Küresel ısınmaya bağlı felaketler başa çıkılamayacak hale geliyor

Erdal Musoğlu
Küresel ısınmaya bağlı felaketler başa çıkılamayacak hale geliyor

Nature Climate Change dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, sera gazlarının yol açtığı eşzamanlı doğal felaketlerin insanlara etkilerini çok kapsamlı biçimde inceliyor. Daha önceki araştırmalar küresel ısınmanın yol açtığı tehlikeleri hep birlikte değil ayrı ayrı ele aldıklarından karşı karşıya olduğumuz tehdidin büyüklüğü fark edilememişti.

Hakemli dergilerde yayınlamış binlerce makaleyi inceleyen ve değerlendiren araştırma, sağlık, gıda, su, ekonomi, altyapı ve güvenliğin, eşzamanlı olarak oluşan iklimsel olaylardan etkilenişlerinin 467 ayrı biçimini ortaya koyuyor. Söz konusu iklimsel olaylar, ısınma, kuraklık, sıcak dalgaları, orman yangınları, yağmurlar, su baskınları, fırtınalar, deniz seviyesinin yükselmesi ile bitki örtüsündeki ve okyanusların kimyasındaki değişmeleri içeriyor.

İnsanların yol açtığı sera gazı salınımlarının atmosferi ısıttığı, bunun sonucunda da topraktaki suyun daha hızlı buharlaştırdığı bilinmekte. Bu da, dünyamızın kurak yerlerinde daha çok kuraklık ve orman yangınlarına, nemli yerlerinde ise çok şiddetli yağışlara ve su baskınlarına yol açmakta. Okyanusların ısınmasının yol açtığı buharlaşma ise rüzgarların hızının artmasına ve kasırgaların şiddetlenmesine neden olmakta. Bunların sonucunda da, bir arada oluşan çoklu iklimsel felaketlerin etkileri daha da yıkıcı olmakta.


Hangi alanlarda ne tür etkiler oluyor?

Sağlık: İklim felaketleri insanların sağlığının 27 bileşenini etkiliyor. Bunların da başında ölümler ve hastalıkların artışı ile akıl sağlığı sorunları geliyor. Ölümlere yol açan başlıca felaketler ise, sıcak dalgaları, su baskınları, kuraklıklar, fırtınalar ve orman yangınları. Hepsi de giderek şiddetlenmekte ve artmakta.

Gıda: Araştırma, gıda sistemlerinin 10 bileşenenin küresel ısınmadan olumsuz etkilendiğini belirliyor. Bunların da başında, tarım, hayvancılık ve balıkçılık üretiminin düşmesi ve ürünlerin kalitesinin azalması geliyor. Tarımda üretimin düşmesi ise hem ekilebilir alanların azalması hem de bitkilerin fizyolojik dayanma eşiklerinin aşılmasından kaynaklanıyor.

Su: İklim değişikliğine bağlı doğal felaketler kullanılabilir suyun miktarı ve kalitesini de çok olumsuz etkiliyor. Kuraklıklar, ısınma ve sıcak dalgaları kaynakların kurumasına ve su rezervlerinin azalmasına yol açıyor, bu da suyun kısıtlanması ya da kesilmesi anlamına geliyor.

Altyapı: Altyapının 21 bileşeni küresel ısınmanın etkilerinden olumsuz etkileniyor. Bunların da başında elektrik enerjisi üretimi ve dağıtımı ile ulaşım, nakliyat ve inşaat sektörleri geliyor. Sıcak dalgaları, bir yandan enerji hatlarının genleşerek sarkmaları ve kısa devre yapmalarına yol açıyor, diğer yandan hidroelektrik santralların üreteçlerinin soğumalarını azaltarak ve enerji hatlarının iletkenliğini etkiliyerek kullanılabilir enerjiyi sınırlıyor. Bu etkilere, kuraklıkların barajlardaki su seviyelerini azaltması ve tüm bunların enerji tüketiminin en çok olduğu dönemlere rastlaması eklenirse giderek artan enerji kesintilerinin olması kaçınılmaz hale geliyor.

Ekonomi: Ekonominin ise 16 bileşeni olumsuz etkileniyor. Bunların da başında, ekonomik kayıplar ile emeğin verimliğinde, mevcut işlerde ve gelirlerdeki azalmalar geliyor. Tabii, bunlara, iklimsel felaketler sonrası oluşan yıkımların çok büyük bedellerini de eklemek gerekiyor.

Güvenlik: İklimsel felaketler insanların güvenliğinin 11 bileşenini olumsuz etkiliyor, bunlar da, en çok, göçler, artan çatışmalar ve şiddet olayları ile sosyal yapının bozulmasından kaynaklanıyor. İklim değişikliğinin doğurduğu bu felaketler yüz milyonlarca insanı geçici ya da kalıcı biçimde yerinden ediyor. Yakın zamanlarda, su baskınları sonucu, Çin, Pakistan, Orta ve Kuzey Amerika ile Bengladaş’te yüz binlerce insanın yerlerinden olduklarını hatırlatalım.

Atmosferde dört yıldır sabit kalan CO2 yeniden artmaya başlıyor

Birleşmiş milletlerin geçtiğimiz günlerde yayınlanan ‘Salınım Açığı’ (Emission Gap) raporu ise, atmosterdeki karbondiyoksit oranını 2100 yılına kadar 2 derece santigratın altında tutma hedefinden ne kadar uzak olduğumuzu ortaya koyuyor. Son dört yıldır bir artma göstermeyerek umutları yeşerten atmosferik CO2 oranının yeniden artmaya başlaması, böyle gidilirse, yüzyıl sonunda küresel ısınmadaki artışın 3.2 derece santigrata ulaşacağını gösteriyor. Bu da tam anlamı ile bir küresel felaket demek!

2017 yılında % 1.2 yi bulan CO2 oranı artışı küresel kalkınma hızının yeniden artışından kaynaklanıyor. 2015 Paris anlaşmasında atmosferdeki CO2 nin 2020 yılından itibaren sabitlenmesi ve düşmeye başlaması öngörülmüştü. Yeni bulgular ise bunun en iyi ihtimalle 2030 da gerçekleşebileceğini gösteriyor. Bunun gerçekleşmesi için ise atmosfere salınan sera gazlarının, 2030 da, bugünkü değerlerinin %55 daha altında olması, yani tüm ülkelerin Paris anlaşmasında belirledikleri karbon azaltma hedeflerini 5 kat daha artırmaları gerekiyor! Raporun vardığı sonuç ise, tüm ülkelerin, hiç gecikmeksizin, karbon vergilerini önemli oranda artırmalarının kesinlikle gerekli olduğu.

Erdal Musoğlu / emusoglu@gmail.com

Kaynaklar
https://www.skeptical-science.com/science/greenhouse-gas-triggering-more-changes-than-we-can-handle/ https://www.bbc.com/news/science-environment-46347453

Bu yazı HBT'nin 141. sayısında yayınlanmıştır.

Erdal Musoğlu