Hangi “biz” daha biziz?

Tevfik Uyar
Hangi “biz” daha biziz?

Girit'e çıktığı seferden muzaffer döndü Theseus'un gemisi. Atina'ya demirledi zaferin anıtı olarak. Lakin zaman kimsenin dostu değil... Tahtaları çürümeye başladı geminin; elbette hep yenisiyle değiştirildi de. Ancak gün geldi, Theseus'un değişmedik hiçbir parçası kalmadı. Peki... Artık Atina'da hatıra olarak duran o gemi, zaferi kazanıp da gelen o efsane gemi midir? Yoksa karşımızda tamamen farklı, yeni bir gemi mi vardır?

Bu soru zamanında antik yunan düşünürlerini epey oyalamış. Kimine göre gemi artık o eski gemi değildir. Kimine göreyse öyledir. Misal aynı ırmakta iki kere yıkanılmayacağını düşünen Heraklitos'a göre, gemi daha geldiği günün ertesinde eski gemilikten çıkar ve yeni bir gemi olur... Parça işin detayıdır...

Esasın parça olduğunu söyleyenler de olur: Theseus'un gemisinden sökülen eski parçalarla diğer köşede yeni bir gemi inşa edilseydi mesela... Hangisi Theseus'un gemisi olacaktı peki?


Antik yunanlılar gemiyi tartıştı ama konu tarihte kalmış değil aslında. Theseus'un gemisi problemi zaman zaman kendini hukuk, psikoloji vb. alanlarda gösterdi kendini. Görünen o ki yakın gelecekte farklı formlarda daha çok meşgul edecek bizi...

Örneğin beynimizi, içindeki tüm düşünce ağıyla, hatıralarla, kazanmış olduğumuz tüm yeteneklerle birlikte bir dijital birime aktarabilsek, bu dijital birimi de bir robota nakletsek, o robot biz olur muyuz? Beden tamamen farklı ama zihin aynı zihin! Eğer bizi biz yapanın düşünce dünyamız, anılarımız, yani kısaca zihnimiz olduğunu düşünüyorsanız; yani bir şekilde kimliğimizi belirleyen şey kafatasımızın içindeyse eğer size göre, bu soruya yanıtınız evet olmalı... Peki öyle mi?

Daha çetrefilli bir soru sorayım: Diyelim vefat ettik ancak tıp öyle ilerlemiş ki... Bizi vakit kaybetmeden kök hücrelerimizden yeniden vücuda getirebilmişler. Üstelik az evvel robota naklettiğimiz tüm o veriler de, yeni bedenimize bir şekilde nakledilebilmişler. Bu defa beden de zihin de aynı... Bir şartla: Yenisi sıfır kilometre. Peki bu taze beden biz olur muyuz? Öncekiyle aynı mıdır bu yeni bedenin kimliği?

İşte başka bir kafa karıştırıcı soru daha: Diyelim ışınlanma makinesi bir şekilde mümkün oldu. Biz de bayram ziyareti için memlekete ışınlanacağız. Aksilik bu ya, tam biz ışınlanırken bir arıza meydana geldi makinede. Ancak bu arıza öyle bir arıza ki, biz gurbette yok olmadık ama sılada da bir kopyamız oluşturuluverdi. Şimdi bizden iki tane var... Aynı beden. Aynı zihin. Her şeyiyle biri diğerinin kopyası. Hangisi biziz? Bu iki şahıs aynı kişi midir? İlk andan itibaren farklı deneyimlere sahip olacaklarından, artık bambaşka iki kişi midir? Sizce hangisi daha "biz"dir? Giden mi? Kalan mı?

Bu soruların doğru yanıtları yok elbette. Her birine "evet" demek için de "hayır" demek için de pek çok nedeniniz olabilir, ya da türlü çeşit mantık yürütmelerle evetler de hayırlar da çürütülebilir. Kim ne derse desin, en nihayetinde bir yanıtı diğerine tercih etmek için bireysel nedenleriniz olabilir. Zira aslnda bir şekilde bu soruların hepsi "ben kimim?" sorusuyla da ilişkili... Kimi zihninden, kimi bedeninden bilir kendini...

Konu biz, soru da "biz" olunca çeşitli yanıtları kolay bulmuş da olabilirsiniz. Peki ya sevdiklerimiz için konuşacak olursak? Sevgili, eş, anne, kardeş... Tüm senaryoları bir de yakınlarınız için düşünün. Kimi, hangi şartlarda, aynı kişi olarak kabul edersiniz?

Kısacası; antik yunan felsefesi deyip geçmeyin... Bunları konuşacağız ileride. Bu soruların oturaklı, aklımıza yatan yanıtlarına ihtiyacımız olacak.

Tevfik Uyar / @tevfik_uyar


Tevfik Uyar

Uçak Mühendisi ve Sosyologtur. Yüksek Lisans ve doktora çalışmalarını yönetim psikolojisi üzerine gerçekleştiren Uyar, biri popüler bilim, diğerleri bilimkurgu türünde üç adet kitap kaleme almış, üç adet kitabın çevirisini yapmıştır.