Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 11

Mustafa Çetiner
Akademi bilimsel çalışmaların neresinde? – 11

Köşemi izleyenler yaklaşık 15 yıldır “akademi-bilim” ilişkisini irdeleyen yazılar yazdığımı bilirler. Daha kısa süre önce HBT’de bu konuda toplam 10 yazı yazmış, hatta çok değer verdiğim bazı meslektaşlarımın tepkisini de almıştım. Bu yazılarıma online üye iseniz HBT’nin web sayfasından ulaşabilirsiniz.

Geçtiğimiz hafta San Diego’da Amerikan Hematoloji Derneği’nin yıllık kongresindeydim, kongre izlenimlerim ile 11. yazıyı yazmaya karar verdim.

Önce Sezar’ın hakkını Sezar’a vererek başlamalıyım. Kongre her yıl olduğu gibi son derece iyi organize edilmişti. Çarpıcı çalışmalar, eğitim oturumları, yeni ilaçlar ile ilgili sunumlar, hepsi çok etkileyiciydi.


Yeni bilimsel çalışmaları özetlemek işini başka bir yazıya bırakıyorum ve Kongre başkanının şu sözleri ile izlenimlerimi aktarmaya başlıyorum.

“Bu yıl bir rekor kırdık, kongremize 22.000 üzerinde katılımcı kaydoldu...”

Devasa bir kongre merkezi, aynı andan onlarca farklı oturum, kongre merkezinin çevresindeki otellere taşan konferanslar, bilimsel çalışma sunumları, çalışma gruplarının toplantıları, karıncalar gibi ellerinde birbirinin aynı kongre çantaları ile oradan oraya savrulan, değişik dil, din ve ırktan hekimler, sağlık çalışanları.

Kongre yakalıkları bile statüko belirleyicisi; Amerikan Hematoloji Derneği’ne üye olmayan kongre katılımcıları, üye olan katılımcılar, yakalıkların altına eklenen unvanlarla tıpkı generaller gibi rengarenk yakalıklar taşıyan Hematolojinin yarı-tanrıları.

Sabah 07.00’de başlayan oturumlara yetişmek için, “jet-lag” halleriyle sallanarak kahvaltı salonlarını dolduran hekimler, transfer otobüslerinde yeni FDA onayı almış ilaçların reklamları. Gözümü açtığım sabah saatlerinden kendimi yatağa attığım gecenin geç saatlerine kadar kafamdan kovalayamadığım bir “big brother-büyük kardeş” algısı.

Sir Luke Fildes’in 1887 yılında yaptığı “Doktor” isimli tablosunu belki bilirsiniz. Tabloda hasta olan küçük bir kızın başında bekleyen hekimi resmedilmiştir. Belli ki saat gece yarısını çoktan geçmiştir. Hekim hastasının başını beklemektedir. Yorgundur ancak kendine özenini de koruyabilmiştir. Ceketi hâlâ üzerindedir, bir sandalyeye ilişmiştir. Endişeli yüzüyle hastasına doğru eğilmiş ve dikkatle küçük kızın yüzünü seyretmektedir.

Düşündüm de San Diego’ya toplaşan 22.000 üzerindeki hekimden kaçı için bu tablo bir anlam ifade ediyor olabilir?

Bilmiyorum... Bildiğim insana özel olan, insanla özel ilişki gerektiren bir mesleğin hızla bir teknisyen boyutuna doğru indirgenmeye başladığıdır.

Eğer bu küçük kız şimdi hasta olsaydı yanı başındaki sandalye kesinlikle “boş” olacaktı. Artık hekimlik bizim eski zaman filmlerinde izlediğimiz gibi bir meslek değil. Bizler yeni tedaviler, yeni moleküller, yeni tanı yöntemleri, yeni çalışma sonuçları peşinde koşarken “o sandalyeye” oturacak zamanı bulamıyoruz. Daha önce yazdım, yine yazarım, üstelik peşinde koştuğumuz bu bilgilerin doğrulukları da “su götürür” olabiliyor. Çok ama çok dikkatli olmak gerekiyor.

Sürekli kulaklarımıza yeni moleküller fısıldanıyor, yüzlerce yeni bilgi, binlerce döküman, makale, sanal ortamda onlarca web sayfası...

Milyarlarca, trilyonlarca doların döndüğü devasa bir sektör...

Giderek endüstrileşen sağlık ve ona hükmeden ilaç endüstrisi, taşıdığı kamusal yük altında ezilen, artık birer teknikere dönüşen hekimler.

Fildes’in eserindeki hekime öykündüğüm filan yok, o zamanlara geri dönemeyiz ama hastalara dokunan, paylaşan, yüreklendiren, dertlerine ortak olan hekimler olmaya devam etmemiz gerekmiyor mu?

Hipokrat’ın tüm sanatların en soylusu olarak nitelendirdiği hekimlik mesleğinin uygulayıcıları olan bizler, “teknik bir disiplinin” sıradan uygulayıcıları gibi gözükmek zorunda mıyız?

Koca bir dişlinin içinde yok olan, sıradanlaşan, renksizleşen, tek tipleşen hekimler olmak zorunda mıyız? Birkaç yıl önce yazmıştım, şimdi yine yazıyorum. Hipokrat bir zamanlar “hastalık yok hasta vardır” demişti. Yoksa şimdi “hastalık var, hasta yok” döneminde miyiz?

Mustafa Çetiner, [email protected]

*Bu yazı HBT'nin 38. sayısında yayınlanmıştır.


Mustafa Çetiner

Prof. Dr. Mustafa Çetiner 1964 yılında Kayseri'de doğdu. Halen İç Hastalıkları ve Kan Hastalıkları uzmanı olarak VKV Amerikan Hastanesi Hematoloji Bölümü'nde görev yapmaktadır ve Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesidir. Hekimliği ve öğretim üyeliği yanında Popüler bilim, etik, tıp ve tıp tarihi konularında kaleme aldığı güncel yazılarıyla tanınır.