İstanbul Üniversitesi’nden bir akademisyen “valla akademisyenler arasındaki haberleşmelerde en çok dua paylaşılıyor…” demez mi! Ankara Üniversitesi’nden bir başka akademisyen dostumuzun, öğrencilerin bilgi kalitesi üzerine anlattıkları, ülkenin eğitimde daha diplere doğru yol alacağını gösteriyor. İki yıl sonraki PISA sonuçlarını izleyin. Diyor ki akademisyen dostumuz: 100 öğren...
HBT’nin 45. sayısının ana konusu: namus kültürü. Kökenleri, bugünü ve ne yapılması gerektiği üzerine uzman görüşleri. Namus adına ne cinayetler işleniyor, ne ocaklar sönüyor… Yılda neredeyse her gün bir kadın öldürülüyor namus uğruna, veya terk ettiği, boşanmak istediği için. Boşansa bile karısını hâlâ “kendi malı” sanan bir erkek kültürünün dışa vurumu… Sonuçları mahvedici, hem bir c...
Derin bir bunalım çağında yaşıyoruz. Hayır, sadece ülkemizdeki terörü ile yaşattığı dehşeti ve siyasetin çıkmazlarını kastederek söylemiyoruz bunu. Terörün adeta egemenliği tüm toplumları belirli derecelerde etkiliyor, esir alıyor. Bunun adına, korku da diyebilirsiniz. Bir bunalım çağı. 21. yüzyıl yeni doğumlara gebe mi? Evet, bu sarsıntıdan yeni ve daha insani şeylerin çıkması zorunlu, yoksa bugü...
Birçok üniversitede akademik yıl başladı, başlayacak… ODTÜ’ye başladığım yılı hatırlıyorum. Üniversiteye gittiğim ilk günü. İlk derse girişi, ilk tanıştığım insanı, ilk kız arkadaşımı… Ring servisini sürekli kaçırdığımdan kış akşamlarının çoğunda rektörlükten A1 kapısına yürüyüşümü. Amerika’ya doktora başvurum kabul edilip de sermeye başladığım okulun son döneminde, saçlar jöleli, en a...
İlkokul, lise, lisans, yüksek lisans ve doktora… Eğitim merdiveninin beş basamağı. Normal bir yaşama kavuşmak için ilk üçü yani ilkokul, lise ve lisans artık psikolojik bariyer zaten. Hatta herkesin o ya da bu şekilde master’lı olduğunu düşünürsek, master yapmak da günümüzde bu psikolojik sınırın içine giriyor. Daha 50 yıl önce herkesin ilkokul mezunu olması önemli bir amaçken artık günümüzd...
Annem vefat etti, onu yıkadık, pakladık, demir tabuta koyup Türkiye’ye uçakla getirdik. Oğlunun üstüne, eşinin yanına, toprağın içine sanki bir tohum eker gibi nazikçe, dualarla bıraktık. Bir ömür bitti, annem gitti… Ama annemin mitokondrisi bende kaldı. Benim hücremde, benim her hücremde annemin mitokondrisi var. Her nefes alışımda, her kalp atışımda, her elimi uzatışımda, her düşüncemin ba...