Yeni mezun hekimler ve yeni hekim adaylarına…

Mustafa Çetiner
Yeni mezun hekimler ve yeni hekim adaylarına…

Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi ikinci mezunlarını verdi. Geçtiğimiz yıl mezun olan 19 genç meslektaşımızın neredeyse tamamı ne yazık ki, kariyerlerini ülke dışında sürdürmek kararı aldı.

Onların başta Kuzey Amerika olmak üzere dünyadaki bir çok önemli tıp merkezince kabul edilmelerine sevindik ancak bir taraftan da içimiz burkuldu. Keşke burada, gözümüzün önünde olabilselerdi.

Bu yıl mezunlarımızın da önemli bir kısmı şanslarını ülke dışında denemek niyetindeler. Ama Türkiye’de kariyerlerini sürdürmek isteyenler var. Henüz son sınıf öğrencisi (intern Dr.) iken girdikleri TUS sınavında derece yapanlar oldu, girenlerin hiç biri 65 puan altında not almadılar.


Bunları sadece bizim fakültemizi övmek için yazmıyorum. Bu durum emekleyen tıp fakültemize göre çok daha köklü Tıp Fakültelerimiz için de geçerli.

Bu genç insanlara inanılmaz bir yatırım yapılıyor. Tıp eğitimi çok pahalı bir eğitim, Türkiye’nin en iyi beyinleri Tıp fakültelerinde iyi bir gelecek için 6 yıl boyunca olağanüstü bir emek harcıyor. Üstelik bu emek sadece bir başlangıç. Tüm meslek yaşamları boyunca emekleriyle var oluyorlar.

Bu genç insanları daha sonra nasıl bir girdabın içine atıyoruz ?

Geçtiğimiz günlerde gazete haberiydi. Haber Sağlık Bakanlığı Kamu Hizmetleri Satış tarifesi hekim muayene Alternatif Tıp poliklinik fiyat listelerini konu alıyordu. Yukarıda anlattığım genç meslektaşlarımızın acil poliklinik, normal poliklinik ve yatan hasta konsültasyon bedelleri 22.5 TL olarak belirlenmiş.

Buna karşılık kupa tedavisi (hacamat) 50 TL, Homeopati tedavisi 90 TL, Hipnoz 100 TL, Fitoterapi 75 TL gözüküyor. Bu fiyatlar malzeme hariç fiyatlar, bir de bunlara malzeme eklemek lazım. Bu liste uzun.

Şimdi neye yanalım, hastalarımıza mı, bilimsel tıp eğitimini bin bir emek ve yüzbinlerce TL para harcayarak verdiğimiz pırıl pırıl öğrencilerimize mi, onların ailelerine mi, kendimize mi ?

Yoksa acil servislerde 22.5 TL karşılığında hasta muayene ederken sözlü ve fiziki saldırıya uğrayan, aşağılanan hekimlere mi acıyalım?

Mesela, hiç şişe çekerken hakarete uğrayan, dayak yiyen hekim var mıdır ?

Ya da Fitoterapi sırasında uygulamaları yüzünden malpraktis cezası alan?

Hipnoz tedavisi sonrası hakkında davalar açılan bir hekime rastlayabilir misiniz?

Aranızda şişe çekme eğitiminin nerede alındığını bilen var mı? Ben Hacamat’cıyım diyen bir hekim nasıl peydah olur?

TUS sınavlarında başarılı öğrencilerin seçtiği branşlara bakın. Tümü hasta ile riski az olan, acili olmayan branşlar.

Dava riski yüksek uzmanlık dallarının yıllara göre taban puanlarını konu alan bir çalışma, 2009 yılında itibaren Acil Tıp, Beyin Cerrahisi, kadın Doğum, Genel Cerrahi , Ortopedi ve Pediatri branşlarında temel puanların 65’lerden 50 puan altına doğru gerilediğini gösteriyor.

Bir de bu hekimleri uzmanlık sonrası ilgileri ve bilim üretme yatkınlıklarına filan bakmadan en verimli yıllarında 2 yıl zorunlu hizmete gönderiyorsunuz.

Memuriyette ¼’ü derecesine gelmiş, yani en üst düzey devlet memuru olan bir uzman hekime Temmuz 2017 artışı ile 4.524 TL bir maaşı layık görüyorsunuz.

22.03.1974 tarihli ve 14993 sayılı Tababet Uzmanlık Yönetmeliği’nin 10. Maddesine göre bir hekimin göreceğe hasta sayısı en çok 20 ile sınırlandırılmış iken bu kurala aldırmadan onlarca hasta baktırıyorsunuz.

Bunlar mesleğin olumsuzlukları...

Ama genç meslektaşlarımın gözlerindeki o pırıltılı bakışları gördüğümde yine de umut doluyorum, kendilerini bekleyen zorluklara rağmen “hekim” olmanın ayrıcalığını fark ettiklerini anlıyorum.

Bir iki söz de hekimlik mesleğini seçmeyi isteyen yeni adaylara...

Eğer ekonomik nedenler ile hekimlik mesleğini seçecekseniz, bunu yapmayın. Çünkü önümüzdeki süreç Türkiye’de bu mesleği insanlık sınırlarını zorlayan, büyük bir özveri gerektiren, dahası boğaz tokluğuna yapılacak bir meslek haline getirecektir. Üstelik yaşanacak her zorlukta siz ve mesleğiniz suçlanacaksınız. Ama eğer içinde “insan” olan bir meslek seçmek istiyorsanız, başka insanların acılarını dindirerek mutlu olacağınızı düşünüyorsanız, yaşamınızın her anını işinizle geçirmeyi kabul ediyorsanız, içtenlikle söylüyorum, “hekim” olun.

Mustafa Çetiner / dr.m.cetiner@gmail.com


Bu yazı HBT'nin 66. sayısında yayınlanmıştır.

Mustafa Çetiner

Prof. Dr. Mustafa Çetiner 1964 yılında Kayseri'de doğdu. Halen Acıbadem Sağlık Grubu Maslak Hastanesi'nde İç Hastalıkları, Hematoloji Bölümü'nde görev yapmaktadır. Hekimliği ve öğretim üyeliği yanında Popüler bilim, etik, tıp ve tıp tarihi konularında kaleme aldığı güncel yazılarıyla tanınır.