Her şeyi robotlar yaparsa

Ali Akurgal Y
Her şeyi robotlar yaparsa

Önceki yazımda endüstri 5.0 aşamasında artık insanların yalnızca üst düzey tasarım yapacağını, günümüzde mühendislere yaptırılan parça tasarım işlerinin tamamen makinelere bırakılacağını yazmıştım. Karşımızdaki kocaman sorunlardan birinin de endüstri 5.0 mantığını yeni kuşağa hangi eğitimle vereceğimiz olduğunu belirtmiştim.

Geçen hafta açıklanan eğitim vizyonu için, gene eğitimcilerin yorumlarına bakılırsa, kötümser olmamak gerek. Hedef açısından atılan olumlu adımların, uygulamasının da uyumlu olmasını dileyelim. Bu yazımda size önce, ulaşmamız gereken düşünce tarzı için bir örnek vereceğim. Karşınızda İzmit şehir içi geçişinde D-100 karayolu üzerindeki 3 yaya köprüsü:

Üçünde de ortada tek kule var. Köprüyü taşıyan halatlar o kuleye bağlanıyor. Ortadaki köprüye bakın. Kulesi dört direkli. İki yandan gelen halatlar, geldikleri taraftaki direklere bağlanıyor. Ama bu direkler arasında bir kayıt, bir gergi yok. Hani aşırı yük gelse, iki direk “()” şeklinde bükülebilecek.


Endüstri 5.0 mantığına göre düşünen biri (okuyucularımdan Doruk Çelebi), ilk bakışta, 10-15 saniyede bunu görür. “Halatlar yanlış bağlanmış” der. Endüstri 4.0 mantığı ile düşünen biri ise “hesaplamışlardır herhalde” diye düşünür. Birincisi, üst düzey tasarım, ikincisi yakın gelecekte robotlara teslim edeceğimiz düzeydeki tasarım.

Umarım, eğitim yöntemlerimiz bize üst düzey tasarım yapabilecek insanlar yetiştirir. Yoksa robotlarla yarışacağız, robotların maskarası olacağız!

Parça tasarımı dâhil, birçok işi robotlara yaptırınca ne olacak? Fabrikaları robotlara bıraktık, tarımı robotlara bıraktık, aşçılığı robotlara bıraktık; ulaşım zâten sürücüsüz, … Peki biz ne iş yapacağız? Bunu, belki de Doğan Kuban hocaya sormak gerekir.

Az sayıda üstün nitelikli insan, üst düzey tasarım ile robotların ne yapacağını kurguladıklarında, hayat akıp gidecek. Diyelim, nüfusun %2si 3ü de robotları üretip programlamakla meşgul olacak. Ama büyük çoğunluğa yapacak iş kalmayacak. Eyvah! can sıkıntısından birbirimizi yeriz. Bugünden bunun belirtileri görülmüyor değil. İşsizlik ve onun getirdiği bunalım, hattâ görünürde bir işi olsa da yaptığını basit ve önemsiz görüp gurur duyamayanlar, sorunlu bireylere dönüşüyorlar. Demek ki, nüfusun önemli bir kısmı bunalıma girecek. Eh o zaman bunalıma girmeyenler, bunalıma girenleri, bunalımdan çıkartmaya uğraşır, böylece en azından bir kısım insanlara bir uğraş, bir “meşgale” yaratılmış olur. Olur mu acaba?

Bir de soru: “Hiçbir hareketli parçası olmayan, ama hareket oluşturan bir buhar makinesi tasarlar mısınız?”

Tasarımlarınızı bana e-postayla yollayın derim.

Ali Akurgal / ali@akurgal.com

Bu yazı HBT'nin 136. sayısında yayınlanmıştır.

Ali Akurgal