Yeniden maske ve ötesi (1)

Mustafa Çetiner
Yeniden maske ve ötesi (1)

Maske konusunda çok yazılıp çizildi, konuşuldu ama bir güncelleme yapmakta yarar gördüğümden konuyu yeniden tartışmak istedim.

Öncelikle altını çizmekte yarar var, maskelerin COVID-19’a karşı koruyucu olduğu artık tartışılamaz bir doğru. Sadece COVID-19 için değil, aynı zamanda başta mevsimsel grip olmak üzere tüm solunum yolu enfeksiyonlarından da koruyor.

Yapılan çalışmalar, maskelerin %85’e oranına kadar koruyuculuğu olabileceği gösterdi. Koruyuculuk elbette yüzde yüz değil ama elimizdeki en etkili ve kanıtlanmış önlem. Ünlü Lancet Dergisinde 172 farklı çalışmanın dahil edildiği bir analizde, maske kullanımının bulaş riskini %85 azalttığı kanıtlandı. Bu koruyuculuk fiziksel mesafeyi 1,5 metre ile sınırlarsanız geçerli. Mesafe artıkça bulaş riski daha düşüyor, kısaldıkça ise doğal olarak artıyor.


COVID19’da temel bulaş yolunun damlacık enfeksiyonu olduğu biliniyor. Konuşurken, bağırırken, şarkı söylerken damlacıklar etrafa saçılıyor ve karşımızdaki kişiyi enfekte ediyor.

Damlacıklar kısmen daha büyük partiküller olduğu için 1,5 m mesafeden sonra ağırlıklarından dolayı yere düşüyor ve daha uzak mesafelerde kalındığında bulaş olmuyor. Bir buçuk metreden daha kısa mesafelerde ise damlacık yolu ile bulaş çok riskli. İşte bu noktada maske çok önemli. Özellikle COVID19 pozitif hasta kişiler hapşırırken, konuşurken, öksürürken ortaya çıkan damlacıkların etrafa yayılması ve karşısındaki kişiyi enfekte etme riski virüsü taşıyan kişi maskeli ise önlenebiliyor. Özellikle toplu taşıma gibi oldukça kalabalık ve mesafenin mümkün olmadığı yerlerde kesinlikle ve tam da bu nedenden dolayı maske kullanmalı. Toplu taşıma, pazarlar ve fabrikalar da maske kullanımı enfeksiyonun yayılımını azaltmak açısından çok önemli.

Son zamanlarda çok tartışılan bir diğer bulaş yolu ise hava yolu bulaşıdır. Burada temel olan hafif virüs parçacıklarının aerosol gibi yere düşmeden önce uzun süre havada asılı kalmalarıdır. Beş mikrondan küçük ve hafif virüs taşıyan aerosollerin 8-14 dakika havada asılı kaldığı, bu partiküllerin klima ile çok uzaklara savrulabildiği, bu nedenle içerideki havayı çeviren klimaların virüsün yayılmasında risk yarattığı biliniyor. Özellikle kapalı ve iyi havalanmayan, kalabalık mekanlarda “süper bulaştırıcı” olayların görülmesi bu yüzden. Tahmin edeceğiniz gibi havayolu ile bulaşta fiziksel mesafe işe yaramıyor. Çünkü COVID-19 (+) bir kişinin geçtiği bir mekândan, 8-14 dakika içinde geçtiğinizde maskesiz iseniz virüsü kapabilirsiniz. İşte bu çok daha nadir olan bulaşta da en etkili yöntem maske.

Salgının başından beri maske hep karşımızdaki kişiyi korumak için diyoruz. Ancak son yapılan çalışmalar, maskenin takan kişinin kendisini de koruduğunu gösterdi. Maske bir anlamda filtreleme görevi yapıyor.

COVID-19 pandemisinde hastalığın ağır seyretmesinde en önemli noktalardan biri maruz kalınan virüs yükünün büyüklüğü. Maruz kalınan yüksek virüs yükü, hastalığın şiddetini belirlemede önemli rol oynuyor. Maske, filtre görevi ile maruz kaldığımız virüs yükünü azaltarak en azından hastalığı daha hafif geçirmemizi sağlıyor. Bu nedenle en elverişsiz maske bile bir ölçüde virüs yükünü düşürdüğünden hastalık seyrini de etkiliyor.

Bulaş yollarında hep burun ve ağızdan söz ediyoruz. Burun ile bulaşın çok önemli olduğunu, burnun virüsün giriş kapısı olan ACE-2 reseptörlerini en çok bulunduran organlardan biri olduğunu daha önce de yazmıştım. Dolayısıyla burnu dışarıda bırakarak takılan bir maskenin koruyuculuğu yoktur.

Bu noktada birkaç kelime de “yüz siperlikleri” için söylemek lazım.

Yine Lancet dergisinde çıkan bir yazıda gözleri korumanın bulaş riskini %60’a kadar azalttığı gösterilmişti. Yüz siperleri gözleri korumanın yanı sıra fiziksel bir bariyer olarak insanı yüzüne dokunmaktan caydırıyor. Hapşırma, öksürme ve konuşmadan kaynaklanan damlacıkların yayılmasına da daha az yer bırakıyor ve koruyor.

Ama unutmamak lazım, yüz siperliği maskenin yerini tutmaz. Yüz siperleri ancak maskeye ek olarak takılabilir. Yüz siperliğini özellikle diş hekimleri, berber, kuaförler ve göz doktorları gibi yakın mesafede çalışan riskli meslek gruplarına önermek gerekiyor. Aynı zamanda mesafenin sağlanamadığı kalabalık ortamlarda takmak da iyi olabilir. Özellikle uçaklarda yüz siperliğinin kullanımı koruyuculuğu arttırabilir.

Haftaya maske konusuna devam edelim…

Mustafa Çetiner / dr.m.cetiner@gmail.com


Bu yazı HBT'nin 242. sayısında yayınlanmıştır.

Mustafa Çetiner

Prof. Dr. Mustafa Çetiner 1964 yılında Kayseri'de doğdu. Halen Acıbadem Sağlık Grubu Maslak Hastanesi'nde İç Hastalıkları, Hematoloji Bölümü'nde görev yapmaktadır. Hekimliği ve öğretim üyeliği yanında Popüler bilim, etik, tıp ve tıp tarihi konularında kaleme aldığı güncel yazılarıyla tanınır.