Büyük pandemiler (8): Dr. Jonas Salk ve çocuk felci aşısı

Mustafa Çetiner Y
Büyük pandemiler (8): Dr. Jonas Salk ve çocuk felci aşısı

Franklin Delano Roosevelt, ABD’nin -1929 Büyük Ekonomik Buhranı’ndan 2. Dünya Savaşı’na- en kritik dönemlerinde, tam 4 dönem başkanlık yapmış ve en uzun süreyle bu görevde kalmış biridir. Hakkında en çok kitap yazılan kişilerden biri olan Franklin Roosevelt, 1921 yılında, oldukça ileri bir yaşta -39 yaşında- çocuk felcine yakalandı. Hastalığa yakalandıktan sonra iyileşti ancak bir daha hiç yürüyemedi. ABD’ye Başkan olduğu 1932 yılında 10 yılı aşkın bir süredir tekerlekli sandalyeye mahkumdu. Öncesinde New York Valiliği yapmıştı. Başkan, sadece konuşmalarını yaparken ayağa kalkabiliyor ve ayakta kalabiliyordu.

O zamanların korkulu rüyası poliomyelit veya yaygın bilinen ismiyle çocuk felci; çok yüksek ateş, şiddetli baş ağrıları, bulantı ve sırt ağrıları ile seyreden ve seyrinde kasların felç olması ile sonlanan bir hastalıktır. Hastaların bir bölümünde bu felç hali süreç içinde düzelirken kimi hastalarda kalıcı olabilir.

Franklin Roosevelt ne yazık ki, ikinci gruptan bir hastaydı ve kalıcı hasarlar oluşmuştu. Hastalık, 1800’lü yılların ortalarından 1900’lü yılların ortalarına kadar, 100 yıldan fazla bir süre, dünyanın korkulu rüyalarından biri oldu. İnsanlığın çocuk felcine karşı zaferinin mimarlarından biri olan Dr. Jonas Salk’a ve onu bu konuda koşulsuz destekleyen Başkan Roosevelt ile olan ilişkisine geçmeden önce, kısa bir bugün hatırlatması yapmak gerekir.


COVID-19 pandemisinde tartışılan en önemli konulardan biri geliştirilecek aşıların patent hakları sorunu, sorulan en güncel soru ise “aşıya adil ve eşit erişim olabilecek mi” sorusudur.

Geçtiğimiz günlerde, SARS-CoV-2’ye karşı aşı çalışması yapan Fransız şirketlerinden birinin CEO’su, Bloomberg TV’ye verdiği röportajda, ABD’nin süreçteki katkısı nedeniyle aşıyı ilk ABD’ye vereceklerini ve bu ülke vatandaşlarına uygulayacaklarını açıkladı. Firma bu sözler nedeniyle Fransız Devlet Başkanı Macron’un hışmına uğradı. Macron, söz konusu firmaya 150 milyon Avroluk bir vergi indirimi yaptıklarını söyledi ve tepki gösterdi. Firma daha sonra geri adım atmak zorunda kaldı. Ama ABD, söz konusu firmaya şimdiden milyonlarca doz aşı talebinde bulundu bile.

Oxford’un geliştirdiği aşı çalışmasına ise bir İngiliz ilaç devi ortak oldu ve çalışmaların hızlanmasını sağladı. Bu aşı ile de benzer sorunlar yaşanacağı benziyor. Firma ilaç çıktığında ne kadar üretecek, kime satacak, kaç paraya satacak gibi sorular şimdiden tartışılmaya başlandı.

ABD’nin Başkanı Trump, “Warp Speed Project” ismini verdiği proje ile 300 milyon doz aşı elde etmeyi planlıyor ve aşı görünüşe göre sadece ABD vatandaşlarına uygulanacak. Almanya ve ünlü bir ABD merkezli ilaç devi, aşı konusunda ortaklık yapıyor. Harvard Üniversitesi de başka bir ABD kökenli ilaç firması ile benzer bir iş birliği içinde.

Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Birliği, geçtiğimiz günlerde aşıya eşit ve adil erişim konusunun altını çizdi. 140’dan fazla ülke temsilcisi de global ve eşit dağılım taleplerini dile getiren bir dilekçeye imza attılar. İmzalayan ülkeler arasında Çin, Hindistan, ABD ve Rusya’nın olmaması da dikkat çekiciydi.

İşte tam da bu noktada hem Roosevelt’i hem de Dr. Salk’ı anmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Başkan Roosevelt, sonraki nesiller kendisinin yaşadıklarını yaşamasın diye Dr. Salk’ın çocuk felci aşısını geliştirmesi için ona birçok olanak yaratmış ve Dr. Salk da bu olanakları çok iyi kullanarak aşıyı geliştirmeyi başarmıştır. Dahası Dr. Salk, bulduğu aşıya patent almayarak, 7 milyar doları çöpe atmış ancak karşılığında binlerce insanın yaşamasını ve fiziksel engelli olmamasını sağlamıştır. Ona “Patent almayacak mısınız” diye soran gazeteciye başka bir soruyla yanıt vermiştir, “Güneşin patenti var mı?”

Dr. Salk maymun böbreğindeki dokulardan önce virüsü üretti, iki yıl sonra da aşıyı geliştirdi. Aşıyı önce kendi karısı ve 3 çocuğuna herkesin gözü önünde uyguladı, uygulama sırasında tüm medya oradaydı.

Aşı 1954-55 yıllarında çok sayıda kişiye kullanıldı ve etkili olduğu görüldü. 1957 yılına gelindiğinde, iki yıl öncesinde 60.000 sınırına dayanmış çocuk felci geçiren hasta sayısı %90 azaldı. Takvimler 1969 yılını gösterdiğinde ABD’de bu hastalıktan ölen kimse kalmamıştı.

Şu sözü ise ünlüdür: “Eğer bütün böcekler dünyadan yok olsaydı, 50 yıl içerisinde yaşam sona ererdi. Eğer insanoğlu yok olsaydı, 50 yıl içerisinde yaşam kendini yenileyerek gelişmeye devam ederdi.”

Mustafa Çetiner / dr.m.cetiner@gmail.com


Bu yazı HBT'nin 220. sayısında yayınlanmıştır.

Mustafa Çetiner

Prof. Dr. Mustafa Çetiner 1964 yılında Kayseri'de doğdu. Halen Acıbadem Sağlık Grubu Maslak Hastanesi'nde İç Hastalıkları, Hematoloji Bölümü'nde görev yapmaktadır. Hekimliği ve öğretim üyeliği yanında Popüler bilim, etik, tıp ve tıp tarihi konularında kaleme aldığı güncel yazılarıyla tanınır.