Kaygı artık küresel bir salgın… Peki, ne yapabiliriz?

Editör ne diyor?

Anksiyete (kaygı), kalp çarpıntısından uykusuzluğa, gerginlikten panik ataklara kadar uzanan belirtileriyle hem zihni hem bedeni etkileyen bir ruhsal durum, dünya genelinde en yaygın ruhsal sağlık sorunlarından biri.

Aşırı korku, huzursuzluk ve kas gerginliği gibi belirtilerle kendini gösteren bu durum, kişinin işlevselliğini ciddi biçimde bozuyor. Aynı zamanda depresyon ve intihar riski açısından da güçlü bir zemin oluşturuyor. Küresel ölçekte her 100 kişiden yaklaşık 4’ü bu bozukluktan etkileniyor. Bu da sadece bireysel bir sorun değil; sağlık sistemleri ve işverenler için devasa bir ekonomik yüke dönüşüyor.

Anksiyetesi olan bireyler, işyerinde daha az üretken oluyor, daha çok devamsızlık yapıyor ve genç bireyler okuldan erken kopabiliyor. Tüm bu veriler, anksiyetenin ne kadar kritik bir mesele olduğunu gösteriyor.


Ancak hâlâ yeterince araştırılmıyor, tanınmıyor ve politikalarla önceliklendirilmiş değil. Uzun bekleme listeleri, yeterli uzman sayısının olmaması ve ruh sağlığına dair damgalanma hâlâ büyük bir engel. Yardım almak her zaman kolay değil. Neyse ki, bilimsel ilerlemeler ve yeni teknolojiler evde destek sağlayabilecek seçenekler sunuyor. Konuyu kapağa taşıdık.

İlaç tüketimi artıyor

Türkiye'de yapılan çeşitli araştırmalar ve ruh sağlığı uzmanlarının gözlemleri, anksiyete bozukluklarının toplumda önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor. Özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar, ekonomik belirsizlikler, işsizlik kaygısı, sosyal baskılar, enflasyonla gelir düşüklüğü ve yaşanmakta olan derin ekonomik kriz ile değişen yaşam koşulları ve deprem felaketleri gibi faktörler anksiyete düzeylerini artırabilmektedir. Türkiye'de giderek artan anksiyete bozuklukları için depresyon ilaçları tüketimi hızla artıyor.

Yazarlarımızın gündeminde neler var?

Tanol Türkoğlu ‘DİJİTAL SAMİMİYET’: Sosyal medya neden ana akım medyayı tahtından indirdi? Birey-medya diyalektiğinde bunun temel sebebi şu: Ana akım medya iletişim kurmayı sağlarken sosyal medya etkileşim kurmaya olanak tanır! İletişimden etkileşime. Bu ne anlama geliyor? Medya aracılığıyla maruz kaldığı içeriğin karşısında bireyin tepkisini başkalarına da gösterebilmesi.

Doğan Kuban: ‘UMUDUNUZU KIRMAYIN, DAHA ÇOK DÜŞÜNÜN!’ Avrupa’ya ne zaman bakmaya başladık? Eğer bugün teknolojimizi dünya düzeyine yükseltebilirsek Kurtuluş Savaşına paralel bir devrim olabilir.

Müfit AkyosKahvede bilim”: 1650’ler sonrası Londra’sında kahvehaneler, toplumsal yaşamın her alanının yansımasını bulduğu olağanüstü iletişim ortamlarıydı. Hemen bütün toplum kesimlerinin günlük yaşamlarında yer alan ticaretten gemiciliğe, siyasetten bilime bütün konuların konuşulduğu yerlerdi. Konuşmaları yaratıcı kılan, sohbetleri, tartışmaları ve fikirleri ateşleyen ise doğunun sihirli içeceği, “acı Müslüman lapası" kahveydi.

Bomba düşerse ne olur?

İsrail’in İran’daki nükleer tesislere yönelik saldırıları, bir radyasyon felaketine yol açabilir mi? Bilim insanları yanıtlıyor.

Dronlarla gelen tehdit: Spiderweb Operasyonu ne anlatıyor? Ucuz, küçük ve sessiz… Ukrayna’nın Rus hava üslerine gerçekleştirdiği sızma saldırısı, modern savaşın kurallarını yerle bir etti. Peki, dünya bu yeni nesil tehdide hazır mı?

Grafik Bilgi’de…Dünyanın en göçmen yoğun ülkeleri: Her 4 kişiden 3’ü yabancı.

2024 itibarıyla dünya genelinde uluslararası göçmen sayısı 304 milyona ulaştı. Peki, nüfusuna oranla en fazla göçmeni barındıran ülkeler hangileri? Listenin başını Körfez ülkeleri ve küçük Avrupa devletleri çekiyor.

Herkesin kendine özgü nefes imzası mı var?Bilim insanlarına göre, burnumuzdan aldığımız nefesin ritmi ve deseni o kadar özgün ki, tıpkı parmak izi gibi bizi tanımlayabilir. “Nefes izi” adı verilen bu keşif, ruh halimizi ve sağlık durumumuzu da yansıtıyor olabilir.

KARIŞIK BEYİN Beyin, bir sığırcık sürüsünün cıvıltılarına veya orkestra senfonisine benzer: Akşam gökyüzünde binlerce sığırcık kuşu dalgalanarak ve dönerek “murmurations” adı verilen desenler oluşturduğunda, havadaki bu baloyu tek bir kuş bile koreograflamaz. Her kuş en yakın komşularıyla basit etkileşim kurallarına uyar, ancak bu yerel etkileşimlerden avcılara ve çevresel değişikliklere hızla tepki verebilen karmaşık ve koordineli bir dans ortaya çıkar. Sofistike davranışların merkezi bir kontrolün değil, etkileşimlerin kendiliğinden ortaya çıkma ilkesi, doğada ve insan toplumunda da görülür. İstinye Üniversitesi Tıp fakültesi’nden İklim Atılgan çevirdi.

Etkili olmanın sırrı: “Kim kiminle arkadaş?” Yeni araştırmalar, sosyal ortamlarda etkili olmanın popülerlikten çok daha karmaşık bir yapıya dayandığını gösteriyor. Sosyal başarı, kiminle arkadaş olduğunuzdan çok, kimlerin birbiriyle bağlantılı olduğunu bilmekle ilgili.

Bilim ve Beslenme sayfası: Biberiye beyni nasıl koruyor? Biberiye yalnızca yemeklere lezzet katan aromatik bir bitki değil; hafızayı güçlendiren, kaygıyı azaltan ve Alzheimer’a karşı potansiyel koruma sağlayan doğal bir müttefik olabilir.

Eyvah kene ısırdı! Türkiye’de özellikle Orta Anadolu’da kene sorunu yaz ile birlikte yine ortaya çıktı... Ve ölümler oldu. Bu yıl 7 bin kadar kene ısırığı vakası bildirildi, bunların 6 bin 165’i nisan-haziran aylarında görüldü..Bilgi Küpü’nde.

İnsanın küresel yolculuğu nasıl başladı? 70.000 yıl önce Afrika’da insanlar yeni ve zorlu yaşam alanlarına açıldı. Bu büyük ekolojik sıçrama, türümüzün dünya geneline yayılmasının yolunu açtı.

İstanbul Kültür Üniversitesi’nden Dr. Leman Kuzu İşletme ve Markalaşma üzerine yazdı.

Meraklı Çocuk: Örümcekler yüzebilir mi?

Örümceklerin çoğu, canları öyle istedi diye yüzmez. Ama suya düşünce hayatta kalmayı başarırlar. Bir tekne gibi suyun üstünde durmaktan kürek çeker gibi hareket etmeye, hatta kendi dalış baloncuklarını taşımaya kadar suyla başa çıkmak için harika yöntemler geliştirmiştir. Mercan Bursalı hazırladı.

Şempanze doktorlar…Uganda’daki Budongo Ormanı’nda yapılan yeni bir araştırma, şempanzelerin yalnızca kendi yaralarını değil, grup arkadaşlarının yaralarını da tedavi ettiğini gösteriyor. Bu prososyal sağlık davranışları, şempanzelerin empati ve şefkat kapasitesine dair ezberleri bozuyor. Hayvanlar Dünyası’nda.

Nilgün Özbaşaran Dede’nin hazırladığı Araştırma Gündemi: Aynı diyet, farklı etki: Suçlu mikroplar mı? Arizona’daki yeni bir araştırma, bazı insanların bağırsaklarındaki “metanojen” adlı mikropların, lifli yiyeceklerden daha fazla kalori çekmesini sağladığını gösteriyor. Bu da aynı diyete rağmen neden herkesin aynı sonucu alamadığını açıklayabilir.

Cıva dünya genelindeki nehirleri kirletiyor. Akarsulardaki ağır metal oranı iki kattan fazla arttı… Karbonmonoksit sadece insanlar için diğer canlılar hatta mikroplar için bile zehirli. Araştırmacılar biyolojik gaz tesislerinde kullanılan bakterileri, karbonmonoksitle beslenecek şekilde yetiştirdi.

***

Siz bu sayıyı okurken, bizler de yeni sayıyı hazırlamaya başladık. Gelecek sayımızda Gazi Yaşargil üzerine özel sayfalar sunacağız sizlere…

HBT’nin 24 sayfalık dijital sayısına abone olmanızı diliyoruz, bu da dergi etkinliklerimize karınca kararınca önemli bir destek olacaktır.

Sevgiyle kalın, bilimde kalın.

Özlem Yüzak