Evde kanser tedavisi ve tıbbi hatalar

Mustafa Çetiner
Evde kanser tedavisi ve tıbbi hatalar

Kanser hastalarının evde tedavisi son yıllarda giderek yaygınlığı artan bir yaklaşım.

Bunun iki haklı nedeni var. İlki kanser hastalarının zaten zamanlarının büyük kısmını hastanede geçiriyor olmaları. Bu grup hastaların tedavilerinin evde sürdürülmesi, hastaların doğal çevreleri ve sevdikleriyle birlikte vakit geçirmelerine izin verdiğinden, ciddi anlamda yaşam kalitesinde bir artış yaratıyor.

İkinci neden ise ekonomiktir. Özellikle batı ülkelerinde yatak ücretleri hastalar, sosyal güvenlik kurumları ve özel sigortalar için ciddi bir yük.


Ülkemiz bakış açısıyla değerlendirildiğinde ise özellikle kanser hastalarının tedavisini sağlayacak yeterli merkez, eleman, hekim ve yatak olmadığından evde tedavi planlaması çoğu kez kaçınılmaz oluyor.

Son zamanlarda yapılan çalışmalar, aslında evde hasta izleme işinin ciddi bir uzmanlık işi olduğunu ve ek olarak aile bireylerinin katılım ve eğitimini gerektirdiğini ortaya koymakta.

Ünlü kanser dergisi “Journal of Clinical Oncology”de yayımlanan bir makale, evde izlenen yetişkin kanser hastalarında tıbbi hata oranının %7, çocuk hastalarda ise %19 olduğunu gösterdi. Sözü edilen hataların büyük çoğunluğu ilaç kullanımı ile ilişkili hatalar.

Yazıda toplam 1379 ev ziyareti yapıldığına, hastaların büyük bölümünün meme, akciğer ve kolon kanseri olduğuna, çocukluk yaş grubunda ise lösemi, lenfoma gibi hastalıkların ilk sırada yer aldığına işaret ediliyor. Yetişkin hasta grubunda evde kullanılmak üzere verilen reçetelerin %61.5’i klinik koşullarında yazılmakta. Bu derece ağır hastalarda elde edilen yetişkin hasta hata oranının kabul edilebilir olduğu söylenebilir.

Bilgisayar kullanımı, elektronik reçeteleme yaygınlaştıkça bu hataların azalması bekleniyor. Çünkü elektronik reçeteleme bir anlamda hekimi, eczacı ve hastayı hata yapmamaları konusunda denetlemekte ve uyarmaktadır.

Neyse ki, ülkemizde de tıp alanında büyük oranda bilgisayar kullanımına geçildi.

Genel olarak bakarsak, evdeki tıbbi hataların en önemli nedeni iletişim eksikliği ve yanlış bilgilendirme gibi görünüyor. Kimi durumlarda hasta yakınları da bu iletişimsizliğe hekimi zorlayarak neredeyse çanak tutmakta.

Biz hekimlerin telefon kullanarak yaptığı yönlendirmeler, çoğu kez istenmeyen durumlar yaratabiliyor. Bu nedenle hiç bir hekim telefon ile hastaya tedavi önermek istemez. Ancak, bir çok hasta ve hasta yakını “kolay” olması nedeniyle bu yolu yeğliyor. Elektronik posta, yazılı bir belge oluşturduğundan kanımca iletişim için daha tercih edilebilir bir yol.

Ülkemizdeki sorunlardan devam edersek, hekime ulaşmanın zorluğundan bezen insanlar kolayca bir eczacı veya kalfasının önerisiyle hekime sormadan ilaç kullanabiliyor. Bu durum hastane veya poliklinik dışındaki tıbbi hataların – aslında buna hata dememek lazım, bu bir suçtur- önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Hekimler arasındaki iletişimsizlikler, standart kayıtların yeterince doğru tutulmuyor olması, hekimlerin genellikle ekipler ile değil tek başlarına çalışıyor olmaları, ulaşılabilir olmamaları da hastane dışı tıbbi hataların ülkemizdeki önemli nedenleri arasında sayılmalıdır.

İnancım, evde hasta bakımı pratiğinin ülkemiz açısından önemli olduğunu, bu yolla zaten yetersiz hastane yataklarının daha akılcı kullanımına olanak sağlayacağıdır.

Ancak bu tür organizasyonların çok iyi planlanması ve iyi kontrol edilmeleri şarttır.

Mustafa Çetiner / dr.m.cetiner@gmail.com

Bu yazı HBT'nin 107. sayısında yayınlanmıştır.

Mustafa Çetiner

Prof. Dr. Mustafa Çetiner 1964 yılında Kayseri'de doğdu. Halen Acıbadem Sağlık Grubu Maslak Hastanesi'nde İç Hastalıkları, Hematoloji Bölümü'nde görev yapmaktadır. Hekimliği ve öğretim üyeliği yanında Popüler bilim, etik, tıp ve tıp tarihi konularında kaleme aldığı güncel yazılarıyla tanınır.