İş yaratmak – İşçi çıkartmak

Ali Akurgal Y
İş yaratmak – İşçi çıkartmak

Önde gelen ülkelerde endüstri 4.0 ile fabrikalarda çalışan yalın işçilerin yerini robotların alması hareketi başladı. Bu işçilerin de eğitilerek daha nitelikli olan robot sektöründe istihdam edilmesi programları yürütülüyor.

Ülkemizde de endüstri 4.0’ın yaygınlaşması işi başladı bile. Şimdi yaz tatili birçok fabrika, tatildeyken, altyapı kuruluyor. Tatil dönüşü, bir kısım işçiler, yerlerini robotların aldığını görecekler. Sanayimiz bunu yapmak zorunda. Devletin de bu açığa çıkacak insanlara yeni işler yaratması gerek. Devlet bunun için istihdamı teşvik ediyor. İşsizlik düştüğüne göre de etkili oluyor. Ancak;

Sanayicinin, maliyetlerini en aza indirmesi gerek. Bunu, ürettiği malın küresel pazardaki rekabet gücünü düşük fiyatla sağlama çabası körüklüyor. Bu nedenle sanayici, yeni işçi istemiyor.


İkilemi gördünüz mü? Dahası, maliyeti azalttıkça, giren hammadde aynı, çıkan üretilmiş mal aynı, arada kalan katma değer azalıyor. Evet küresel rekabeti düşük bedel ile sağladığınızda, katma değer düşüyor ve ülke daha az kazanıyor. İhracat artmış görünüyor ama, sonuçta bu işten elde kalan para azalıyor.

Bu sarmaldan nasıl çıkılır? Senelerce Çin’e kaymış olan ara malı üretimini tekrar ülkemize çekme, o ara mallarındaki katma değere de el koyma çalışmaları yapıldı. Ancak ufak ilerlemeler kaydedilebildi. Bir yandan birkaç ara malı tekrar ülkede üretilir hâle gelirken, diğer yandan birçok yeni ara malı yurt dışından getirilir oldu. Kısaca, ara malı, evet yapılabiliyorsa ülkemizde yapılsın, ara mallarını endüstri 4.0 mantığı ile yapalım ve bu yolla Çin ile rekabet edebilelim.

Ama bu yeterli mi? Hayır. Ülkenin hızla, yeni, katma değeri yüksek ürünlere yönelmesi esas hedef olmalı. Geleneksel düşük katma değerli üretimi bunlar devreye girdikçe terk edelim. Özal’ın sözüyle, bu değişime karşı koyanlar da batsın, Türk sanayisinin bunlara ihtiyacı yok.

Endüstri 4.0, Türkiye’nin toplam kazancını değiştirmeyecek, fakat işletmenin kârlılığını artıracak bir yaklaşım. Hammadde aynı hammadde, üretilen mal aynı mal, bunların alım ve satım bedelleri aynı, ama sanayici bunu işçiye değil de endüstri 4.0 teknikleri ile robotlara yaptırdığında maliyetleri azalıyor ve daha fazla kâr ediyor. Evet bu kârın bir kısmını küresel rekabette yer kapabilmek için kullanıyor ama, esas eylem, kârını artırmak. Ne pahasına? İşçiliği, işçi sayısını azaltarak düşürmek pahasına. Kimse de çıkıp “işsizlik yaratıyorsun, aynı işi daha az işçiyle yapma” diyemiyor, çünkü, bu, gelişmenin karşısında.

Bu ikilemi bir de tasarım kulvarında ele alalım. Bir işletme için bir Ar- Ge ekibi kurduk diyelim, bunlar bir ürün tasarlayacak ve işletmenin fabrikası da bunu üretecek. Bu ürünü tasarlamak için geleneksel yöntemleri kullansak 8 mühendise ve 18 ay süreye ihtiyaç var. Halbuki, en ileri yazılımları alıp mühendislerin önüne koyduğumuzda, bu yazılımların sağladığı anında sınama ve tasarım desteği olanakları ile o ürünü 2 mühendis ile 6 ayda tasarlamak mümkün. Hem süre üçte bire iniyor, hem çalışan sayısı dörtte bire.

Siz sanayici olsanız, bu yatırımı yapıp bu yazılımları mühendislerin önüne koymaz mısınız? Koyarsınız. Tabii, bu yazılımı kullanabilecek nitelikli mühendisleri bulabilirseniz. Önceki yazımda sözünü ettiğim mühendis arayışı işte bu. Öğrenmeye açık mühendis alıp yetiştireceksiniz. Yetiştirme zaman alacak, ileri yazılımlar para tutacak, masraflı iş, ama sonuç, şirketin kârlılığı artacak. Sanayinin kendi ürününü tasarlayan kesiminde bu atılımı yapmak gerek. Ama; devletin ileri teknolojileri destekleyen hibe teşvikleri, buna ters duruyor. “Yalnızca iki mühendisle bu işi yapacağım” dediğinizde, teşvik mekanizması “yapamazsın” diyor. Bunu nasıl aşacağız?

Ali Akurgal / ali@akurgal.com

Bu yazı HBT'nin 128. sayısında yayınlanmıştır.

Ali Akurgal