Ara Güler ve işte o an!

Orhan Bursalı Y
Ara Güler ve işte o an!

Hiç mizansen hazırlıyor musun fotoğraf çekerken?

Hayır, diyor, bazen saatlerce bekliyorum, istediğim fotoğraf karesinin oluşması için. İnsanlar, vapurlar, balıkçılar, her neyse, istediğim çerçevede bir araya gelmesi gerek... İşte, o an! ve klik!

İnsanlar onu hâlâ ‘fotoğrafçı’ sanıyor, ama o bir gazeteci, foto muhabiri veya fotoğraf habercisi! Gerçi fotoğraf sanatı, fotoğraf sanatçısı nitelemelerine karşı çıkar. Haklıdır, sanatçı düş kurgular.

Ama Ara da o anki gerçeği, çekerken üzerine kattığı müthiş yorumla dondurur; bu yorum, yani fotoğraftaki hüzün, bakış, düşünce, onu ‘sanatçı’ yapar. Bu anlamda da fotoğrafında bir gizli kurgu vardır! O anı belgeleyen ‘romantik realist’ fotoğrafları, bir sanat şöleni gibidir. Çektiği fotoğraflardaki estetik tat ve bütünlük, bende bazen bir yontucu, bazen bir ressam ve sinema sanatçısı çağrışımı yapıyor. Bu anlamda, sanki görsel sanatların bütününü içeren bir ruhla karşı karşıyasınız.

Evet, sinema sanatçısı dedim! Fotoğraflarına bakıyorum, bir tanesini seçiyorum: Karedeki her şey birden hareketleniyor, nesneler kare içinde sağa sola gidiyor, dışarı çıkıp içeri giriyor, gülüyor, el sallıyor… Sevinç, hüzün, yalnızlık, çaresizlik, emek ve alın teri… Doğa, kapı, ev, sahil, sokak, cami, insanlar, çarşı, ışık, kar, yağmur, anne çocuk… Sonra birden klik ve fotoğraf donuyor yeniden!

Ara’nın fotoğrafları böyle canlanıyor. ‘Dur, öyle bakıp geçme!’ diyor ve fotoğraflarının arkasındaki o saklı canlı hayata katılmaya çağırıyor herkesi!

Ara Güler – Kumkapı Ermeni Balıkçıları. 1952’de Jamanak’ta yayımladığı röportajı ve 56 fotoğrafı kapsıyor. Türkçe, Ermenice, İngilizce. Diyor ki “Ermeni balıkçılar, dediler ama aralarında Türk’ü de var, Rum’u da…”  Orası, o tarihte Kumkapı Balıkçılar Köyü! Tam bir köy! Tekneler, ağlar, Marmara’nın artık tükenen balıkları, tezgahlar, insanlar, gecekondular, kahvehaneler, balıkçılar ve balıkçılar… Ve arkada o müthiş İstanbul silueti!  Yüzlerce ağın tül gibi İstanbul’un önünde sarktığı bu görüntüler artık geçmişe ait bir anı… “Dünkü rüzgâr kesildi, torikler voli voli dolaşmaya çıkmışlardır. Şimdi açıklara yollarını kesmeye gidiyoruz, haydi göreyim sizi tayfalar…”  Fotoğraflar bizi İstanbul’un merkezinde bilmediğimiz, ama artık kaybolmuş bir dünyasına götürüyor. Bugün ise bir anı olarak Kumkapı meyhaneleri ve Balık Hali kalmış geride.

Ara Güler – Fotocep, bir cep albüm. Fotoğraflar için kısa notlar düşmüş Ara Güler. Bazen kendine, bazen fotoğrafa, bazen sanatına ve anlayışına ilişkin. Gerçekçiliğe romantizm kattığını belirtiyor, romantik realist ve sosyal romantik olarak isim takıyor fotoğraflarına. “Seni alıp da bir fotoğraf bir yere götürüyor mu? Sen niye bir Thomas Mann romanı okuyorsun, bir Picasso tablosuna bakıyorsun? Onun gibi bakacaksın fotoğrafa, sanat dediğim fotoğraftan bahsediyorum, röportaj fotoğrafından değil...”  Birer belge, anı, yaşanmışlık, tarihin saptanması, yırtık pantolon, düşük kasket, Yağ Meydanında bekleyen işsizler, Galata Köprüsü üzerindeki sahlepçi, Diyarbakır Ulu Camii’de duvarda asılı Atatürk portresi altında Kuran Kursu gören başları tülbentli kız çocukları..

Ara Güler – İstanbul’u Dinliyorum, 1950-2010. “Yer değildi ki zaten çektiğim. Hayatın parçasıydı çektiğim. İnsansız bir şey olmaz, insanları sevmeyen insan fotoğrafçı olamaz, insansız bir şey yok ki…” diyor Ara Güler. Bir sokak çaprazında çektiği ahşap ev bile aslında insanı çağrıştırır. 60 yıllık hüzünlü bir bir İstanbul kronoloji. Ara, 60 yılın ta kendisi, yoksa bu fotoğrafları çekemezdi! Olayla bütünleşmeden, olayı yaşamadan hiçbir fotoğrafını çekemezdi.

***

Hem evdeyiz hem Koço’da meyhanede! Ara Güler’i dinliyoruz. Bütün onurları almış bir kişi. Dünyanın en iyi fotoğrafçılarından biri olarak belgeli! ‘Yüzyılın fotoğrafçısı’, ‘Legion d’Honneur’, Bay ‘Master of Leice’, ‘Fahri doktora’, ‘Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’, ‘TBBM Üstün Hizmet Ödülü’. Russell, Picasso, Churchill, Toynbee, Dali...

Koço’da Ara’yı gören bir Modalı, bir koşu evine gidiyor ve Ermeni Balıkçıları kitabını imzalatıyor! Anılar ve anılar… Yunanistan dönüşü Menderes’in rıhtımda fotoğrafını çekecek. Flaşın ‘lambası’ çakmıyor... “Biraz bekleyin lütfen” diyor, bir koşu gazeteden yenilerini alıp dönüyor... Menderes ve zevat bekliyor, gülerek poz veriyorlar Ara Güler’e...

Orhan Bursalı

*Bu yazı, 11 Ocak 2011 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, Bilim ve Siyaset köşesinde yayınlanmıştır.


Orhan Bursalı