Dr. Hikmet Boran

Mustafa Çetiner
Dr. Hikmet Boran

Bu yıl Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışının 98. yılı, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutluyoruz.

Bu ülkenin kurucu iradesinde temel rol oynayan 3 önemli kurum vardır. Bunlar Tıbbiye, Harbiye ve Mülkiyedir.

İlk büyük millet meclisinin 337 üyesinin 15’i hekimdi. Meclisin açılışına kadar geçen sürede yani Atatürk Samsun’a çıkarken, Sivas ve Erzurum Kongreleri’nde de hekimler vardı.


Bu yazımda size Sivas Kongresi’ne katılan bir hekimi anlatacağım.

Sivas Kongresi’nin devam ettiği günlerdi. En önemli tartışma konularından biri Amerikan mandasıydı. Kimi üyeler mandayı ciddi bir kurtuluş yolu olarak görüyor ve savunuyorlardı. Tarih 9 Eylül 1919 idi, kürsüye genç bir tıbbiyeli fırladı.

Bu delifişek tıbbiyelinin ismi Hikmet idi, henüz 18 yaşındaydı.

Olayı Mazhar Müfit Kansu anlatır. Bu heyecanlı genç Atatürk’e döner ve tüm gücüyle haykırarak, hatta biraz haddini aşarak ve belki de tehdit ederek bağırır;

“Paşam, murahhası bulunduğum tıbbiyeliler beni buraya istiklâl davamızı başarma yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler, mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olurlarsa olsunlar şiddetle red ve takbih ederiz. Farz-ı mahal, manda fikrini siz kabul ederseniz, sizi de reddeder, Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcısı değil vatan batırıcısı olarak adlandırır ve tel’in ederiz “

Gazi Mustafa Kemal’in ona cevabı tarihe altın harflerle geçmiştir.

“Evladım” der, “biz azınlıkta kalsak bile mandayı kabul etmeyiz, parolamız tektir ve değişmez; ya istiklal ya ölüm...”

Mustafa Kemal’in Sivas Kongresi’nde 31 delege vardı, bu 31 delegeden 3’ü tıbbiyeliydi. Hikmet işte bunlardan biriydi.

Hikmet Bey, kongre sonrası bir süre Anadolu’da kaldı, hatta onun Büyük Taarruza katıldığı bile söylenir. İstiklal Savaşı’ndan sonra İstanbul’a geçerek tıbbiyeyi bitirdi.

Atatürk, Cumhuriyet kurulduktan sonra da bu heyecanlı genç tıbbiyeliyi unutmaz.

Hatta bir gün “Bizim Sivas’taki ateşli genç tıbbiyelimiz nerede” diye sorar. Aklında Dr. Hikmet’i mebus yapmak vardır.

Dr. Hikmet aranır ama izine rastlanılamaz. Kurtuluş savaşında öldüğü düşünülür ve Mustafa Kemal’e böyle bilgi verilir.

Oysa Dr. Hikmet yaşıyordur. Gazinin ölümünden birkaç ay sonra Gazi’nin yakın çevresinden birileri ona sokakta rastlar. Aslında Dr. Hikmet, Albay tabip olarak Anadolu’da çalışmaktadır. Tüm yaşamı boyunca Anadolu’nun bir çok yöresinde hekimlik yapmıştır.

Kendisini Atatürk’e hiç hatırlatmak istemez, onu rahatsız edebileceğinden korkmuştur. Gazi’nin onu gördüğünde “kişisel” taleplerde bulunacağını düşünmesinden endişelenir.

Hikmet bey, Soyadı Kanunundan sonra “Boran” soyadını alır.

Dr. Hikmet Boran, 1944 yılında Sarıkamış’ta kar altında kalan Mehmetçikleri kurtarmaya çalışırken hastalanmış ve tüberküloz tanısı almıştır. Yaşamını tüberküloz nedeniyle kaybetmiştir.

Dr. Hikmet Boran, ünlü sunucu Orhan Boran’ın babasıdır.

Mustafa Çetiner / dr.m.cetiner@gmail.com

Bu yazı HBT'nin 108. sayısında yayınlanmıştır.

Mustafa Çetiner

Prof. Dr. Mustafa Çetiner 1964 yılında Kayseri'de doğdu. Halen Acıbadem Sağlık Grubu Maslak Hastanesi'nde İç Hastalıkları, Hematoloji Bölümü'nde görev yapmaktadır. Hekimliği ve öğretim üyeliği yanında Popüler bilim, etik, tıp ve tıp tarihi konularında kaleme aldığı güncel yazılarıyla tanınır.