Akademi bilimsel çalışmaların neresinde – 9

Mustafa Çetiner
Akademi bilimsel çalışmaların neresinde – 9

Bir önceki yazımda Sayın Mümin Yıldırım’ın yayınladığı liste konusunda yazdıklarıma çok sayıda geri bildirim aldım.

Bunların büyük bölümü benim yazdıklarıma paralel düşüncelerdi, kimileri daha da ileri gidip listenin yanlışlıklarla dolu olduğunu, hekim isimlerinin yanlış listelere konulduğunu, hekimlerin uzmanlıklarıyla ilişkili olmayan listelerde yer aldığını belirttiler.

Mesela bir hekim arkadaşım, Türkiye’de tıp eğitimi alanında tek bir kişi mi yayın yapıyormuş diye sordu bana... Hepsine aynı yanıtı verdim. Evet, bu listenin gerçek bir liste olmadığını nedenleri ile dile getirdik, bunun ötesini tartışmak bizim işimiz değil. Eleştirinin dozunu kaçırmamak lazım, ortada büyük bir emek var.

Üstelik HBT gibi nesnel ve görüşlere açık bir platform da var, dileyen düşüncesini yazmalıdır. Mümin Yıldırım’a teşekkür ederek bu faslı kapatıyorum. Onun da bilmesini isterim, amacım asla kısır bir polemik yaratmak değildi.

***

Ülkemiz çok zor bir dönemden geçiyor. Malum terör örgütünün akademik alanda da neler yaptığı yavaş yavaş gün ışığına çıkıyor.

Örgüt üye veya sempatizanlarının nasıl kayırıldığı, hak etmedikleri halde nasıl yurt dışındaki önemli merkezlere eğitim için yollandığı, yayın ortaklıklarının nasıl kurulduğu, yayın sayılarının arttırılması için neler yapıldığı, doçentlik jürilerinin nasıl yanlı düzenlendiği, Tıpta Uzmanlık Sınav sorularının nasıl sızdırıldığı, üniversitelere ilgili Anabilim Dallarının fikirleri alınmaksızın nasıl onlarca yeni öğretim üyesi alındığı ile ilişkili 'fiskos' ayyuka çıkmış durumda.

Akademik çevreler bu günlerde hep bu konuları tartışıyor. Bir yanda meslektaşlarının işlerine son verilmesi, onların içine düştüğü durum, 'kurunun yanında yaş yanıyor mu' kaygısı ve duyulan derin rahatsızlık. Ama diğer tarafta da yukarıda sıraladığım haksızlıkları 'büyük olasılıkla' yapmış olan bir terör örgütü ve onun akademisyenleri.

Gelinen noktayı YÖK Başkanı Prof. Dr. Saraç söylüyor. "Üniversitelerde öğretim üyesi kimliğiyle 'üniversite imamı, üniversite abisi' rolleriyle bazı rektörlere talimat verildiği iddiaları var. Bu iddialar kabul  edilemez. Bu hususu tespit ettiğimde gereğini yaparım..."

Bu süreç birçok üniversite mensubu gibi benim de geçmişte anlayamadığım, anlamlandıramadığım durum ve dinamikleri de anlamaya başlamamı sağlıyor. Akademinin içinde uzun süredir bir 'sakil' duruş vardı. Emeksiz, çabasız, üniversite kültüründen habersiz, dogmatik, hiyerarşik kafalar. Bu kafaların akıl almaz tırmanışları, anlamsız bir kibir, 'ben neymişim be' ruh hali, her şeyi yapmaya kendini yetkili gören bilim dışı tutumlar.

Dahası yönetmek, idari konumlara yerleşmek için bir bilim insanından beklenmeyecek büyük bir iştah.

Bir arkadaşım dedi ki: "Bilimsel yayın yapan insandan zarar gelmez derdim, ama yanılmışım. Onlardan da zarar gelirmiş..."

Ben de, "Bu işi ayrı tutmak gerekmez mi" diye soracak oldum.

Yanıtı hazırdı:"TBMM bombalayan, masum ve sivil insanların üzerine ateş açanlar 'pokemon'lar mıydı?"

Yaşanan süreç üniversitelerimizin ne kadar kırılgan, kötü organize ve gerçek yaşamdan kopuk bir halde olduğunu da açıkça gösterdi. Çok sıkı bir öz eleştiri zamanıdır. Aslında her büyük kriz ve sıkışmışlık yeni şans ve umutları da içinde taşır. Bu konuda kafa yormalıyız, adil ve objektif olarak olanları tartışmalı ve sonuçlar çıkartmalıyız. Bunları yapmak sadece akademisyen değil aynı zamanda birer yurttaş olarak da sorumluluğumuzdur.

Ne de olsa hepimiz eminiz, 15 Temmuz darbe girişimini 'pokemon'lar yapmadı...

Mustafa Çetiner / dr.m.cetiner@gmail.com

Mustafa Çetiner

Prof. Dr. Mustafa Çetiner 1964 yılında Kayseri'de doğdu. Halen İç Hastalıkları ve Kan Hastalıkları uzmanı olarak VKV Amerikan Hastanesi Hematoloji Bölümü'nde görev yapmaktadır ve Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesidir. Hekimliği ve öğretim üyeliği yanında Popüler bilim, etik, tıp ve tıp tarihi konularında kaleme aldığı güncel yazılarıyla tanınır.