Bilim tarihinin unuttuğu bir isim; Samuel Wilks

Mustafa Çetiner
Bilim tarihinin unuttuğu bir isim; Samuel Wilks

Samuel Wilks bilim dünyasının en az bilinen ancak önemli isimlerinden biri. Şansının veya şanssızlığının nedeni tıbbın en görkemli yıllarında ve bilimin en yoğun üretildiği merkezlerden birinde çalışmış olması geliyor.

Samuel Wilks; tıpkı Bright, Addison ve Hodgkin gibi Guy’s Hastanesinin önemli hekimlerinden biriydi ve yaşadığı dönemde büyük saygı görmüş gerçek bir bilim adamıydı. Yine şansı veya şanssızlığı bu büyük tıp insanlarının kıdem olarak gerisinden geliyor olmasıydı.

İngiliz Patoloji Derneği Başkanlığı (1881–1882), Nöroloji Derneği Başkanlığı (1887), Londra Üniversite Senatosu üyeliği, Genel Tıp Konseyi üyeliği (1887– 1896), “Royal College of Physicians” Başkanlığı (1896–1899) yapmıştı. O, kraliçenin de özel hekimiydi. Ancak tarihsel olarak ünü Guy’s Hastanesinin üç devi olan Bright, Addison ve Hodgkin’in oldukça gerisinde kalmıştı.


Wilks’in akademik olarak talihsiz biri olduğunu ileri sürenler, bu düşüncelerine temel olarak ilk kez Wilks’in tanımladığı veya tanımlanmasına yardımcı olduğu hastalık ve sendromların hep başka isimlerle biliniyor olmasını alırlar.

Buna inananlar aslında pek haksız değillerdir.

Onun tanımlanmalarına büyük katkı sağladığı Hodkgin Lenfoma, Korsakoff Sendromu, Crohn Hastalığı, Addison Hastalığı ve Bright Sendromu gibi klinik durumların hiç birinde adı geçmez. Wilks elbette bu hastalıkları tek başına tanımlayıp isimlerin başkalarına verilmesine göz yummamıştır ancak bunca katkı sağladığı hastalıklarda adının anılmaması da biraz haksızlıktır.

Wilks, Addison’un 1860 yılında ölümünden sonra İngiltere’nin dört bir yanındaki olguların patolojik materyallerini toplamış ve Addison hastalığının esaslı bir tanımını yapmıştır. Onun 1862 yılında konuyla ilgili yazdığı makale Addison’a duyduğu derin saygının da izlerini taşır. Wilks’in kanımca asıl önemi, lenfomanın tanımlanmasına olan büyük katkısıdır. Wilks’in lenfoma ve lenf sistemi hastalıklarına olan ilgisi 1800’lü yılların ikinci yarısında başlamıştır. Özgün makalesinden anlaşıldığı üzere Thomas Hodgkin aslında isim babalığı yaptığı hastalığı tam olarak tanımlayamamıştı. Hodgkin’in çalışma arkadaşı Richard Bright, 1838 yılında bu makaleye birkaç önemli katkı yaptı. Ama asıl katkı kuşkusuz ki, Samuel Wilks’in olandır. Wilks konu ile ilgili ilk makalesini 1856 yılında “Lardaceous Disease” ismiyle yayımladı. Wilks, bu makalede Hodgkin’in daha önce yazdığı birkaç olgunun da dahil olduğu 10 hastalık bir seri bildiriyordu. Bu makaleden 9 yıl sonra ise bu kez ünlü makalesini yazdı (Wilks S. Case of a peculiar enlargement the lymphatic glands and spleen (or Hodgkin Disease) with remarks. Guy’s Hospital Rep. 11;56-67,1865). Bu makalede olgular önceki yazıların aksine son derece ayrıntılı biçimde tanımlanıyordu.

Samuel Wilks, Richard Bright’ın da hatırlatmasıyla hastalığı asıl fark edenin Hodgkin olduğunu biliyordu. Bu nedenle ona saygının bir ifadesi olarak makalesinde ilk kez “Hodgkin Hastalığı” terimini kullanmıştır.

Hodgkin kendi makalesinde olguların öykü, fi zik muayene ve patolojik bulgularının gelişigüzel bir tanımlamasını yapmış ve ayrıntı vermemiştir. Oysa Wilks’in yazısında son derece açık tanımlamalar vardır. Örneğin hastalarda oluşan aneminin varlığı Wilks tarafından fark edilmiştir. Bir olguda izlediği periyodik ateşe de makalede yer vermiştir. Thomas Hodgkin, Wilks’in tam olarak hastalığı tanımladığı ve Hodgkin hastalığı ismini verdiği makalesini yayımladığı 1865 yılında tıptan artık tamam kopmuştu. Wilks’in makalesini gördü mü, ilgilendi mi, hastalığa Hodgkin hastalığı isminin verildiğini öğrendi mi, öğrendi ise ne hissetti, bilmiyorum.

O yıllarda Hodgkin kendini tamamen hayır işlerine ve sosyal ayrımcılıkla mücadeleye vermişti. Nitekim Hodgkin, makalenin yayımlandığı yıldan bir yıl sonra, 1866’da Kudüs’e ulaşmaya çalışırken Yafa’da yaşamını yitirdi. Samuel Wilks, tıp tarihi içinde önemli bir yere sahiptir. Onun son derece üretken akademik kariyerine bakıldığında insanın aklına sorular geliyor.

Acaba Wilks olmasaydı Guy’s Hastanesinin üç devi diye bir terim yine de olur muydu? Acaba Wilks, tarihe geçmek için konforlu ve zengin yaşantısından vazgeçip yoksul ve sorunlu bir yaşam süren Hodgkin’in yerinde olmak ister miydi? Acaba sevgili “hocalarının” onun yaptıklarını biraz da kendilerine mal etmelerini sorun yapmış mıydı? Dediğim gibi Wilks az tanınan ama bir o kadar ilginç tarihi bir hekim profilidir.

Mustafa Çetiner / dr.m.cetiner@gmail.com

Bu yazı HBT'nin 158. sayısında yayınlanmıştır.

Mustafa Çetiner

Prof. Dr. Mustafa Çetiner 1964 yılında Kayseri'de doğdu. Halen Acıbadem Sağlık Grubu Maslak Hastanesi'nde İç Hastalıkları, Hematoloji Bölümü'nde görev yapmaktadır. Hekimliği ve öğretim üyeliği yanında Popüler bilim, etik, tıp ve tıp tarihi konularında kaleme aldığı güncel yazılarıyla tanınır.