Kadınlar insandır, erkekler insanoğlu…

Tevfik Uyar
Kadınlar insandır, erkekler insanoğlu…

Eylül'de Bozkırın Tezenesi Neşet Usta aramızdan ayrılalı dört yıl olacak. Neşet Ertaş'ı sevmeyen, saymayan yoktur herhalde. Pek az insan herkesin saygı ve sevgisine mazhar olmuştur. Şüphesiz bu vasfı iyiliğinden, gönül kırmaktan korkmasından, daha da önemlisi tüm canlılara, insanlara olan saygısından ileri gelmektedir. Saygı duyan, saygı görür. Sevgi veren de sevgi...

Şimdi nereden icap etti diye merak edenler vardır. Açıklayayım:

Jared Diamond'ın "Seks Neden Keyiflidir" adlı kitabını okuyorum şu sıralar. Yeni tercüme edilen "Düne Kadar Dünya" adlı kitabına başlamadan evvel, ne zamandır kitaplığımda bekleyen kitabını bir bitireyim dedim. Başlığı biraz popülist olsun diye herhalde, böyle seçilmiş olsa da, içerik evrimsel biyolojiyle ilgili. Okuduğum kısmına kadar hem çok keyif aldım, hem de çok şey öğrendim.


Diamond kitabın bir yerinde şöyle bir cümle sarf ediyor:

"Kadınlık normal insan durumu ve erkeklik daha çok kadın üretmek uğruna -ne yazık ki hoşgörülmesi gereken- patolojik bir sapma olarak görülebilir."

Bu cümle Neşet Ertaş'ın daha evvel duyduğum ve ne kast etmiş olabileceğini uzun uzun düşündüğüm "Kadınlar insandır, erkekler insanoğlu..." deyişine çok benziyordu. Hatta neredeyse birebir aynısı olduğunu iddia edebilirim.

Diamond'un bunu söylemesinin arkasında yatan neden, cinsiyet kromozomları olan X ve Y'nin cinsiyet gelişimine katkısıdır. Bildiğiniz üzere kadınlarda 2 adet X kromozomu (XX), erkeklerde ise birer adet X ve Y kromozomu (XY) bulunur. Genetik anomaliler olan XXY'ler fizyolojik olarak erkeğe (klinefelter sendromu), XXX'ler ise kadına benzer (süperdişi sendromu).

X kromozomu büyük ölçüde cinsiyetle ilgisiz özelliklerimizi belirlerken, Y kromozomu erkeklere has bir takım özellikler taşır. Gonatın yedinci haftadan itibaren erkek cinsel organına dönüşmesi Y kromozomu kaynaklıdır. Başka bir deyişle, işin içinde Y kromozomu yoksa, bir canlının "varsayılan" cinsiyeti kadındır.

Rahmetli Neşet Ertaş elbette bu düşüncesine biyolojik verilerden yola çıkarak ulaşmamıştır, ancak özellike memeli türlerin devamı için esas yükün dişilerde olduğunu, erkeklerin sadece üreme vasfına sahip olduğunu ve ataerkil bir toplumun sadece kültür kaynaklı olduğu gerçeğini anlamış olmalı.

Unutmamalı ki Neşet Ertaş, bizler gibi şehirlerde sıkışmış değildi. Hatta hayatını incelerseniz göçler yüzünden köyden köye göçtüğünü, yine mesleği nedeniyle devamlı olarak yürüyerek gezdiğini okursunuz. Onlarca, yüzlerce türün nasıl ürediği, nasıl beslendiği, sosyal örgütlenmelerinin ne şekilde geliştiğini gözlemlemiştir herhalde. Bunca gözlem, ona farkında olmasa da bu konuda bir içgörü katmış olmalı. Ne de olsa bilim de gözlemle başlıyor ve evrimle kültür arasında ise çok sıkı bir bağ var.

Ve belki de bu yazının hemen girişinde bahsettiğim o insancıl vasıflarını da aynı gözlemler sağlamış olmalı.

Birkaç günlük doğa gözlemi bile, çevresini iyi izlemeyi bilen birine insanın Dünya'nın patronu değil, bir başka işçisi olduğunu anlatacaktır. Zira iyi kötü hepimiz yaşayıp gidiyoruz. Hayat çok kısa. Evrense çok büyük. Muhtemelen evren tarihinde kısacık bir an, evren mekânında küçücük bir noktayız. Birbirimizi üzmek, birilerine acı çektirmek, bombalı eylemlerle insanları öldürmek ve kendi yarattığımız ideolojik,sosyal, dini kavramlarla bu acıyı, şiddeti meşrulaştırmak için fazlasıyla "saçma" bir pozisyondayız aslında.

Yani demem o ki, en nihayetinde X'ler ve Y'ler aracılığıyla nesilden nesile üreyip giden, bir başka üyesiyiz canlılar topluluğunun. Ne bizlerin başka bir türe, ne bir kültürün başka bir kültüre nazaran bir üstünlüğü yok.

Hepsi zihnimizde inşa ettiğimiz kavramlardan ibaret.


Tevfik Uyar

Uçak Mühendisi ve Sosyologtur. Yüksek Lisans ve doktora çalışmalarını yönetim psikolojisi üzerine gerçekleştiren Uyar, biri popüler bilim, diğerleri bilimkurgu türünde üç adet kitap kaleme almış, üç adet kitabın çevirisini yapmıştır.