Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 3

Mustafa Çetiner
Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 3

İki haftadır aynı konuyu yazıyorum. Bu yazı da üçüncüsü.

İlkinde “seeding trial” ya da “yemleme çalışma” olarak çevirebileceğim çalışmaları yazmış, Faz III çalışmaların ülkemizde yaygınlaşmasının yararlarından söz etmiş ancak ülke olarak daha fazlasını yapmamız gerektiğine vurgu yapmıştım. İkinci yazımda bilimsel makalelere “açık erişim” konusuna değinmiş ve buradaki tuzaklara dikkat çekmiştim. O yazıda Dr. Goldacre’ye kulak vermeye başlamıştık, devam edelim...

"Eğer bir çalışma yapsam ve bu araştırmada ortaya çıkan sonuçların yarısını saklasam, haklı olarak beni yaptığım araştırmaya hile karıştırmakla suçlardınız. Ama ne tuhaftır ki, eğer biri 10 ayrı araştırma yapıp, bunlardan sadece istedikleri sonucu gösteren beş tanesini yayınlarsa bunu araştırmaya hile karıştırmak olarak algılamıyoruz. Çünkü o zaman bunun sorumluluğu çok sayıda insana dağılıyor, bir sürü araştırmacı, akademisyen, endüstri sponsorları, dergi editörleri. Bir şekilde bunu daha kabul edilebilir hale getiriyoruz, ama bu durumun hastalar üzerindeki etkisi korkunç."


Ben Goldacre’ın dediklerini açalım biraz.

Herhangi bir X ilacının Y hastalığı üzerindeki etkisini test etmek için bir çalışma yapıyorsunuz ve ilacın etkisiz olduğunu görüyorsunuz. Diyorsunuz ki, X ilacı Y hastalığında etkisiz. Bunu yazı haline getirmiyorsunuz çünkü çekici bir sonuç değil bulduğunuz.

Veya yazı haline getiriyorsunuz ancak yolladığınız derginin editörü veya hakemleri bu bulguları yayınlanmaya değer bulmuyor ve yayınlamıyor. Elde ettiğiniz bilgi sadece sizin sahip olduğunuz bir bilgi olarak kalıyor. Geçtiğimiz sayıda örneğini vermiştim.

Bu sırada başka bir araştırmacı grubu X ilacını Y hastalığında yeniden deniyor ve sizden farklı olarak ilacı etkili buluyor. Bu sonuç dergiler için daha çekici kuşkusuz. Bu bulgunun yayınlanabilme olasılığı daha yüksek.

Diyelim ki yazı hakemlerin denetiminden geçiyor, uygun bulunuyor, editör kabul ediyor ve makale yayınlanıyor.

Şimdi siz sıradan bir hekim olarak Y hastalığını tedavi etmek için literatürü tarıyor ve X ilacının etkili olduğunu gösteren bu makaleye ulaşıyorsunuz.

Soru sormanın zamanı

Elde iki çalışma var, biri etkisiz olduğunu gösteren ve yayınlanamayan bir de etkili olduğunu gösteren ve yayınlanan. Hekim olarak siz Y hastalığı olan hastaya X ilacını vermekle doğru mu yoksa yanlış mı yaptınız?

Bu noktada yeniden altını çizerek şu bilgileri de eklemem lazım.

Dünyada tedavi amaçlı molekülleri geliştiren akademi değil ilaç firmaları...

Bu moleküller ilaç olsun diye klinik çalışmaları düzenleyen yine aynı ilaç firmaları...

Bu çalışmaların nasıl yürütülmesi gerektiğini akademinin önüne koyan da bu ilaç firmaları...

Kongrelerde dev panolarda yeni kullanım onayı alan ilaçların reklamları…

Bir ucundan bir ucuna yürümesi neredeyse yarım saati bulan devasa bir kongre salonları...

Dev kongre salonları yetmezmiş gibi kongre merkezinin etrafında yer alan beş yıldızlı lüks otellerde ilaç firmalarının düzenlediği uydu toplantılar, sempozyumlar...

Sayıları bazen on binleri bulan asistan, uzman, akademisyen, klinisyen, temel bilimci, sağlık çalışanından oluşan kongre katılımcıları...

Kongre servis otobüslerinde bile yayın yapan kongre TV’ler...

Kongreye sponsor olarak katılan, sayıları dünyanın büyük kongrelerinde 300’ü aşan ilaç firmaları...

Kongrelerin bir gün öncesinde sadece ilaç firmalarının ağırlıklı olarak ürünlerini hekimlere tanıttığı “sponsorlu” bilimsel toplantılar…

Bir kaç aylık sağ kalım avantajı yaratan onlarca yeni molekül, yüzlerce yeni bilgi, binlerce doküman, makale, sanal ortamda onlarca web sayfası...

Milyarlarca, trilyonlarca doların döndüğü devasa bir sektör...

Bu üç yazıyı yazmaktaki amacım klasik tıbba inanan bir hekim olarak güvensizlik yaratmak değil tabii!

Ama sıradan bir birey olarak şu soruyu sormaya hakkım yok mu?

“Akademi” bu sürecin neresinde?

Mustafa Çetiner / dr.m.cetiner@gmail.com

Mustafa Çetiner

Prof. Dr. Mustafa Çetiner 1964 yılında Kayseri'de doğdu. Halen İç Hastalıkları ve Kan Hastalıkları uzmanı olarak VKV Amerikan Hastanesi Hematoloji Bölümü'nde görev yapmaktadır ve Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesidir. Hekimliği ve öğretim üyeliği yanında Popüler bilim, etik, tıp ve tıp tarihi konularında kaleme aldığı güncel yazılarıyla tanınır.