“Tıp Eğitimi” Nereden Nereye?

Makaleler
“Tıp Eğitimi” Nereden Nereye?

Prof. Dr. Bilge Aykurtbilgeaykurt@gmail.com

Bu yazıda Hacettepe ve kurduğu Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 60’lı yıllarda başlayıp, 80li yılların başına dek süren, kuramsal bilgiler yanında yoğun uygulamalı eğitimin verildiği 7 yıllık Entegre Tıp eğitimi ile ilgili bazı bilgiler aktarılacak.

Bu eğitimde 2 yıl Tıp Öncesi Bilimleri; Fen Dersleri; fizik, kimya (analitik, organik, fiziko-kimya, inorganik kimya), yüksek matematik, cebir, moleküler biyoloji…)  Sosyal ve Beşeri Bilimler (psikoloji, sosyoloji, felsefe…) istatistik dersleri, beraberinde yabancı hocalardan Yabancı Dil Dersleri alınıyordu.


2 yıllık bu eğitim başarıyla bitirildiğinde, Tıp Öncesi Sertifikasıyla, Birer yıllık 5 dönemden oluşan 5 yıllık Tıp Eğitimine başlanabiliyordu, (yıl, dönem olarak adlandırılıyordu). Alınan derslerin her birinden 100 üzerinden en az 60 puan alınamadığında, ders tekrarı olmaksızın programdan çıkarılıyor, tıp eğitimine başlanılamıyordu.

Tıp Eğitiminin ilk 4 döneminde (3.,4.yıl); her dönem 40 hafta, 5.dönem  (İntörnlük) ise 48 hafta sürüyordu.

Eğitim “Entegre Sistem” adı verilen organ ve organ sistemlerine göre yapılırdı.  2 yıl süren Dönem 1 ve Dönem 2 de, Temel Tıp Eğitimindeki derslerinin her dönemi, önceleri Komite olarak adlandırılan, ortalama 6-9 Ders Kurulundan oluşuyordu. Kardiyo-Vasküler, Solunum, Endokrin-Metabolizma, Sindirim, Kas-İskelet, Beyin-Sinir Sistemi, Kadın Hastalıkları ve Doğum gibi… Burada sistemlere ait anatomi, histoloji, patoloji, fizyoloji, biyokimya gibi temel bilimler dersleri ile klinik bilimler birbirleri ile ilişkilendirilerek, hastalıkların etiyolojisi, sistemlere ait pato-fizyolojisi, semptomları, klinik,  laboratuvar bulguları ve tedavileri öğrencilere öğretilirdi. Öğrenciler anatomi derslerinde kadavra diseksiyonları yapar, laboratuarlarda çalışırdı.

Her ders kurulunda 2 ara sınav, sonunda da final sınavı yapılır, ara sınav notunun %40’ı, final sınavının %60‘ı ile o ders kurulu sınav notunu oluştururdu. Sınavlar; o ders kurulunda verilen tüm derslerden, her dersin belirli barajının olduğu, (barajın tutturulması şarttı.) 250 puanlık, 3 saat süren sınavlardı. Başarılı olmak için en az 60 puan almak gerekirdi.

Yılsonunda da; ders kurullarında alınan derslerin tümünden yeniden  (tümü başarıyla geçilse de) Büyük Final Sınavına girilirdi. Sınavlara girebilmek için, tüm derslere devam şarttı. Mazeret, ciddi bir hastalıkta bile, hastalık raporu geçerli olmazdı. Bu sınavda da, ders kurullarının her birinden alınan puanların %40’ı, yılsonu büyük sınavında alınan puanın %60’ı alınarak elde edilen not ortalaması, o yılın başarı puanını oluştururdu. Başarılı sayılmak için en az 60 puan almak gerekirdi. Tutturulamadığında tekrarı olmaz okulla ilişki kesilirdi. (59 ortalaması olanların atıldığı olurdu.)

Dönem 3 ve Dönem 4 de (5.,6.yıl) klinik stajlar yapılırdı. 2 yıl süren bu  dönemde; klinik uygulamalar yanında patoloji,  radyoloji gibi laboratuar  çalışmaları, toplum hekimliği dersinde; köysel bölgelerdeki Sağlık Ocaklarında 2 ay süren saha uygulamaları yapılırdı.

Cerrahi ve İç Hastalıkları Bilim Dallarındaki derslere göre; ameliyatlara girmek, cerrahi ve bazı pratik uygulamalar yapmak şarttı. Doğum yaptırmak, ameliyatlara girmek, dikiş atmak, alçı yapmak, tırnak çekmek, anestezi vermek (genel, spinal anestezi), beyin omurilik sıvısı almak, karaciğer, böbrek biyopsileri yapmak, akciğer zarları ve karından sıvı almak (torasentez, parasentez) gibi işlemlerin belirli sayıda ve başarılı şekilde yapılması gerekiyordu.

7. yıldaki Dönem 5 intörnlük’te, klasik tıp fakültelerindeki ilk yıl asistanı gibi reçete imza yetkisi de olmak üzere, öğretim üyeleri ve uzmanların denetiminde sorumluluk alınarak, hekimliğe hazırlık çalışmaları yapılırdı. Cerrahi ve İç Hastalıkları Tıp Bilimlerindeki toplam 4 dalda; 3’er ay süreyle bizzat hasta takip ve tedavileri yapılırdı. Yapılan değerlendirmelerde başarı olunursa, 7. yılın sonunda Tıp Doktoru diploması almaya hak kazanılırdı.

YÖK Entegre sistemi kaldırıyor

YÖK’ün kurulmasıyla Entegre Eğitim Sistemi tümüyle kaldırıldı. Klasik üniversitelerdeki eğitim sistemine dönüş başladı. Yeni sistemin uyarlanması, altmışlı yıllarda bu sistemle öğrenciliğe başlayıp, yıllar boyu bu sistemle hocalık yapan bizler ve öğrencilerimiz için kolay olmadı.

Açıklamak için, kendi dalımdan örnek verirsem;  Entegre Sistemde; öğrencilere bir önceki yıl, 36 saatlik Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kürsü dersleri verilir, başarılı olanlar, ertesi yıl da 1 ay süreyle staj yaparlardı.

Bu stajda öğrenciler, öğretim üyeleri ve uzmanlar nezaretinde 15 gün poliklinikte çalışır, 15 gün de klinikte, uzman hekimler gözetiminde hasta takip ederler, öğretim üyelerinin yaptığı hasta başı ziyaretlerinde (vizit) hastalarını takdim ederler, hastalar ve hastalıklarla ilgili tartışmalar yapılırdı. Ayrıca klinikte de öğretim üyelerinin verdiği 12 saatlik teorik dersleri alırlar, yabancı dildeki yayınların tartışıldığı dergi kulüplerine katılırlardı. Staj sonunda önce sözlü sınava, başarılı olduklarında da yazılı sınava girme hakkı kazanırlar ve 60 puan aldıklarında başarılı sayılırlardı.

YÖK’ün kurulmasıyla; 36 saatlik kürsü derslerimiz 6 saate, 1 aylık stajımız 5 yarım güne indirildi. ( günün diğer yarısında, farklı derslere giriyorlardı.) Yarım hafta staja gelen öğrencilere 2 ara sınav ve final sınavı yapmamız istendi. Bizler ne kadar eğitim verebiliyorduk ki, öğrencilerden ne başarı bekleyecektik?

Bu sistemle öğrenciler başarı olamayınca, YÖK tarafından geçiş puanları 50’ye düşürüldü. Başarılı sayılmaları için de; gönderilen yazılarla ek sınav hakları verilmesi isteniyordu…

Hacettepe, kurduğu Atatürk Üniversitesi, sonra da Hacettepe’nin kurduğu birkaç Tıp Fakültesi’nde uygulanan Entegre Sistem, son yıllarda 9 Eylül Tıp Fakültesi olmak üzere, bazı klasik tıp fakültelerinde de uygulanma aşamasındaydı.

Üç yılı aşkın süren çabalarımızdan sonuç alamayınca, bu sistemle iyi hekimler yetişemeyeceğine karar vererek, üzüntüyle Tıp Fakültesi hocalığından ayrıldık.

Entegre Sistemle yetiştirdiğimiz üst düzey akademik, idari görevlerde bulunmuş çok sayıda başarılı hekimlerimiz varken, şimdilerde Türkiye’nin Baş Şehrinin Ankara olduğunu bilmeyen tıp öğrencileri olduğunu gördük.

Ancak yakın bir gelecekte Tıp Eğitimi; hasta muayenesi, hastalık tanısı, tedavisi, hekimler yerine dijital teknolojiler, ileri yapay zekâ yazılımlı robotlara kalacak.

Cerrahi işlemler; hekim yönlendirmesine bile gerek kalmadan, hatta uzaktan robotlar tarafından yapılacak. Sonunda da robotların; tıp eğitimi, hekimlik hizmetlerinde yer alacağını ummaktayım.