İnsanlığın baş belası bağnazlık ve cahilliktir. Bu saptamanın doğruluğundan hiç şüphe etmemeli. İnsanoğlu hoşlanmadığı ve ezberini bozan şeyler duyduğunda anlamsız biçimde söyleneni yok sayıyor, kendi konfor alanında, yalanlarıyla yaşantısına devam etmeyi seçiyor. Dahası bir zır cahili bir yalana inandırdığınızda onu doğruya ikna etmek neredeyse imkansız hale geliyor. Geçtiğimiz günlerde YouTube k...
Futboldan biliriz! En iyi hakem, maç sırasında varlığını hiç hissettirmeyendir. İktidar için de aynı şey söylenebilir. İktidarın varlığını gösterme-hissettirme nedeni, gücünün sonu-sınırı olduğunu da teyit edici bir unsurdur: Bir rakibinin olması! Oysa rakibinin olmadığı bir ortamda iktidar, en azından rafine olmuş iktidar, varlığını belli etmeden hükmünü sürer. Batı toplumunda iktidarın böyle bir...
İlk çağlardan bu yana kırk sayısının kutsallığına inanılmakta ise de masallarda rastladığımız kırkıncı oda metaforunun farklı bir anlamı olmalı. Çünkü genellikle açılması yasaklanan bu oda bir yandan masalın heyecanını ve temasını oluştursa da adeta insanoğlunu merak etmesi durumunda başına gelebilecekler konusunda uyarmaktadır. Ancak bu yasağın genellikle egemenler tarafından konulması ve kırkınc...
Kaç gündür, tüm medya yeniden aşılarla uğraşmaya başladı. Bu defa aşıların yeniden gündeme gelmesinin sebebi ülkemizin saygın gazetecilerinden birinin yazdığı kitaptı. Dahası, onun sınırı biraz zorlayarak gazeteciden çok tıp insanı gibi konuşmaya başlamasıydı. Söz konusu gazetecinin mesleki değerine hiç bir söz söyleyemem ama bu süreçte ciddi bir yanlışlık olduğunu düşünüyorum. Gazeteci, uzmanlık ...
Lisenin ilk döneminde fizik dersinden kalmıştım. Yanılmıyorsam ilk ünitelerden bir tanesi kaldıraçlar idi ve konu ile benim dünyam arasında anlamlı bir ilişki kuramadığımdan içeriği merak etmiyordum. İkinci dönem artık eşit ağırlık seçeceğimiz kesinleştiğinde arkadaşlarımla aramızda şöyle bir muhabbet geçtiğini anımsıyorum, “Hayatta işime yaramayacak şeyleri öğrenerek zaman kaybetmek istemiyorum. ...
Daha önce yazdıklarımla örtüşen konuları gündeme getiriyorum. Bu tekrar, kendimi yinelemekten çok dünyanın her köşesindeki bilim insanlarının her geçen gün aynı konuları deşmelerinden kaynaklanıyor. Bu benim yaşımdaki (94) bir ihtiyarı korkutmuyor. Bizim toplumu da ilgilendirmiyor. Ne var ki Türk halkı başına gelmesi olası gelişmelere ilgi duyacak bir bilgi düzeyine bir türlü ulaşamıyor. Burada ne...
Görünen o ki yaşam formunun üst-insan (post-human) seviyesine çıkması için iki olası yol var. Birincisi insan vücudunun giderek dijital parçalarla “hibrit” hale getirilmesi. İkincisi ise yapay zekâ destekli robot-android gibi nesnelerin insan seviyesine (ve onun da ötesine) ulaşması. Evrimsel ya da devrimsel. Ar-Ge faaliyetleri hızla devam ediyor. İki cephede de her gün yeni başarılar elde ediliyo...
Toplumun orta yaşı ve ömür beklentisi yükselmekte. Bir bakış açısıyla, yarım asır öncesinin düşük sağlık hizmet olanakları ile ölüp gidecek birçok insan yaşamını sürdürebiliyor. Ama buna karşılık, özellikle yaşlıların sağlık sorunları da tırmanışta. Artırılan emeklilik yaşı dolayısıyla, GSYIH’ya katkıda bulunan birçok insan, eskiye oranla daha fazla sağlık sorunları yaşıyor. Daha uzun yaşıyoruz am...
Geçtiğimiz haftalarda ülkemiz Ispanak ile büyük sorun yaşadı, İstanbul, Tekirdağ, Edirne ve Kocaeli›nde onlarca kişi zehirlendi. Toplam 196 kişi hastanelere başvurdu. Ben de bunun üzerine YouTube kanalımda bir video yayınladım ve resmi makamların ifadelerini kaynak göstererek, zehirlenmeden ıspanağın içine karışan “güzel avrat otu” ve/veya “adam otunun” sorumlu olduğunu söyledim. Geçtiğimiz günler...