorsak, o %1’i bile rüyamızda görmekten başka bir şey yapamayacağımız üzerine fikir birliğine vardık Serdar beyle.

Önceki yazılarımda kod yazmayı bilmenin endüstri 4.0 için büyük bir beceri sayılamayacağını belirtmiştim. Serdar bey, bir Alman icâdı olan endüstri 4.0’da ABD’nin, %100’e talip olduğunu, bunu elde etmek için elinden geleni ardına koymayacağını anlatıyor. Şöyle de bir gözlemi var: “İçinde yaşayınca gördüğüm ve bin tane kitaptan okusam aynı görüşü elde edemeyeceğim bir olgu da, burayı her gün (daha) ileriye taşıyan yapılanmanın, tepeden inme olmayıp, tabandan gelen dürtü ile oluşuyor olması”.

Ülkemiz, giderek daha fazla “şu iş yapılacaaak. Yap!” diye emir veren bir yapıya, Serdar beyin târif ettiğinin tam tersine doğru koşuyor. Yeterli eğitimi almış alttaki insanların omuzlarında yükselecek yapıların giderek şansı azalıyor. Bana göre, tepeden inme yöntemi de endüstri 4.0 mantığına uygun. Bir farkla: çalışanlar, kendileri robot oluyorlar.

ABD’de, bir nokta, ikimizin de dikkatini çekiyor. Büyük işleri başaranların çoğu, seçkin üniversitelerde okurken geleneksel öğrenimi bırakıp kendi kendini yetiştirmiş insanlar. Çünkü, ABD’de bilgiye ulaşmak çok kolay, bizde Vikipedi bile yasaklı, bu yol da çıkmaz sokak.

Son olarak da şunu vurguluyor Serdar bey; bir arkadaşının Apple’da çalışan kızının kartvizitinde “Algoritma Mühendisliği Bölümü” yazıyormuş.

Algoritma nedir, logaritma nedir, ayırt edebilen acaba bizim toplumun yüzde kaçı?

Ali Akurgal / ali@akurgal.com

Bu yazı HBT'nin 120. sayısında yayınlanmıştır.

Ali Akurgal