Tamam, işleri kapıyor robotlar, peki ya sonrası?

Tevfik Uyar
Tamam, işleri kapıyor robotlar, peki ya sonrası?

Robotların iş dünyasına dâhil olmasının akla gelen ilk yan etkisi iş gücünün el değiştirmesi… Bu doğru. Elbette çok daha ağır koşullarda, yorulmadan ve şikâyet etmeden çalışabilecek, yaratıcı zekâ gerektirmeyen işlerde insandan çok daha hızlı ve verimli bir şekilde görev yapabilecek “rakipler” olarak görülebilirler. Ancak sonrası daha vahim olabilir…

Mesela, Nick Bostrom’un süper zekâ ve olası tehlikelerini konu aldığı "Süperzekâ: Yollar, tehlikeler, stratejiler" adlı kitabında dikkat çektiği tarihi bir gerçek var… O da şu: Otomobilin icadından önce ABD’deki at nüfusu 27 milyondu. Elbette bu atlar, ulaşımda, taşımada, inşaatta, tarımda… Hemen hemen her yerde kullanılıyorlardı. Ne zaman ki motorlu araçlar piyasaya sürülüp de ulaşılabilir hale geldi, at nüfusu dramatik bir biçimde düşmeye başladı. Bugün ABD’deki at nüfusu 3 milyon ve pek azı işe koşuluyor. Çoğunlukla hobi ve eğlence amacıyla yetiştiriliyorlar.

Bostrom buradan yola çıkarak, robotların iş gücü piyasasını ele geçirmesi halinde insan nüfusunun da dramatik bir biçimde azalabileceğine dikkat çekiyor. Sosyal eşitsizlikleri de dikkate alarak… Zira eğer atlar insansa, bir de at sahipleri olacak… Ve bu at sahiplerinin, “hobi ve eğlence amaçlı” olarak sadece insanların görmesini istediği işler olursa, insanlar iş bulabilecekler kendine.


Sanata da el attılar!

Öte yandan robotların artık yaratıcılık gerektiren bir takım işler yapabilmeye başladığını da hatırlatmak gerek. Hatta -tartışmalı bile olsa- sanat bile icra edebiliyorlar: Resim yapan, müzik besteleyen yapay zekâ uygulamaları her geçen gün daha da gelişiyor. Üstelik bir robot bestesiyle bir insan bestesini birbirinden ayırmak neredeyse imkânsız… Yani gelecekte “sahiplik” imtiyazına sahip olanların “ben sadece insan müziği dinlerim!” gibi takıntıları olmalı ki, müzisyenler de hayatta kalabilenlerden olsun. Yoksa “insana has” dediğimiz işlerde bile önemli bir insan erozyonu olacak gibi görünüyor.

Elbette bu çok kötümser bir senaryo. Bir anda insan nüfusu azalacak, piyasa robot iş gücünü üreten ve pazarlayan kimselerin kontrolüne girecek, bunlar da imtiyazlı yaşamlarını sürdürecek… Çok ciddi toplumsal dönüşümler olmadan böyle stabil bir dünya oluşması zor görünüyor. Ancak kimse o toplumsal dönüşümlerin gerçekleşmeyeceğini de iddia edemez; zira işsiz ve dolayısıyla yoksul insanların nüfusunun artması, bazı felaketleri kaçınılmaz kılabilir.

Elbette bu sosyal riskler toplumun sadece bir kesimini ilgilendiriyor. Oysa Bostrom’a göre, yapay zekânın kontrolden çıkması insanlık için “varoluşsal risk”.

Pek çok bilim kurgu filminde konu edildiği üzere, yapay zekânın insan zekâsını aşması çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. Hele bir de insan zekâsını aşan bu zekâ, başka bir zekâyı geliştirme kabiliyetine sahipse. Bu üstel artış, yani daha zeki olanın daha yüksek bir zekâ yaratmasının zincirleme bir şekilde devam etmesi, “zekâ patlaması” olarak adlandırılıyor. Eğer zekâ patlaması gerçek olursa, insan zekâsı kısa bir süre içerisinde ziyadesiyle geride kalır. Öyle ki, bir insanla şempanze zekâsı arasındaki kadar şiddetli olabilir bu fark. Bu kadar yüksek bir zekânın tüm kontrollerimizi aşması an meselesi olabilir… “Nasıl aşacak ki?” demeyin… Belki kendi hareketlerini kendinin kontrol ettiğini sanan şempanzeler de vardır.

Bu senaryonun gerçek olması halindeyse insanlığın varlığı tehlikede demektir…

“Niçin robotlar insanları tehdit etsin ki?” diye iyimser bir soru sorabilirsiniz.

Lakin son derece “mantıklı” olacağını tahmin ettiğimiz böyle bir zekânın, gezegenini sürekli olarak tahrip eden, diğer canlılara zulmeden bir türün artık sonunun gelmesi gerektiğine karar vermesi sürpriz olmazdı.

Tevfik Uyar / tevfikuyar@gmail.com


Tevfik Uyar

Uçak Mühendisi ve Sosyologtur. Yüksek Lisans ve doktora çalışmalarını yönetim psikolojisi üzerine gerçekleştiren Uyar, biri popüler bilim, diğerleri bilimkurgu türünde üç adet kitap kaleme almış, üç adet kitabın çevirisini yapmıştır.