İnsanlık tarihinin en zor kışlarından birine hazır olun…!

Mustafa Çetiner
İnsanlık tarihinin en zor kışlarından birine hazır olun…!

Yaz aylarının umursamazlığı içinde bilim insanları her fırsatta uyardı, kimse aldırmadı. Oysa sonbahar ve kış aylarının zor geçeceği biliniyordu. Sadece tarihe bakmak yeter; 2009 Domuz gribi ve 1918 İspanyol gribi gibi büyük pandemiler, en büyük yıkımlarını sonbahar- kış aylarında yaptılar.

“Vakaydı, hastaydı” tartışmaları arasında; rakamlar, o turkuaz tablodan evlerimize, iş yerlerimize, burnumuzun dibine kadar ulaştı. Herkesin dilinden düşmeyen o söze tutundu: “Çember daraldı!”.

Vaka sayıları, hasta sayıları tartışması içinde vatandaşlar çok da ciddi bir durum yok algısına kapıldı. Sandık ki, biz virüse aldırmazsak virüs de bize aldırmaz. Ama öyle olmadı. Ekonomik kaygılarla harcadığımız yaz günleri, sağlık ve eğitim sektöründe onarılması çok zor yaralar açılmasına zemin hazırladı.


Bir tek Türkiye değil, tüm dünya boşa harcanan bir yaz mevsiminden sonra sonbahara çok sert bir giriş yaptı. Tüm dünyada salgın kontrolden çıktı. Pandeminin başından beri en yüksek rakamlara ulaşılmış durumda, her gün yeni bir rekor kırılıyor. Tüm dünyada toplam günlük vaka sayıları 500.000’i geçmiş durumda. DSÖ sözcüsü geçtiğimiz hafta içinde Avrupa’da 29.000 kişinin öldüğünü duyurdu. Yani her 17 saniyede bir kişi hayatını kaybediyor…

Yaz boyunca COVID-19 yok sayılırken, sağlık çalışanları her geçen gün daha yorgun biçimde çalışmaya devam ettiler ve ediyorlar.

Yapılan çalışmalar, COVID-19 hastalarının yaklaşık %10’unun sağlık personeli olduğunu gösteriyor. Sağlık çalışanlarının COVID-19’a yakalanma riskinin topluma göre 10-14 kat daha yüksek olduğu belirtiliyor.

14 Ekim 2020 verilerine göre Türkiye’de toplam 61 hekim COVID-19 nedeniyle yaşamını yitirirken, 40.000 kişinin üstünde sağlık çalışanı enfekte oldu ve 107 çalışan yaşamını yitirdi. Bu sayının geçen süre içinde arttığını söylemeye bile gerek yok. Sağlık çalışanları COVID-19’a yakalanıp hayatını kaybederken, yaz aylarında restoranlarımızda fiziksel mesafe 1,5 metreden 20 santime inmiş, toplu düğün, nişan ve taziyeler tüm hızıyla sürmüştü.

Tüm dünyada durum farklı değil aslında ama süreçler daha şeffaf yaşanıyor.

Sadece ABD’de, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC), 218.400 sağlık çalışanının COVID-19’a yakalandığını ve ne yazık ki 800’den fazla kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. Dünyanın en önemli sağlık kuruluşlarından Mayo Klinik, son 14 gün içinde kurumlarında çalışan 900’den fazla sağlık çalışanının COVID-19’ a yakalandığını ve 1500’den fazla kişinin işe gelemediğini bildirdi. Geçtiğimiz günlerde Philadelphia’da yaklaşık 800 hemşire, yeterli sağlık çalışanının olmadığını, 3 yoğun bakım hastası yerine 7 hastaya birden bakmak zorunda olduklarını ve tükendiklerini açıkladılar ve eylem düzenlediler.

Salgınla mücadelede tek başına devlet veya vatandaşın çabası yetersiz kalıyor. Kollektif bir akla ve çabaya ihtiyaç var. Salgınla mücadelede sadece sağlık çalışanlarına yüklenerek ve sorumluluk yükleyerek başarılı olamayız.

Büyük şehirlerde hastalar yoğun bakım yatağı bulamıyor. Hastanelerin büyük bölümü tekrar pandemi hastanesine dönüştü. Kronik hastalıkları olanlar için durum daha da zor. Ne yazık ki bu hasta grupları rutin kontrollerini ve tedavilerini ertelemek zorunda kalıyorlar.

Yapılan çalışmalar, pandemi döneminde kalp krizi ve inme nedeniyle hastaneye ve acile başvuran hasta sayısının %40-50 azaldığını gösteriyor. Ne yazık ki evde ölüm oranlarında büyük artış olduğu söyleniyor.

İngiliz Kalp Vakfı, salgının başından Ekim ayına kadar geçen sürede, kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı İngiltere’de geçtiğimiz yıla göre 4,622 daha fazla ölüm görüldüğünü açıkladı. Yaklaşık her 10 kanser hastasından 3’ü (%29) ya tedavilerini erteliyor veya tedavi almıyorlar. Kanser hastalarının tedavilerindeki her bir aylık gecikme ise onların tam tedavi şansını %10 azaltıyor.

Tıpkı depremlerde olduğu gibi, pandemiler de dünyadaki sistemlerin kırılganlıklarını ve zayıflıklarını çok daha belirgin hale getiriyor ve saklanmalarını imkansızlaşıyor. Hiçbir pandemi dünyayı teslim aldığı gibi bırakmamıştı, bu da bırakmayacak. Pompalanan neo-liberal romantik hayallerin etkisiyle insanlar sandılar ki, her gün biraz daha zenginleşecekler, her gün meydan okudukları doğaya karşı zafer üzerine zafer kazanacaklar, dünyanın, doğanın tüm evrenin patronu olacaklar. COVID-19 pandemisi, insanlığa bunun hiç öyle olmadığını gösterdi.

Göstermeye de uzun bir süre devam edecek.

Mustafa Çetiner / dr.m.cetiner@gmail.com


Bu yazı HBT'nin 244. sayısında yayınlanmıştır.

Mustafa Çetiner

Prof. Dr. Mustafa Çetiner 1964 yılında Kayseri'de doğdu. Halen Acıbadem Sağlık Grubu Maslak Hastanesi'nde İç Hastalıkları, Hematoloji Bölümü'nde görev yapmaktadır. Hekimliği ve öğretim üyeliği yanında Popüler bilim, etik, tıp ve tıp tarihi konularında kaleme aldığı güncel yazılarıyla tanınır.