Yeni kuşak, bilim ve teknoloji

Ali Akurgal Y
Yeni kuşak, bilim ve teknoloji

Yeni kuşak, ilkokuldan üniversiteye, salgın nedeniyle birden örgün öğretimden dışarı çıkmış oldu. Bu senenin üçüncü ayından başladılar, “uzaktan öğreniyor”lar. Uzaktan öğrenme, yakın zamanda, belki de hiçbir zaman terk edilemeyecek, “öğrenme”nin “okul”a ait olduğu döneme geri dönülemeyecek. Bunun yararlı tarafı da var, yetişenleri eksik bırakan tarafı da. Yararlı taraf, kendi kendine öğrenebilmeyi öğrenmek. Buna son yazımda değinmiştim.

Kendi kendine öğrenmek

Kuşkusuz, kendi kendine öğrenmesini bilmek, kişiye büyük özgüven veriyor ve arayıp da bulamayacağı hiçbir şey olmadığı düşüncesiyle sürekli kendini aşma güdüsü veriyor. Bunu başarabilenler, gelecek kuşağın parlayan yıldızları olacak. Umalım ki, sosyal medyayı düzenlemek uğruna alınacak önlemler, koyu kısıtlamalara dönüşüp, bu başarıyı göstereceklerin bilgiye erişim yollarını kapatmasın. “Evde kal”mak ama derslerden ve öğrenmekten geri kalmamak, çok iyi bir fırsat.


Yeni ders yılında okulların nasıl açılacağına ilişkin havada uçuşan bilgiler, dersliklerde öğrenci sayısının azaltılacağı ve bu nedenle de ders saatlerinin yeniden düzenlenerek azaltılacağı şeklinde. Bu da bir fırsat. On öğrenciye bir öğretmen düşüyorsa, öğretmenlerin öğrencilerle tek tek ilgilenme şansları yükselecek demektir. Eğer öğretmenler, azalan ders saatlerinde hâlâ müfredattaki bilgiyi aktarmayı hedeflemez, bilgiyi nasıl bulacaklarını öğrencilere anlatırlarsa bir taşla iki kuş vurmuş oluruz. Hem daha yoğun öğretmen ilgisi hem de kendi kendine öğrenme fırsatı.

Ekrana mahkûm olmak

Uzaktan öğrenmenin en olumsuz yanı, öğrenmenin kişiselleşmekten koparak sanallaşması. Geleneksel yöntemde insan hafızasına kazınan yollar, yöntemler ve bilgiler gidiyor, yerine o an bakılıp bulunan sonradan gene bulunabileceği varsayılan “bulut” şeklinde bilgi yumakları geliyor. İnanmıyor musunuz? Peki, en yakın arkadaşınızın telefon numarasını biliyor musunuz? Hayır. Nasılsa cep telefonunuzda adıyla resmiyle kayıtlı onu seçince konuşuyorsunuz.

Ekran arkasındaki bilgi de böyle. Bir gün ekranın arkasındaki erişim yolları bir nedenle kopsa, kesilse, başka yerlere yönlendirilse, o ekrana bağımlı olmuş insanlar en doğal ve temel gereksinmelerini bile karşılayamaz olabilecekler. Kim bilir, belki gelecekte insanları köleleştirmek için bu yol kullanılacak?

Ekrana mahkûm olmanın diğer bir sonucu da yapabilir olmaktan uzaklaşmak. Düşünün ki, bildiğiniz her şey sanal. İki teli bağlamaktan veya bir vidayı sıkmaktan yoksunsunuz. O kadar bildiğinizi sonuca dökemedikten sonra ne kıymeti kaldı? Bu duruma düşmemek için, salgın nedeniyle birden kendimizi içinde bulduğumuz kendi kendine öğrenme, az ama daha yoğun öğretmen ilgisini eğer “maker” alışkanlıkları ile desteklemezsek içine düşeceğimiz çıkmaz bu olacak. Bu İngilizce deyim, biz zamanında Türkçe karşılığını ortaya koyamadığımız için olsa gerek, artık dilimize yerleşiyor. Geçmiş kuşakların “mekano”, “lego” gibi maker oyuncaklarının, günümüzdeki bir kısım elektronik benzerlerini satanlar başka söz bulamadıklarından bunları “maker ürünleri” olarak sınıflandırıyorlar. Geliştirme kiti diyenler de yok değil.

Belediyelere düşen görev

Yapabilir olmaktan uzaklaşmayı engellemek için her yaştan öğrenim çağındaki çocuk ve gençlere onların hayallerini ekranın arkasından çıkartıp, bilim ve teknolojiyi kullanarak önlerindeki masanın üzerine koymalarını sağlayacak, dışarıda, kara hava ve denizde bunları deneyebilmek olanağını veren kulüpler oluşturmak gerek. Buralarda, az sayıda öğrenciye kendilerinden birkaç yaş büyük, o deneyimi yaşamış olan ağabey veya ablalarından destek gerekli. Bunu en iyi sağlayabilecek olan, kanımca belediyeler. Ulaşımı kolay yerlerde uygun binaları var, toplumla birinci derecede temas da onların görevi. Oluşturacakları bu kulüplerde, öğrenciler, kendi satın alacakları parçalar ile ve fakat bu kulüplerin alet ve cihazlarını kullanarak hayallerini gerçeğe dönüştürebilirler.

Belki de salgının, akıllarda hiç olmayan bir olumlu etkisi bu olur.

Ali Akurgal

*Bu yazı, HBT Dergi 228. sayıda yayınlanmıştır.

Ali Akurgal