Glasgow İklim Sözleşmesi… Karne kırık ama…

Erdal Musoğlu Y
Glasgow İklim Sözleşmesi… Karne kırık ama…

Uzun görüşme ve pazarlıklar sonucu COP26 ya katılan 200 ülke ‘İklim için Glasgow Sözleşmesi’ (Glasgow Pact for Climate) adlı belge üzerinde anlaşmaya vardılar. Sözleşme, 2015 Paris anlaşmasının uygulanması için bir rehber ve küresel ısınmanın sınırlanması için bir yol haritası. Önce görüşmenin sonuçlarının ‘karnesine’ bakalım:

Birleşmiş Milletler kuralları gereği kararların tüm katılımcıların onayı ile alınabildiği, yani bir ülkenin bile vetosunun her şeyi engellemek için yeterli olduğu COP26 iklim toplantısının sonucunun mükemmel olamayacağı önceden de biliniyordu. Ama çoğu gözlemciler için söz konusu sözleşme yeterli olmaktan bile uzak. Özellikle gelişmekte olan ülkelere yapılacak yardımlar ve fosil yakıtların kullanımının durdurulması konularında. Yine de…

Fosil enerjilerden ilk kez söz ediliyor


Öte yandan bir BM iklim sözleşmesinde ilk kez ‘fosil enerji’ ve ‘biyoçeşitlilik’ sözcüklerinin geçmesi önemli ve umut verici. Ne yazık ki Çin, Hindistan ve Suudi Arabistan’ın baskıları ile bu iki hayati konuyu vurgulayan bölümler epey ‘sulandırıldı’. Ülkeler fosil enerji kullanımını sonlandırmak yerine azaltmakla yükümlü olacaklar, kömür santrallarının da yalnızca CO2'yi süzmeyenleri hedef tahtasında olacak. Ayrıca fosil enerjilere verilen sübvansiyonların hepsi yerine sadece ‘etkin olmayanların’ sonlandırılmasından söz ediliyor.

Biyoçeşitlilikten Paris anlaşmasında da söz ediliyordu ama Glasgow sözleşmesi küresel ısınma, iklim değişimi ve biyoçeşitliliğin azalmasını bir bütün olarak ele alıyor. Küresel ısınmayı sınırlama önlemlerinin biyoçeşitliliğe zarar vermemesi gerektiğini, doğanın ve biyoçeşitliliğin korunması için yapılacak olanların da küresel ısınmayı sınırlamaya katkıda bulunacağını vurguluyor. 23’ü yeni katılımcı olan toplam 40 ülke, fosil enerjilerin en kirleticisi olan kömürü kullanmayı aşamalı olarak bırakmayı kabul etti. Ki bu ülkelerin arasında Polonya, Ukranya ve Vietnam gibi büyük kömür tüketicileri de var. Söz konusu 40 ülkenin çoğu 2030’lu yıllarda kömür kullanımını sonlandıracaklarını, en az gelire sahip olan ülkeler ise bunu 2040'lı yıllarda yapacaklarını taahhüt ettiler. Küresel ısınmayı 1.5 derece santigrad ile sınırlayabilmek için dünyadaki 8500 kömür santralının %40’ının 2030 yılına kadar kapatılması ve yenilerinin kurulmaması gerekiyor.

Fransız iklim uzmanı Jean Jouzel, küresel ısınmayı 1.5 derece ile sınırlamak için 2050 yılında karbon nötrlüğüne (karbon salınımlarını ortadan kaldırma ya da başka yöntemlerle dengelemeye) ulaşmanın zorunlu olduğu herkes tarafından biliniyor diyor. Çin ve Hindistan ise bu hedefe 2060 ve 2070 yıllarında ulaşmayı kabul etseler de tüm ülkelerin karbon nötr olma fikrini kabul etmeleri önemli bir ilk adım. Sorun bu taahütlerin gerçekleşmesinde…

ABD ve Çin yakınlaşıyorlar

Glasgow iklim toplantısının belki de en önemli gelişmelerinden biri ABD ve Çin’in iklim konusunda birbirlerine yaklaşmaları ve ortak bildirileri oldu. İki ülke dünyadaki en büyük kirleticileri ‘güçlü iklim eylemleri’ yapmaya çağırdılar ve özellikle metan gazı salımını önleme, temiz enerjilere geçiş ve karbondan arındırma (decarbonization) proje ve çalışmalarını önümüzdeki kritik dönemde yani 2020’li yıllarda gerçekleştireceklerini bildirdiler.

Kayıp ve hasarların karşılanması askıda kaldı

Glasgow’da, gelişmekte olan ülkeler, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin ülkelerinde yol açtığı büyük zararların bunlara yol açanlarca karşılanması için çok çaba gösterdiler ama ne yazık ki somut bir sonuç alamadılar. Gelişmiş ülkelerin bu amaçla 2013 yılındaki Kopenhag zirvesinde verdikleri sözler tutulmadı ve iklim krizinin yarattığı kayıp ve hasarlardan en çok etkilenen ülkelere yeterince yardım edilmedi. Tek yapılan, ‘Bu konudaki faaliyetlerin finanse edilmesi için gerekli iletişimin 2024’e kadar sürdürüleceği’ maddesinin sözleşmeye eklenmesi oldu!

Yukarıda da belirttiğimiz gibi ABD ve AB de dahil 80 ülke 2030 yılına kadar metan gazı salımlarını 2020 yılına göre %30 azaltmaları üzerinde anlaştı. Bilindiği gibi, sera etkisi yapan gazlar arasında, metan karbon diyoksitten hemen sonra geliyor ve hayvancılık, tarım, atıklar ve fosil yakıtlar tarafından salınıyor. Konuyu HBT’nin 284 üncü sayısındaki yazımızda ayrıntılı biçimde incelemiştik.

Ormanların yok edilmesi durdurulacak

Glasgow’da, dünya ormanlarının %85’nine sahip 100’den fazla ülke 2030’a kadar ormanların tahrip ve yok edilmelerinin durdurulması ve bu yöndeki gidişin tersine çevrilmesi konusunda anlaştılar. Bu amaçla 19 milyar dolar finansman da sağlandı. Ayrıca 45 ülke düşük karbonlu ve ormanları koruyan bir gıda sistemine geçiş için gerekli değişiklikler ve uygulama takvimi üzerinde anlaştı. Gündemde iklim değişikliğine dayanıklı mahsullerin ve toprak kalitesini artırma yöntemlerinin geliştirilmesi, tarımda ve gıda tedarik zincirinde sayısal teknolojilerin kullanımının yaygınlaştırılması var.

Ulusal katkılar gelecek yıl güncellenecek

Glasgow toplantısında151 ülke sera gazı salımlarının 2030’a kadar sınırlanması konusunda kendilerinin belirlediği katkıları (Nationaly Defined Contributions - NDC) sundular. Söz konusu katkılar gelecek yıl Mısır’da yapılacak COP toplantısında da güncellenecek. 2015’deki Paris toplantısında bu katkıların her 5 yılda bir güncellenmesi kararlaştırılmıştı ama önlemlerin yetersizliği ve iklim krizinin hızlanarak artması ülkelerin de daha etkin ve hızlı hareket etmelerini gerektiriyor. İklim konusunda tüm dünya ülkelerinin birlikte ve eşgüdüm içinde hareket etmelerinin de kesiksiz devam eden bir sürece dönüştürülmesine çalışılıyor. Eğer ulusal katkılar şimdiki düzeylerinde kalırsa dünyamızın 2.4 derece ısınması söz konusu!

Finans dünyası da harekete geçiyor

450 finansal kuruluş fosil yakıt endüstrilerine yapılan finansmanın temiz teknolojilere yönlendirilmesine karar verdiler. Glasgow Finansal Sözleşmesi adı verilen bu önemli sözleşme kapsamında, dünya ülkelerinin ekonomilerine 2050 yılına kadar ‘Net sıfıra’ yani karbon salımının dengelenmesine ulaşılması amacı ile toplam 100 trilyon dolar finansman sağlanmasına karar verildi.

Sonuç olarak COP26 toplantısı ve Glasgow sözleşmesi ne kadar yetersiz bulunsa da önemli değişikliklerin habercisi. Bunların başta geleni de küresel ısınmanın yadsınmaz bir gerçek olduğu ve buna biz insanların yol açtığı görüşünün artık genel kabul görmesi. Sözleşme de, bu ısınmanın yavaşlatılması için kurallar koymanın ötesine geçerek önlem ve eylemlerin hayata geçirilmesine odaklanıyor. Toplumsal bilinç ve duyarlılığın artması, kitlelerin küresel ısınma ile savaşım için her yerde seferber olması da karar vericileri etkiliyor. Tüm bunlar da fi kirlerin hızla değişmekte olduğunu gösteriyor. En zor ve en önemli olan da bu değil mi?

Erdal Musoğlu / emusoglu@gmail.com

Kaynaklar
https://www.edf.org/media/cop26-ends- strong-result-carbon-markets-and-international-call-action-most-urgent-climate
https://www.bloomberg.com/news/newsletters/2021-11-14/what-the-big-glasgow-deal-really-achieved-cop26-daily
https://edition.cnn.com/2021/11/14/world/cop26-glasgow-climate-pact-intl-cmd/index.html

Bu yazı HBT'nin 296. sayısında yayınlanmıştır.

Erdal Musoğlu