YZ etiği ve “etik aklama”

Müfit Akyos Y
YZ etiği ve “etik aklama”

Etiği ahlaktan ayıran en önemli özelliği, kişinin (bir disiplinin veya kurumun) çevresinde hazır bulduğu değer ve kuralları yaşamında benimseyip uygulaması ile sınırlamayıp bunlardan da yararlanarak ve toplumsal sorumluluk bilinci ile akli düzeyde tartışarak, sorgulayarak, temellendirerek, içinde bulunduğu topluluğun özelliklerinden beslenerek ilkeli ve evrensel bir düzeye taşıdığı değerlerdir. Bu bağlamda üniversite kurumu ve araştırma eylemi için de etik en temel kavramlardan birisidir. Akademinin araştırmaları sonucu en önemli çıktısı olan bilginin toplum içindeki önemine bağlı olarak üretimi, kullanımı ve yayınımı her zaman bir etik konusu olmuştur. Konu önceki yazılarımızda önemi yeterince vurgulanan YZ teknolojisi olduğunda bu alanda üniversite-sanayi ilişkileri bağlamında etik daha da önem kazanmaktadır.

Bu nedenledir ki Johannes Gutenberg Üniversitesi profesörlerinden felsefeci Thomas Metzinger, Facebook’un Münih Teknik Üniversitesi’ne (MTÜ) yaptığı 7.5 milyon dolarlık bağışının samimi olmadığı, MTÜ’nün saygınlığına büyük bir darbe vurduğu ve akademi ile firmalar arasındaki bu tür bütün garip ilişkilerin araştırma bağımsızlığından ödün vermek anlamına geleceği görüşünde. Metzinger, YZ’nın etik tartışmaları üzerinden endüstrinin ellerini çekmesi konusunda üniversitelere seslenirken büyük teknoloji şirketlerinin akademik araştırmaları finanse ederek yarattıkları yanılsamalarla, “YZ üzerinden bir endüstri yaratılmak ve “etik aklama” yapılmak istendiğini iddia etmektedir. Manchester Üniversitesi Veri Bilimi Enstitüsü direktörü Magnus Rattray da Metzinger’in “etik aklama” endişesine katılarak “büyük teknoloji firmalarının vergilerini ödemelerini devletin ise bu merkezleri fonlamasının daha iyi olacağını” söylese de, “şirketlerin, “muazzam miktarda veri”ye sahip olmalarının “iş dünyası ile çalışmayan bir YZ ve veri bilimi enstitüsünü göze almayı oldukça zorlaştır[dığını] eklemektedir.

Cambridge Üniversitesi’den sinirbilimci Aleksandr Kogan’ın on milyonlarca Facebook kullanıcısının profil verilerini Facebook’un kardeş şirketi Cambridge Analytica aracılığıyla 2016 yılında ABD Başkanlık seçimlerinde Donald Trump’ın olası seçmenlerini hedef alarak kullanması YZ’nın “kötü amaçlı” kullanımına en yakın ve en kötü örneklerinden birisidir. Cambridge’in açıklamalarından Facebook’la yıllardır ortak çalışmaların yapıldığını ve bu çalışmaların sonuçlarının Facebook çalışanlarıyla ortak yazarlı olarak yayınlandığını da öğreniyoruz.


2018’in başlarında Fransız Ecole Polytechnique YK çalışmaları için Google tarafından fonlanan yeni bir kürsünün kurulduğunu açıkladı. Google, Facebook, Uber ve Amazon ve neredeyse Silikon Vadisi’nin tamamının bu bağlamda temiz olduğunu söylemek zor. Eski bir Google reklam stratejisti olan James Williams,” Silikon Vadisi’nin araçlarının kişisel ve ortak irademizi ve özgürlüğümüzü baltaladığı” konusunda uyarıyor. Bilinen teknoloji firmalarının YZ özelinde teknoloji geliştirme sürecinde lekelenen imajlarını onarabilmek için etik kurullar oluşturdukları veya web sayfalarına etik kurallarını yayınladıklarını görüyoruz örn.; Google, Ericson).

Konunun daha ürkütücü boyutu ise teknoloji devlerinin Pentagon’la olan ilişkileridir. ABD Savunma Bakanlığı’nın şişirilmiş bütçesi ve CIA risk sermayesi, dolaylı veya doğrudan ABD askeri istihbarat kompleksine bağlı Amazon, Apple, Facebook, Google ve PayPal gibi teknoloji devlerini yaratmaya yardımcı oldu. Askeri ve istihbarat operasyonlarına yardım etmek için bu şirketlerle yapılan sözleşmeler, teknoloji devlerinin daha da büyümelerini sağlamaktadır. OECD’nin YZ Prensipleri yayınlamasının yanı sıra bütün ülkelerin YZ Ar-Ge faaliyetleri için YZ etiği ilkelerinin oluşturularak kabul görmesini sağlaması yaşamsal önem taşımaktadır. YZ’yı vatandaşlarını izlemekte kullanmakla eleştirilen Çin’in 1 Haziran’da Beijing Academy of Artificial Intelligence aracılığıyla özel yaşam, onur, özgürlük, otonomi ve haklara saygı gibi kavramlara da gönderme yapan YZ Ar-Ge prensipleri kılavuzu yayınlaması önemli bir gelişmedir.

YZ gibi insanlığın geleceğini etkileyeceği öngörülen bir alanda öncelikle etik kavramı etrafında tartışma açılmış olması önemli ve olumludur. Çünkü belki bu sayede teknolojinin varlık nedeni ve kapitalist sistem içindeki yeri ve rolü ulus ötesi teknoloji firmalarının güdümünde değil, başta yeni işçi sınıfı olmak üzere daha geniş kesimlerin katılımı ile tartışılarak dünyamızın ve insanlığın aydınlık geleceği için nasıl kullanılması gerektiği konusunda kural ve düzenlemeler şekil bulur. İşte o zaman bir “devrimden” söz edilebilir. İçinde olmadığımız bir oyunda hatta verilerimizi emanet ettiğimiz devletimizin bunları kolayca iktidarın kullanımına verebildiği bir ülkede yazdıklarımıza “zenginin malı …” diyenleriniz olabilir. Her zamanki gibi yazdıklarımız dünyayı izleyerek kopmamaya çalışmak ve geleceği inşa etmeye notlar düşmekten ibaret.

Müfit Akyos / mufita@ttmail.com

Bu yazı HBT'nin 175. sayısında yayınlanmıştır.

Müfit Akyos