Beyaz ayı etkisi

Mustafa Çetiner Y
Beyaz ayı etkisi

Çok sevgili Remzi amcamdan dinlemiştim.

Daha küçük bir çocukken mahallesindeki upuzun sakallı bakkal amcaya bir gün “amca, sen yatarken sakalı yorganın altına mı yoksa üstüne mi koyuyorsun” diye sormuş. Adamcağız, amcamı yeniden gördüğünde demiş ki, “ulan velet, sana ne nereye koyduğumdan, o günden beri uyku uyuyamıyorum, yorganın altına koyuyorum rahat edemiyorum, üstüne çıkarıyorum rahat edemiyorum. Sakalımı mı kestireceksin bana?”

İnsan beyni ilginç çalışıyor.


Düşünün şimdi. Sizi bir odaya alıyorlar ve beş dakika boyunca istediğiniz gibi konuşun diyorlar. Siz de istediğiniz gibi özgürce konuşuyorsunuz, sizi dinliyorlar ve konuştuklarınızı kaydediyorlar.

Sonra diyorlar ki; “şimdi yine beş dakika boyunca konuşun ama konuşma sırasında aklınıza kesinlikle “beyaz ayı” gelmesin.” “Aklınıza beyaz ayı her geldiğinde elinizdeki zile basın.”

Ne alaka değil mi? Kimin aklına gündelik yaşamında beyaz ayı gelir ki?

Tahmin ettiğiniz şey oluyor. Konuşmaya başlar başlamaz aklınıza beyaz ayı gelmeye başlıyor, kovmaya çalışıyorsunuz zihninizden, yine geliyor, elinizdeki zil hiç susmuyor.

Tirinity Üniversitesinden psikoloji profesörü Daniel Wegner, bu deneyi 1980’li yıllarda yapmış ve psikolojinin klasikleri arasına girmeyi başarmış. Bu deneyi “Kafası Güzel Filler, En Acayip Deneyler” isimli kitapta okuduğumda elde edilen sonuçlara hiç şaşırmadım, eminim siz de şaşırmadınız.

Bu durum gündelik yaşantımızda farkında olmadan yaşadığımız bir şey. Hiç yokken aklımıza sokulanlarla boğuşup durmuyor muyuz? “Yahu bu nerden çıktı şimdi” diyoruz ama aklımızdan da atamıyoruz.

Prof. Wegner, izleyen süreçte beyaz ayı deneyini daha da geliştiriyor.

Dr. Wegner, deneyin ikinci kısmında aynı deneklere özgürce konuştukları beş dakika süreleri boyunca beyaz ayıları düşünebileceklerini hatta onlar hakkında konuşabileceklerini söylüyor.

Bu çalışmanın bir de kontrol grubu var.

Bu kontrol grubuna ilk aşamada beyaz ayı ile ilgili hiç bir sınırlama, hatırlatma, bilgilendirme yapılmıyor. Sadece ikinci aşamada beyaz ayı dahil her konuda 5 dakika konuşabilecekleri söyleniyor. Kontrol grubu, bizim esas grup ile karşılaştırıldığında, neredeyse beyaz ayılardan hiç söz etmiyor.

Bu duruma psikolojide “yoksunluk etkisi” deniyor.

Beyaz ayı burada istenmeyen düşünceyi temsil ediyor. İstenmeyen düşünce kendinize yasakladığınız ne varsa o. Bıraktığınız sigara, içmemeye çalıştığınız alkol, rastlamamaya çalıştığınız eski sevgili. Profesyonel psikologlar bu yazıyı okuduklarında bana kızmasınlar, bir psikolog gibi bilgiçlik taslamak değil amacım.

Söylemeye çalıştığım şey şu; Belli konularda düşüncelerinizi ne kadar çok kontrol etmeye çalışırsanız o kadar kontrolden çıkabilirsiniz. Birileri aklınıza gelmeyen bir şeyi saplantılı bir biçimde aklınıza sokarsa sizin ruh halinizi de teslim alabilir, sizi hasta edebilir. Ülkemizde belirli bir kesimin saplantı düzeyinde cinselliği aklına taktığını hatırlayın mesela. Tam bir “beyaz ayı” etkisi.

Yapma günahtır, bakma ayıptır diyerek, dünyanın en doğal duygu ve eyleminin nasıl bir akıl dışılık noktasına savrulduğuna bakın.

Mesela hangi sağlıklı bir akıl küçücük çocukların doğurabileceğini, evlenebileceğini kendi aklıyla bulur tartışır. Ülkemizde kadın cinayetlerinde %1400 artış olduğundan söz ediliyor. Tecavüzde dünyanın en ileri (!) ülkelerinden biri olduk, çocuk evlilikleri, tacizler, tecavüzler aldı başını gidiyor. Bunların bence baş nedeni aklımıza yerleştirilen “beyaz ayıcıklar”, aklımızdan kovmakla geçirdiğimiz doğal olmayan yasaklar.

Beyaz ayı, sadece cinsellik değil daha bir çok başka konuda da bizleri etkiliyor, esir alıyor. Budizm’in ünlü metni Dhammapada’nın ilk satırlarını yeniden hatırlatmak istiyorum.

“Hayatımız zihnimiz tarafından şekillendirilir; nasıl düşünürsek öyle yaşarız/ona dönüşürüz.”

Peki ya hayatımızı yöneten zihnimize “beyaz ayı” kaçarsa?

Mustafa Çetiner / dr.m.cetiner@gmail.com

Bu yazı HBT'nin 99. sayısında yayınlanmıştır.

Mustafa Çetiner

Prof. Dr. Mustafa Çetiner 1964 yılında Kayseri'de doğdu. Halen Acıbadem Sağlık Grubu Maslak Hastanesi'nde İç Hastalıkları, Hematoloji Bölümü'nde görev yapmaktadır. Hekimliği ve öğretim üyeliği yanında Popüler bilim, etik, tıp ve tıp tarihi konularında kaleme aldığı güncel yazılarıyla tanınır.