Maden, sansür… Bilim, demokrasi…

Özlem Yüzak Y
Maden, sansür… Bilim, demokrasi…

Bilim gerçeği ortaya çıkarmakla ilgilenir. Demokrasi ise insanlar arasındaki eşitlik sorunu ile... Bir ülkede ikisi de yoksa ya da çok zayıfsa?

İşte öyle ülkelerde maden kazaları daha doğrusu cinayetleri olağandır. Sıklıkla yaşanır. İhmale sebep olanlar, suçlular cezalandırılmaz, ortalarda dolaşır işlerini yapmaya devam ederler. Öyle ülkelerde can verenler şehit mertebesine yükseltilir, üç kuruş para verilir ailelere ve sonra hiçbir şey olmamış gibi aynı maden çalıştırılmaya devam eder... Yeni kurbanlar vardır çalışacak... Çaresizlik, geçim derdi varken insan emeğinin değeri yok denecek hale getirilmişken sürecektir bu ahval... Sürer de... Son 70 yılda 3 binden fazla işçinin maden kazalarında yaşamını yitirmesi, 100 binden fazla insanın yaralanması, ILO verilerine göre Türkiye’nin ölümlü maden kazalarında açık ara Avrupa birincisi olması hatta bizim gibi ülkelerde bunlar olurken Avrupa’nın birçok ülkesinde hemen hemen hiç ölüm yaşanmaması bunun göstergesidir.

İşte öyle ülkelerde sansür yasaları devreye sokulur. İki işe yarar bu yasalar: Pisliğin üzerinin örtülmesine ve karşı çıkan sesleri bastırmaya... Sosyal medyayı düzene sokmak iddiasıyla başlatılan ama geri planda “düşüncesini açıklayan, iktidarı sorgulayan, gerçekleri arayan” herkesi mahkeme kapılarına düşürecek, muhalif tüm medyayı susturmaya yönelik hale gelen... Sansür ve baskının koruyucusu, hukuk ve demokrasinin karşıtı bu yasalar iktidarların sürmesi açısından yaşamsaldır. Soma’da Selçuk Kozağaçlı maden işçilerinin haklarını savunduğu için hâlâ hapiste iken sorumluların serbest olması örneklerden sadece biridir.


Bir adım öteye bakalım.. Akkuyu Nükleer Santralı’nın ilk ünitesinin 2023’te işletmeye açılacağı açıklandı. Yüksel Atakan radyasyon fizikçisi ve çok önemli bir uyarısı var. “İlk ünite Uluslarası Atom Enerji Kurumu (IAEA) standartlarına göre kalite kontrolleri yapılmadan mı işletmeye açılacak” diye soruyor. Ve ekliyor: “Kalite ve uygunluk kontrolleri, önce bu parçaların üretildikleri yerlerde/fabrikalarda, daha sonra da nükleer santralda konacakları yerlerde test işletimleriyle gerçekleştirilir ve santraldaki yüzlerce parça için bu denetim genellikle birkaç yıl sürer. Peki ilk ünite alelacele ‘Biz yaptık oldu!’ şeklinde mi devreye alınacak? Böyle olursa reaktör devresindeki bir armatür ya da bir alet ileride bozulup aşırı miktarda radyoaktiviteli su ve buhar çevreye yayıldığında ve bundan çevredeki halk olumsuz etkilendiğinde: ‘İnsanların alın yazıları’ mı diyeceğiz?”

İşte bilim bunu sorar. Bunun peşine düşer... Ve yine bilim hatalardan ders çıkarır...

“Piper Alpha” iş kazası Büyük Britanya’da yaşanmış en büyük iş kazalarından biri olarak kabul edilir ve ülkede inşaat ve maden gibi tehlikeli işkollarında çalışan hemen herkes tarafından bilinir. Nedeni ise 34 sene önce meydana gelen ve Kuzey Denizi’nde İskoçya’nın kuzeydoğusundaki petrol platformunda 167 kişinin ölümü ile sonuçlanan Piper Alpha iş kazasının, bu tehlikeli sektörlerde çalışanların bugün daha güvenli bir iş ortamında çalışmalarına kısmen bile olsa zemin hazırlamış olmasıdır. Nasıl mı? Yanıt basit: Kazadan dersler alındı, önleyici faaliyetler geliştirildi, ödün verilmeden uygulandı ve hâlâ da uygulanıyor. İyi iş sağlığı ve güvenliği sistemlerinde sıklıkla faydalanılan “Kaza üçgeni” (Heinrich’in Üçgeni teorisi) geliştirildi. Bugün İngiltere en kapitalist olmasına karşın dünyada en güvenli çalışılan ülkelerden biri.

Bilim gerçeği ortaya çıkarmakla ilgilenir. Demokrasi ise insanlar arasındaki eşitlik sorunu ile... Bir ülkede ikisi de yoksa ya da çok zayıfsa?...

Özlem Yüzak

Bu yazı 21.10.2022 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayınlandı.

Özlem Yüzak

Bilgi işçisi olarak tanımlıyor kendini... 15 yılı aşkın süredir Cumhuriyet Gazetesi’nde ‘Bilgi Toplumuna Doğru’ adlı köşesinde çağdaş dünyanın anahtarı olan bilgi, bilim ve eğitimin önemi üzerine yazıp duruyor. İnsanın doğa ve insan üzerinde kurduğu iktidardan dehşetli rahatsız; bu yüzden sürdürülebilir kalkınma, toplumsal cinsiyet, iklim değişikliği yine ilgi duyduğu alanlar arasında. “Kıskaçtaki İnsan ve İsyan” adlı bir kitabı bulunuyor.