Sosyal yenilikten demokratik yeniliğe

Müfit Akyos
Sosyal yenilikten demokratik yeniliğe

Temsili demokrasinin araçlarının giderek daraltıldığı günümüzde halkın iradesi söyleminin içi boşaltılarak “kutsallaştırılmasının” anlamsızlığı iyice belirginleşmektedir. Hemen bütün dünyada bir yandan demokratik rejimlerin katılım araçlarının halkın ve dünyamızın sorunlarını çözümlemekte yetersiz kaldığı, yeni ve yenilikçi katılım araçlarına gerek olduğu tartışılmaktadır. Oy sandığına indirgenen halkın iradesi günümüzün otokratik liderlerinin elinde bu iradenin hapsedildiği araçlara dönüştürülmektedir. Kim derdi ki “demokrasinin beşiği” İngiltere’de bir süreliğine de olsa parlamento kapatılacak. Öte yandan, Greta Thunberg 200 ülkede 40.000 çocuğu dünyanın geleceği için harekete geçirebiliyor. BM dahil, dünya liderlerine “hadlerini bildiren” bir hareketi başlatabiliyor.

Bütün eksikliklerine karşın demokratik rejimin en iyisi olduğu söylense de, bu eksikliklerden en çok etkilenenler kendi problemlerini tanımlayıp, çözümlerini geliştirip uygulayarak demokrasiyi sürekli geliştiremezler mi? Yeniliğin (inovasyon) çoğunlukla üretim bağlamında kullanıldığı ve nerede ise iyice sıkışan liberal ekonominin çıkışı için güçlü bir araç olarak sunulduğu günümüzde yenilikçilik, katılımcı demokrasinin geliştirilmesi ve toplumsal mutluluk ve refahın yükseltilmesi için bir araç olarak kullanılamaz mı?

Konu önceleri sosyal yenilik kavramı (halkın, toplumsal grupların kendi sorun ve taleplerini belirleyerek yenilikçi çözümler üretip karar süreçlerine taşıyarak uygulanmasını sağlamaları) olarak literatüre girmiş, zamanla “demokratik yenilikçilik” kavramına evrilmiştir. Kavram, demokrasi ve vatandaşlık bağlamında öncelikle toplum ve siyaset bilimcilerce tartışılmaktadır. Hangi biçimiyle olursa olsun demokratik yenilikler, temsili sistemlerdeki “politik iş bölümünü” yeniden biçimlendirecektir. Bu biçimlendirme vatandaşların politik karar süreçlerinde daha etkin olmalarıyla sağlanabilecektir. Sonuçta vatandaşlarla politik otorite arasındaki ilişkinin doğası da değişecektir. Verili koşullarda daha güçlü partilerin varlığı, daha temsili seçim sitemine dayalı adil seçimler demokratik katılım sürecini güçlendirecek olsa da vatandaşların politik karar süreçlerine daha fazla katılabilecekleri ve kontrol edebilecekleri anlamına gelmeyecektir. Demokratik katılımcılıkta yenilikçilik, asgari demokrasi kültür ve özgürlüklerinin sürekli aşındırıldığı ülkemiz gibi “geç kalmış” olanlarında vatandaşlarca hemen benimseneceği, uygulamada başarılı olunacağı anlamına gelmemelidir. Ancak başta genç kuşaklara katılım bağlamında demokratik yenilik olanaklarını oluşturma fırsatlarının hazırlanması, girişimlerinin ve kavramın öğrenilmesinin özendirilmesi, sınama-yanılma yoluyla geliştirmelerine olanak tanınması demokrasimizin geleceği için umut kaynağı olabilecektir.


Yerel yönetimler, halka en yakın demokratik kurumlar olarak, “vatandaşlığın” insan hakları bağlamında yeniden öğrenilmesi, demokrasinin genişletilmesi ve geliştirilmesinde öne çıkan kurumlardır. Yerel yönetimler, politik güçlerini kaybedecekleri korkusuna kapılmadan; gençlerin, kadınların, çocukların, ihtiyaç sahiplerinin, küçük üreticilerin, yoksulların, özürlülerin ve bütün vatandaşların mahallelerden, üretim alanlarından başlayarak yaşadıkları çevreyi, yaşam koşullarını geliştirecek, dünyaya sahip çıkacak vatandaş olma yolunda eğitilmeleri, birlikte öğrenmeleri, paylaşmaları ve yenilikçi katılım araçları geliştirmeleri için karar süreçlerine katılmalarının önünü açmaya öncülük etmelidirler.

Günümüz demokrasisinin giderek daraltılan sınırlarına itiraz eden kesimlerce uzunca bir süredir demokratik yenilikçilik alanında başarılı örnekler verilmektedir. Bu örnekler yaşamın, yenilikçi ve özgürleşmek isteyen insanlık tarafından aydınlığa taşınmakta olduğu umudumuzu beslemektedir. Brezilya Porto Alegre’de 1989’dan beri halk meclisine katılan vatandaşların katılımcı bütçeyi yapmalarını parlak bir örnek olarak verip bir sonraki yazımızda özellikle örnekler üzerinden devam edelim.

Müfit Akyos / mufita@ttmail.com

Bu yazı HBT'nin 187. sayısında yayınlanmıştır.

Müfit Akyos