Dijital dilenci

Tanol Türkoğlu
Dijital dilenci

Günde bir doların altında kazanan birisi (hala) globalleşmeden istifade edemez (mi?)

Eski Amerikan başkanlarından Jimmy Carter’ın bir sözü vardı: “Eğer cahilseniz ve günde bir doların altında kazanıyorsanız, globallaşemenin size bir faydası dokunmaz”.

Doğaldır ki bu saptama belli bir bakış açısından oldukça doğru. Bu bakış açısı globalleşmeyi de batı kültürünün ürettiği öteki pek çok olgu gibi "nesnel" olarak değerlendirir. Yani söz konusu olgu her ne ise (bu örnekte globalleşme) tanımlandığı haliyle dünyanın her yerinde uygulanabilir, hayata geçirilebilir (veya geçirilemez) vb. O nedenledir ki demokrasi Amerika’da da olabilir, Irak’ta da. Finlandiya’da da olabilir, Libya’da da. Öte yandan Kuzey Kore’dekine demokrasi denmez! (Neden?)


Aynı bakış açısıyla Carter’ın saptamasını yeniden sorgulayalım; globalleşme neden günde bir doların altında kazananlara fayda sağlamaz? Neden olmayacağını açıklamaya çalışmak yerine tersten gidelim. Bu profildeki insan topluluğu için nasıl sağlanabilir diye soralım.

Mesela teknelere atlayıp Ege Denizi’ni geçerek kendisini AB topraklarına atabilen ama günde bir dolar kazanamayan bir mülteci globalleşmeden istifade etmiş midir, etmemiş midir?

Benzer bir örneği, yakın zamanda İskandinavya’da bulunan bir dostum da yarı şaka yarı ciddi, tespit etmiş durumda. Acaba sokaklardaki dilenciler nasıl oluyor da hangi ülkede olursa olsun aynı şekilde durarak dileniyorlar? Dizlerin üstüne çökülmüş, baş öne eğik, eller başın üstünde yukarıda, arasında bir çanak. Acaba belli zamanlarda internet üzerinden sanal değerlendirme toplantıları yapıp, bu konuda geniş çaplı bir eylem birliği mi oluşturuyorlar?

Bellidir ki Carter globalleşme derken bunları kastetmiyordu. Daha ziyade global ekonomik değer üretim modelinin altını çiziyordu. Ancak bu durum tartışmayı başka bir yöne götürür. Globalleşme sadece ekonomik bir olgu mudur? Örneğin globalleşen iletişimden, globalleşen kültürden bahsetmek mümkün değil mi?

Bir siparişin dünyanın öteki ucundan geçilmesini sağlayan altyapıya global iletişim derken; dilenirken vücudun ne tür bir şekil alacağını belirlemek üzere dünyanın iki ucu arasındaki iletişim, globalleşmenin bir örneği neden olmasın?

Cevap basit: Çünkü globalleşmenin istediği iletişim amacı bu değildi! Teoride herkes için her yer için olan o “nesnel” olgu, pratiğe geldiğinde aslında sadece şu şu amaçlar için kullanılırsa kabul edilir; yoksa edilmez. Irak’ın demokrasiye geçmesi istendiği için, Irak’taki her santimlik “ilerleme” demokrasi olarak adlandırılıyor. Oysa belki de şu an Kuzey Kore’nin yapmış oldukları Irak’ın on misli. Ancak yine de o demokrasi değil.

İşin ilginci dünyanın dört bir yanında global kültür ve global iletişim imkanlarından istifade etmeye başlayan kitleler; kimin ne istediğine bakmadan günahıyla sevabıyla kendi oyun planlarını geliştiriyor ve global imkanları bu amaçları için kullanıyor.

Hırsız, sosyal medyada on gün tatile gideceğini beyan edenlerin evini bulup, gidip soyuyor. Terörist bir sonraki eylem planını hazırlarken, ekonomist bir sonraki ticari hareketi yaparken, sokaktaki dilenci de hangi pozu verirse daha çok sadaka alır, bunu tespit ederken. Tümü de globalleşmeden istifade etmektedir.

Bu açıdan toplumsal olgular da matematik ispatları veya formülleri gibidir. Bir kez var oldu mu artık o herkesin ortak malıdır.

Tanol Türkoğlu / tanolturkoglu@gmail.com


Tanol Türkoglu